İstanbul halkı yaşam manifestosunu ilan ediyor…

İSTANBUL HALKI YAŞAM MANİFESTOSUNU İLAN EDİYOR…

22 ARALIKTA, KADIKÖY’DE, İSTANBULUMUZA, TÜRKİYEMİZE, DOĞAMIZA, DENİZİMİZE, SAHİLİMİZE, SUYUMUZA, DERELERİMİZE, ORMANLARIMIZA, TARLALARIMIZA, BOSTANLARIMIZA, YIKILMAK İSTENEN MAHALLELERİMİZE, EVLERİMİZE, ESNAFIMIZA, KOMŞULARIMIZA, GARLARIMIZA, TİYATROLARIMIZA SİNEMALARIMIZA, SATILAN OKULLARIMIZA, TALAN EDİLEN TARİHİ VE KÜLTÜREL MEKANLARIMIZA, BARINMA HAKKI VE YAŞAM HAKKIMIZA SAHİP ÇIKIYORUZ…

Bugün İstanbul’da yüzden fazla ‘kentsel dönüşüm’ ve ‘yenileme projesi’ bulunmaktadır; bu projelerle İstanbul adeta yeniden inşa ediliyor; rant uğruna sağlam yapılar, tarihi tescilli binalar, mahalleler yerle bir ediliyor, orman arazileri sit alanları, arkeolojik rezerv alanları ortadan kaldırılıyor; Kentsel Dönüşüm ya da yenileme projeleri adı altında devlet gücü kullanılarak insanların evlerine zorla, kamulaştırma tehdidiyle el konuluyor; onlarca, beklide yüzlerce yıl bir arada yaşamaktan doğan mahalle kültürleri bir anda yok ediliyor; insanlar yılların kazanımı olan komşuluk ilişkileri ve dayanışma bağlarından, iş yerleri ve geçim kaynaklarından tedbirsiz, sosyal desteksiz acımasızca kopartılıp kent çeperlerinde kötü koşullarda yaşamaya terk ediliyor…

Sulukule, Tarlabaşı, Fener-Balat-Ayvansaray, Zeyrek, Süleymaniye gibi eşsiz tarihi semtlerin bulunduğu Tarihi Yarımadada çok değerli sivil mimari örnekleri, tescilli binalar yıkılıyor; Osmanlı mimarisinin nadide eserleri ahşap evler acımasızca yok ediliyor; Giydirme, taklit edilmiş cephelerle tarih kurtarılmış gibi yapılıyor; aslında tarih dekorlaşıyor; İSTANBUL DEKORLAŞIYOR…

Yer üstünde olduğu kadar yer altında bulunan arkeolojik zenginlikler de yargı kararlarına rağmen korunamıyor, kamuoyunun gözleri önünde pervasızca hafriyatlarla kapatılıp tahrip ediliyor;

Haliç Metro köprüsünün Altın Boynuzları ile İstanbul’u İstanbul yapan, yerli yabancı her turistin mutlaka fotoğrafını çektiği Süleymaniye camiinin muhteşem sulieti gölgelenmek, hatta kapatılmak isteniyor;

Tarihi adaya her gün 75 bin aracın geçişini sağlayacak İstanbul Boğazı Karayolu Tüp Geçiş Projesi hayata geçirilerek bölgede izdiham yaratacak, bölgenin turistik ve tarihi yapısını bozacak uygulamaların önü açılıyor;

Daha önce kamusal alan olarak belirlenen ve kamu yararına kullanılan hastaneler, okullar, tarihi sit alanları, vakıf arazileri, orman arazileri, yalılar, kamu kurum ve tesisleri hızla özelleştiriliyor, yerlerine oteller, alış-veriş merkezleri, turizm tesisleri yapılıyor… …

Bugün bu amaçla İstanbul içinde 156 tarihi okul binasının tespiti yapılmış durumda; Bu okullar arasında Etiler Lisesi, İstanbul Erkek Lisesi, Kabataş Lisesi, Vefa Lisesi, Çamlıca Lisesi, Çapa Anadolu Lisesi, Sultanahmet Meslek Lisesi, Fatih İlköğretim Okulu, Cağaloğlu Anadolu Kız Meslek Lisesi,Galatasaray Lisesi, Pertevniyal Lisesi,Özdemir Sabancı Emirgan Lisesi,Nişantaşı Anadolu Lisesi,Çamlıca Kız Lisiesi, Haydarpaşa Lisesi, Üsküdar Kız Lisesi, Kandilli Kız Lises, Özel Üsküdar Amerikan Lisesi gibi okullar bulunuyor…

HASTAHANELER OTELE DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR;
TARİHİ HAYDARPAŞA GARI OTEL OLUYOR;
EMEK SİNEMASININ YERİNDE ALIŞVERİŞ MERKEZİ YAPILMAK İSTENİYOR…
ÜÇÜNCÜ KÖPRÜ İÇİN ORMAN ARAZİLERİ KATLEDİLİYOR…
DOĞA ELDEN GİDİYOR…

Karadeniz’de yüzlerce HES projesi yüzünden derelerimiz, su kaynaklarımız, kıyılarımız tehdit altında…

Tarihi ve Sit alanların koruma ve denetimi nasıl 5366 nolu yasa ile Anıtlar Kurulunun denetiminden alınıp belediyelere verilerek bu alanların kaderi AKP iktidarının insafı ve yandaş müteahhitlerinin rant iştahına bırakıldıysa, Türkiye’deki tüm Tabiat ve Doğal Kaynakların denetimi de Tabiat ve Doğal Kaynakları Koruma Kurulu’ndan Çevre Bakanlığına devredilerek bu kez de ormanlarımızın, sularımızın, derelerimizin, denizlerimizin, kıyılarımızın, can suyumuzun, yaşayacak dünyamızın geleceği AKP nin insafına ve ranttan gözü dönmüş Uluslararası sermayenin kar hırsına bırakılmış durumda…

KAPİTALİZM HER YÖNDEN SALDIRIYOR…

Artık hiçbir ideolojinin, dünya görüşünün bir önemi yok; çünkü yaşayacak dünya soluyacak hava bırakmıyorlar bize; içecek su, barınacak yuva bırakmıyorlar; iş bırakmıyorlar; aş bırakmıyorlar…

Bu yok oluş herkesi ilgilendiriyor; herkesin canı yanacak çünkü…

Sistemin bütün ezilenleri, mağdurları, dışlanmışları hiçbir ideoloji gözetmeden yaşam alanlarına, yaşamlarına sahip çıkmak için bir araya gelmeli, birlikte hareket etmeli…

CANIMIZA TAK DENİLEN NOKTADAYIZ ÇÜNKÜ!!!

Sermayenin ulusal veya uluslar arası alanda hakim olduğu, yaşam alanlarımıza, dünyamıza, yaşadığımız çevreye zarar verdiği, rant uğruna evlerimizin, okullarımızın, hastanelerimizin, sinemalarımız elimizden alındığı, sosyalleşme ve insanca yaşamak için tek bir parasız girilen veya kullanılabilen kamusal alanın bırakılmak istenmediği, köprü üstüne köprü, alış merkezi üstüne alış veriş merkezi, otel üstüne otel yapılan bu çılgın sürece artık dur demek gerekiyor…

Bu konuda gerekli yasalar çıkarılmış minareye kılıf uydurularak özel bir hukuk alanı yaratılmış, 5366 nolu yasanın zırhı arkasında İstanbul’u gibi tarihi kentler yıkıma talana açılmış, bütün bu süreci meşrulaştırmak için özel kurul ve bilirkişi heyetleri oluşturularak tezgah tam kurulmuştur…

Bu gidişe dur demenin tek yolu Toplumsal bilincin yeniden bireysel çıkardan kamusal çıkara doğru şekillendirildiği, sosyal faydanın ön plana çıkarıldığı yeni bir anlayışa sahip olmaktır; Aksi taktirde soluyacak havamızın kalmayacağı, yiyecek tek bir sağlıklı gıda ya da besin bulamayacak hale geleceğimiz, yapılan baraj ve hidroelektrik santralleri yüzünden derelere, denize, yeşile, ormana, suya, çayıra hasret kalacağımızı, oteller ve alışveriş merkezleriyle çevrilmiş bir dünyada müşterisi olamadığımız global bir pazarın her geçen gün biraz daha dışına itilerek, kenara süpürülen, değer görmeyen insan müsveddelerine dönüşeceğimiz bir gelecek bizi beklemektedir…

Kapitalizmin ve neo-liberal politikaların bir avuç insanın refahı ve keyfi için bütün insanların kullanımına ait kaynakların çarçur edilmesi, tüketilmesi, yaşadığımız dünyanın, yaşam alanlarımızın kar hırsı ve aç gözlülüğe yenik düşmesi anlamına geldiği genç kuşaklara çok iyi anlatılmalıdır. İşte o zaman ne özel yasalar, ne özel hukuk alanları ne heyetler, ne kurullar toplumun birlikteliğinden doğan gücün karşısında duramayacaktır, dursa da meşruluğu olmayacaktır…

YAŞAMIMIZA VE YAŞAM ALANLARIMIZA DAHA KARALI BİR ŞEKİLDE SAHİP ÇIKMANIN ZAMANI GELMİŞTİR…

Birleşik Kent Hareketleri Muhalefeti artık harekete geçiyor; 22 ARALIK’TA bütün kent bileşenlerini kapsayan genel bir eylem, YAŞAM MANİFESTOMUZ geliyor…

22 ARALIKTA, KADIKÖY’DE, İSTANBULUMUZA, TÜRKİYEMİZE, DOĞAMIZA, DENİZİMİZE, SAHİLİMİZE, SUYUMUZA, DERELERİMİZE, ORMANLARIMIZA, TARLALARIMIZA, BOSTANLARIMIZA, YIKILMAK İSTENEN MAHALLELERİMİZE, EVLERİMİZE, ESNAFIMIZA, KOMŞULARIMIZA, GARLARIMIZA, TİYATROLARIMIZA SİNEMALARIMIZA, SATILAN OKULLARIMIZA, TALAN EDİLEN TARİHİ VE KÜLTÜREL MEKANLARIMIZA, BARINMA HAKKI VE YAŞAM HAKKIMIZA SAHİP ÇIKIYORUZ…

ÇOĞUNLUĞUZ VE BU GÜCÜ KULLANACAĞIZ

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.