İstanbul’da bayram sabahı

Bu bir belgesel film adidir. Bu yil gala ve ilk gösterimine gittigim ilk belgesel film’dir. Bayram ve bayramlasma hatta giderek zaman asimina ugratilmasindan endise ederek, kimi zaman dikkat çekmek için ”bayram-lasma” diye basliklarla yazdigimiz konularin, elbette belgesel filmleri de olmali, Sinema Sanati içindeki yerini almali.
Yazar- Yönetmen- Müzisyen, Mehmet ERYILMAZ, ”Bayramlardaki hosgörü ve kardeslik duygularinin devamini özleyenler için… ” diye afise yazarak, ISTANBUL’DA BAYRAM SABAHI belgesel filmini yazip-yönetmis. Istanbul 2010 Avrupa Kültür Baskenti Ajansi ile Çan Film isbirligi içinde gerçeklesmis bu güzel, masum ve barissever konunun film çekimi.

Beyoglu Sinemasi’ ndaki galaya gelen davetlilerin çoklugu, dogal, homejen alasimi muhtesemdi. Mozaik demek istemedigime bilhassa dikkatinizi çekmek istiyorum. Herkes kendisini temsil ederek, kendisi gibi olarak, samimi idi ve kendisine benzemeyene karsi, olmasi gerektigi gibi saygili idi. Yalniz yine, biraz azinligin çogunlugu vardi gibi geldi bana. Hani söz gelimi, herkes çogunluktan bahsederken, aliskanlikla hatirladiklari için olsa gerek Rum,Ermeni, Laz, Çerkes, Bosnak derler de ve ismini su an hatirlayamadigim diger arkadaslar demek, pek akillara gelmez.
Oysa ben bilirim, benim Süryani arkadaslarim oldugu için, bir sey söylemezler ama biraz yürekleri acir, biz de yasiyoruz demek isterler de, demezler, saygi duyarlar hatirlanmadiklarina da…
Bence cemaatlerin isimlerini bilmesek ve duymamis olsak bile, bize benzemeyen birilerinin hep varolacagi saygisini göstermeliyiz. Mesela, Uzaylilarin da varligi seneler geçtikce daha çok anlasiliyor. Yani bizim bilmedigimiz bir sey, yahut yanlis bildigimiz bir sey olabilir, olamayacak sey, bir seyi yok saymak yahut inkar etmektir, ki bu olmamasi gerekir, saygi, sevgi, hosgörü, bilim, kültür, sanat bunu gerektirir.
Film’ de Istanbul, Istanbul’ lu olmak, Istanbul’ da yasayan cemaatlerin bayram hatiralari, Istanbul’da yasayan degisik din ve kültürdeki misafirler ( mesela Japon hanim gibi), gurbette yasanilan bir bayram sabahi ve geçmis bayram hatiralari, samimi itiraflarla anlatiliyor. Filmi seyrederken, eski ve yeni Istanbul’ u kendi yasinizla dogru orantili olarak hatirliyorsunuz, elbette bilmediginiz bir çok seyi ögreniyorsunuz, mesela güzel olan ne varsa ”ISTANBULI” olarak tarif edilirmis. Memleket olarak ”ISTANBUL’LU OLMAK” diye bir kavram varmis. Ben de Istanbul’ da, Mimarlarin mimari Sinan Hazretleri’ nin eseri olan Süleymaniye Hastanesinde dogmus ve Istanbul’ da yasamis, Istanbul’a sevdali bir insan olarak, bendeki bu askin Istanbul’ dan oldugunu anladim. Gurbete gidenlere sasirdigini, Istanbul’ dan ayri kalacaklari için, onlar adina üzüldügünü söyleyen Alin TASÇIYAN’ a yürekten katildigimi söylemek isterim. Yakinimda bulunan ve yurtdisinda yasamak isteyen kim varsa, hep sorarim,fikrinden vazgeçemez misin? diye, aldigim cevap ”gurbetten vazgeçmem” ise, çaresiz herkesin hür kararina saygi gösteririm,”Yüce Allah’ im beni Istanbul’ dan ayri koyma” diye dua ederim.
Bos yere söylememis Napoleon BONAPARTE, ” Eger dünya tek bir ülke olsaydi, baskenti ISTANBUL olurdu ” diye.
Orhan Veli KANIK 1914 de Istanbul’da dogmus, Istanbul Türküsü, Istanbul’ u dinliyorum siirlerini yazmis, ”Istanbul’ un orta yeri sinema, garipligim mahsunlugum duyurmayin anama” misralarini da yazmis 1950 de beyin kanamasi geçirerek, Istanbul’ da bu hayata veda etmis…
Müsfik KENTER, 1932 de Istanbul’da dogmus ve ” Bir garip Orhan Veli ” adiyla, Oguz ARAL’in yönetimiyle, Murathan MUNGAN’ in oyunlastirmasiyla, Selmi ANDAK Besteleriyle, Bugra UGUR düzenlemeleriyle, Orhan Veli KANIK siirlerini sahnede ve CD’ de, essiz sesiyle yorumlamistir…
ISTANBUL’DA BAYRAM SABAHI filminin yazar- yönetmeni önemli bir bestecidir, seslerin ve müzigin filmdeki önemini çok iyi anlamis bir insandir. Filmde, ITRI’ nin Salavat-i Serif bestesini, cami içinde dinlemek ,insani manevi hayata bagliyor, kendimi huzur içinde hissettim.
Selahattin IÇLI Hocamin ” Bir sabah bakacaksin ki bir tanem ben yokum” bestesini Ahmet ÖZHAN’ in sesinden dinlerken, Ahmet ÖZHAN’ in Selahattin IÇLI Hocamizin kabri basinda son görevini yerine getirisini hatirladim, Inci ÇAYIRLI Hocamizin mezar basinda bir vasiyeti yerine getirisini hatirladim, Can ETILI Hocamin ve benim beyaz güllerimizi kabrine birakisimizi hatirladim, ve Selahattin IÇLI Hocamizin , sigarayi keyifle içerek söyledigi sözleri, hiç unutmadigimizi hatirladim,
Nazim Hikmet RAN’ in ” çinarli kubbeli mavi bir liman” misralarini söyleyen Cem KARACA’yla müzikte de ne çok güzellikleri paylastigimizi hatirladim,
filmde anne karekterini oynayan Zümrüt ERKIN’ in boynundaki zümrüt renkli kolyeyi hediye ettigimi, onun da bana ayni kolyenin safir renklisini ve Allah’ in 99 isminin yazili oldugu levhayi hediye ettigini hatirladim, ilk filmi ”HAZAN MEVSIMI ” filminin galasinda yine birlikte oldugumuzu hatirladim, nice güzel filmlere imza atsinlar diye diledim.

Filmin sonunda, degerli yönetmenlerimizden Nuri Bilge CEYLAN filmlerinden asina oldugum ve bayildigim ithaf yazisini okudum. Kendisinin tam arkamdaki koltukta oturarak filmi seyrettigini, filmin sonunda farketmistim, bu da baska güzel bir hatira olarak kaldi benim için… Filmin yazar-yönetmeni Mehmet ERYILMAZ, bu filmini, annesine ve rahmetli babasina ithaf etmisti… hassasiyete, vefa’ ya bayiliyorum, her ne hikmetse, güzellikler, müzigin içinde olan insanlarda daha çok bulunuyor. Bence, filmde, röportaj veren Istanbul Adalar Belediyesi, Uluslararasi iliskiler, Kültür-Sanat Basdanimani olan, Müzisyen Raffi Hermon ARAKS, özlenen cümleyi cesurca söyledi ve yüregimizdeki tüm dualari, her dilden, her dinden kabul ettik, aldik yüregimize bastik, baris ile…” Ezan okundugu zaman, istavroz çikardigimiz, haçi’ mizi çikardigimiz yerdir ISTANBUL” dedi.
Bütün medeniyetlerin baris içinde yasamasi, ilk dilegimiz…
ISTANBUL’ DA BAYRAM SABAHI Filmi, hosgörü ve kardeslik duygularinin devamini dileyenlerin filmidir, görmek gerek…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.