İstanbul’a bir günlük firar…

İstikamet Kapalıçarşı, Sultanhamam, köfteci, çorbacı, oyuncakçı…


Bir sabah çok erken Kadıköy vapurunda çay, simit, sigara… Karşımda entellektüel iki insanın bakışlarındaki cılız sevda… Motora binen hayat, giden vapur, giden taka… martılar,  balıklar, bulutlar ve aklım ve aşkım ve arkadaşlarım… 


Karşı kıyı neresi? Bıraktığımız mı, bizi karşılayan mı?


Karaköy, Eminönü, Tahtakale büyüdükçe büyüdü, vapur yaklaştıkça iskeleye. Hiç  eskidiği oldu mu zamanın ellerinizde? Eskiyebileceğini o an gördüm; bir tabutun omuzlarda sımsıkı  tutunurken ve delicesine yağmur yağarken, ve hiç bir omuzun ıslandığını umursadığı yokken, Yeni Cami  merdivenlerine doğru yavaş adımlarla süzüldüğünde …


Sebepsiz başlamaz hayat, başlangıçlar hep daha güzele, ancak bitişler bir veremlinin son soluğunda kan kusması gibi sıradan, o veremli anneniz değilse…


Ellerim ayaklarım buz kesti. Acaba ısınabilir miyim bir sokak çocuğunun kapkara gözlerinde? Mendil satmaya çalışıyorlar, kibrit satmaya çalışıyorlar okul masrafıdır diye. 


Seviyorum bu çocukları, çünkü gözlerinde gördüğüm şey para hırsından çok öte. Bir kaç mendil sokuşturuyorum heybeme, dönüşsün diye bir kağıda, bir kaleme, bir silgiye.


Takır takır sesler geliyor alçak çatılardan. Ben sığınmışım bir kuyumcu dükkanının saçağına, kaçışan kedileri seyrediyorum öyle şaşkın öyle durarak. Bir sigara çıkarıyorum, ateşi alev almaya direniyor çakmağımın.


Böyle havalarda, penceremde kahvemi yudumlamak yerine, bayılıyorum kendimi İstanbul sokaklarına atmaya.. Bu soğuk ve tenha sokaklarda, daha önce  farkına varamadığım bambaşka bir İstanbul  çıkıyor karşıma.


Karanlık bastırdıkça, kaçışıyor ahalisi Tahtakale’nin. Çocuklar yok oluyor birden meydanda. Boncukçular, çantacılar, kuyumcular tek tek ayrılıyor Kapalıçarşı’dan. Hayat kapanıyor akşam vakti bu saatler burada. Herkes evinde yuvasında, belki sevdikleriyle, belki sevdiklerinden çok uzakta.


Gurbet hallerini çağrıştırıyor  bu kıyılar bana. Köyünden göçen toprak sahiplerinin kadınlarını, çocuklarını. Bir zorunluluk sevdasına mı buradalar yoksa göz boyayan İstanbul piyasasına mı?


İstanbul binmiş bir buluta bizleri seyrediyor sanki yukarıdan.


Dolup dolup boşalan vapur iskelesinde 2 balık ekmeğe verdiğin paranın hiç hesabı yapılmazdı keyfinin yanında, ama balık satan motorları da kaldırmışlar ne yazık ki, balıkçı bir tezgah açmış köfteci kıvamında. Bilmiyorum ki vapurlar da kalkar mı yakın zamanda? Bilmiyorum ki daha neler kalkacak ve yerine neler dolacak zamanla?


Karanlık çöküyor İstanbul’a. Karşı kıyı dediğim kıyıdan uzaklaşıyorum yine karşı kıyıya.. Nereye uzaksak orası değil midir karşı? Az önce Kadıköy’dü, şimdi Kapalıçarşı…


Toka aldım Kapalıçarşı’dan, birde çanta, kehribar, kök yakut… Anneme cüzdan, kardeşime iğne. Kendime özel bir gün aldım.


Bu gün Kapalıçarşı, Sultanhamam, Eminönü ve Tahtakale, gözlerimden şöyle bir geçti döküldü mısralarıma. Sibel dedi ki ‘güzel bir gün geçirdik yan yana’. Güzel demek az gelir, kocaman bir hayatın içindekileri görebildik biz bu gün tek bakışta. Vapurun kıyıya yanaşması, yağmur, demli çay, sigara…


Yıllar sonra bir fotoğraf karesinde  görünen sadece bize ait güzel bir gün mü olacak? Burada yaşımın en güzel çağında, diyemedim Sibel’e, “ İstanbul’da bir anı olacak 
yazdıklarımla yıllar sonra”. Ve ellerimiz, kollarımız, başımız toprak olduğunda, tek vasiyetimiz yazdıklarımız ve fotoğrafladıklarımız  olacak çocuklarımıza. Ve bir gün İstanbul… Eminönü, Kapalıçarşı, Sultanhamam da’….


SİBEL BENGÜ’NÜN DİĞER YAZILARI


– Çok sevgili sevgililer günü için…
– Açık reçete…
– Çocuk
– Sen de kimsin?
– Kar yağarken pencerenden…
– Bayramları nasıl bilirdiniz?
– Ne kadar buradasın?
– Bu hayat nasıl geçer?
– Aşık kimdir?
– Aşk ne değildir?
– Aşk nedir?
– Herşeyin bir şeyi vardır…
– İyi insan kimdir?
– Kaygı çok kaygan bir kelimedir…
– Bumerang aşklar…
– İstanbul’da yine yağmur var…
– Kelimeler, kelimeler, kelimeler…
– Bir şairin bildiği sevgi/ Attila İlhan için…
– Nedir, niyedir? Neyse…
– İnsan bazen kendini bırakıp delice gitmek istiyor…
– 3 kadın 1 kritik…
– Hayatın şablonu mu var?
– Haydi dostlar buyrun kahveye…
– Muhakkak…
Aşk’a herşey dahil…
Bir İstanbul hatırası
Kadın dediğin
– ‘Adam gibi adam’ dedikleri…
– Mantığım intihar, ruhum serseri… 
– Hiç-bir-şey anlamıyorum… 
– Hayal adalar… 
– Kırmızı başlıklı kızın nesi var?


 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.