İstesek de, istemesek de…

Geçtiğimiz Cuma günü LTB Başkanı Kadri Fellahoğlu ziyaretimize geldi. Belediye binasından içeri adım attığı günden bugüne kadar geçen sürede yaşananları açıkyüreklilikle anlatan Fellahoğlu’nun sıkıntısı malum, parasızlık…
Gelir giderlerin dengesizliği, gelirin maaşlara gitmesi, başkanın elini kolunu bağlıyor.
Giderleri kısabildiğince kısmış.
Hatta söylediğine göre, Belediyenin maaşlar hariç 2 milyon 300 bin lira olan giderini 156 bin liraya düşürmüş Fellahoğlu…
Zaten giderin 100 bin lirası benzineymiş…
“Kalanıyla da borç ödemeye çalışıyoruz” diyor.
Belediye de aynı, devlet bütçesi de, ev bütçesi de. Gelir, giderden daha azsa çuvallıyorsunuz, kaçarı yok.
Gelirin yüzde 75’inin maaşlarına gittiğini söylüyor başkan. Geri kalanıyla borç ödeniyor.
Bu durumda dahi bir şeyler yapmaya çalışıyor. Allahtan TC Yardım Heyeti ve AB finansı yardıma koşuyor. En azından belediyeciliğin asli unsurlarını yerine getirebiliyorlar bu sayede.
Haklarını yemeyelim; Az buz değil nüfus: 65 bin. Kimi zaman 90 bini bulduğu söylenen Başkent, iki, bazen de üç Girne nüfusuna eşit…
Ayrıca –birkaç belediyenin dışında- diğer belediyelerde de durum pek farklı değil.
Hepsi bekliyor, bir para gelsin de borçlarını ödesinler diye…
Yani, seçimlerde UBP adayı da kazansa, CTP adayı da kazansa, TDP adayı da kazansa sorun çözülmeyecek.
Sorunun çözümü belediyedeki fazla istihdama yol verilmesi ancak Kıbrıs şartlarında ve sosyoekonomik yapısında bu mümkün görünmüyor.
Sonu yine fazla istihdamın eritilmesine dayansada naçizane düşüncem, belediyelerin sayılarının azaltılması, yani bazı belediyelerin birleştirilmesi. Belediyenin sayısı azalırsa makam arabaları, basın danışmanları, sekreterler, reklamlar gibi masraflar yarı yarıya düşecek.
***
Bir hatırlatma yapacak olursak, 1950’lerde (İngiliz sömürgesi olduğu dönemde) Kıbrıs’ta 100 bin civarında Kıbrıslı Türk, 400 bin civarında da Rum yaşıyordu. O zamanki belediye sayısı ise 6 idi. 500 bin kişiyi idare etmeye yeterdi 6 belediye. Muhtar ve destebanların da hükmü büyüktü o vakitler. Gül gibi geçinip gidiyordu Kıbrıs halkı. Hizmette de bir sıkıntı yoktu. Bugün ise resmi kayıtlara göre 292 binin (bazılarının söylediğine göre 600 bin) yaşadığı söylenen KKTC’de 28 belediye var ve yüzde 99’u ekonomik sıkıntıdan ötürü hizmet götürmekte zorlanıyor. Burada yapılacak en akıllıca şey belediye sayısını düşürüp, tasarruftan artan parayı hizmete kanalize etmek.
Olur mu? Biraz zor ancak Kıbrıs dışındaki dünyayı ekonominin yönettiğini hatırlatmak gerekecek. Aynen bizim mentalitemizde olan Güney Kıbrıs da, başını dünyaya uzatmak istediğinde dünyanın, kendi yarattığı gibi olmadığını, ekonomik aktörlerce yönetildiğini görerek, şaşkına döndü. Öfkelendi, kabul etmekte zorlandı ancak bugün -mecburi olarak- dize geldi ve şark-garp demeden ekonomik bağlantılar kurmanın yolunu arıyor.
Nitekim Kıbrıs Türkü de, şayet dünyalı olmak istiyorsa, istese de, istemese de ekonomik aklın kurallarına uyacak, uymak zorunda…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

14 + eighteen =