İstanbul’da hava soldan esiyor!


 Henüz kağıtlar üzerine basılmış seçim bildirgeleri ortada yok.


İstanbul şehri hareketliliği ile yeni bir seçim dönemine merhaba der gibi. Politik sohbetler taksilerde, dolmuşlarda ve otobüslerde duyulur oldu. Bu seçim diğerlerinden farklı olduğunun bilincinde buradaki insanlar. Sivil bir darbe gerçekleşmiş ve iktidar partisine erken seçim kararı aldırılmıştı. Darbe; askerlerin yürüyüşü yerine meydanlarda ve birbirini takip eden şehirlerde bayraklar ile etkinleştirilmiştir.  Bu eylemleri planlayanlar iktidara gelememiş ama istedikleri sonuca ulaşmış gözüküyorlar. Fakat esas sonucu belirleyecek olan ise seçimlerdir. Seçimler olmadan bu sivil darbenin başarıya ulaşıp ulaşmayacağı anlaşılmayacaktır. Burada başarının ölçüsü ne olacaktır? Bu sivil darbede en ön saflarda yer almış bir kanalda yayınlanan 22 Temmuz ile ilgili spotlarına bakmak yeterlidir sanırım. Bu darbenin başarısının ölçüsü CHP iktidarıdır. Eğer CHP iktidara gelemez ise başarılı bir darbeden söz edilemez diye düşünüyorum, başarı sadece hükümeti seçime zorlamak olarak sınırlı kalacaktır!


Bu seçimde tavır alınırken kimin yanında yer alacağımızı iyi tespit etmek zorundayız, darbeci bir gelenek ile mi, yoksa gelenekçi bir taraf ile mi? Elbette son İzmir mitinginde cılızda olsa duyulan bir ses yolumuzu belirliyor, ne darbe ne de şeriat! İşte bu iki uç dışında da seçenek vardır. Bu seçenekte bağımsız adaylar ve sol partiler içinde size en yakın olandır!


Bağımsız adaylarda bu seçimde birer parti gibi çalışacaklar, toplumun eleştirisi değil, seçim sisteminin eleştirisi olacaktır. % 10 barajının getirmiş olduğu adaletsiz durumdan hem darbe taraftarları hem de iktidar partisi memnundur, çünkü onların planlarına göre az oy ile iktidara çoğunluk olarak gelmek. Yani bu durumda hem darbeci memnun, hem şeriatı kendi kanunları olarak görenler! Memnun olmayanlar ise azınlık çoğunluk olarak kalmaktadır! Türkiye’nin temel sorunlarından olan Kürtlerin ve Alevilerin durumudur. Bu seçimlerde her iki sistem dışı kesimin tavrı farklı olmuştur. Biri siyasi bir parti tarafından temsil edilmektedir ve bağımsız olarak meclise girip sorunlarını anlatmaya çalışacaklardır, öteki taraftan aleviler ise bir siyasi partinin davetsiz misafiri olarak, arka bahçe olarak görüldükleri yerden gireceklerdir. Arka bahçedekilerin sorunlarını bugüne kadar birkaç cılız ses dışında seslendirilmeleri mümkün olmamıştır, sürekli olarak başlarında şeriat korkusu kılıcı sallanmaktadır. Bu korku ile yüzleşmemişlerdir. Yüzleşemedikleri içinde kendilerine güvenleri eksiktir. İçlerinde diktatör gibi histerik davranışlar gösterirken, dışarıya karşı demokrasi havarisi kesilirler. Azınlık psikolojisi içinde, hırçın olurlar. Farklı düşünenler birliğin dağıtıcısı olarak görülürler ve dikkat ederseniz hep azınlıklar içinden hainler çıkar! Azınlıkların programlarına bakın, hep demokrasi vurgusu vardır, azınlık hakları bahsedilir, emekten söz edilir. Gerçekler genelde ise tam bunların tersidir ve genelde hayal kırıklıkları bu azınlıklar içinde daha yaygındır. Bu seçim belki azınlık olarak kendisini hissedenler, diaspora olduğunu düşünenlerinde bir sınavıdır.


Bu ülkede hiç kimse azınlık değildir! Bu ülke çok kültürlü, çok dilli, çok dinli ve inançlı bir heterojen toplumdur ve bu topraklar yüzyıllardır gelen alışkanlıkları tersine dönderip barış içinde bir arada yaşamı gerçekleştirecektir diye umuyorum. Bir arada yaşamı savunan ve farklılıklara saygı duyan ve onları olduğu gibi kabul edenleri seçin, bu ister bir siyasi parti olsun, ister bağımsız. Bunu belirleyecek olanlar sizlersiniz. İki partiyi beklentilerinin tersine dönderip, onları tarihteki yerlerini almasına yardım edelim. Ne CHP ne AKP diyelim!…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.