Sıtmaya razı olmak kanser yaptı

bir dal aradı.


Vatandaşın aradığı dal, çok önceden hazırlanmış ve halka sunulmayı bekliyordu.


Bu dalın en önemli özelliği ABD tarafından “çok sevilen ve desteklenen” dal olmasıydı. Seçime gidilirken, dış güçlerce planlı olarak iktisadi krizlerle alt üst edilen ülke ekonomisinin ortaya koymuş olduğu yıkım, halkı isyan noktasına getirmişti..


İnsanlar mevcut partilerden ve siyasetçilerden nefret eder hale gelmiş,  bunlar gitsin, iktidara yeni bir parti ve lider gelsin de, kim gelirse gelsin kızgınlığı içerisindeydi. Halkın tepkisi, Tayyip Erdoğan’ın partisi AKP’ yi kendilerinin bile beklemediği milletvekili sayısıyla iktidara taşıdı.


4 Kasım sabahı vatandaş yeni bir güne uyanırken, eskinin siyaset takımını külliyen mazinin derinliklerine gömmüş olmanın mutluluğu ile, iktidara taşıdığı yeni partisi AKP’den refaha erme konusunda bir hayli umutluydu.


Partinin karizmatik Genel Başkanı, yasalar çerçevesinde engelli olması nedeniyle seçime katılamamış, ancak kısa süre sonra yapılan yeni bir düzenleme ve bir ara seçimle, TBMM’ne girebilme şansını elde etmiş, ardından da Başbakanlık koltuğuna oturmuştu.


AKP, millete seçim meydanlarında söz verdiği üzere bir “ACİL EYLEM PLANI” hazırlamış, bunu halkın ilk ağızda nefes alma projesi diye kamuoyuna sunmuştu. Halk sanıyordu ki, AKP hemen işçi, memur, emeklinin maaşını ciddi ölçüde artırıp insanca yaşanır duruma getirerek halkı  biraz olsun ferahlatacak, sonra kalıcı iyileştirmenin projelerine yönelecekti. Örneğin asgari ücret birden bire en az iki katına çıkarılacak ve vergiden muaf olacak, çarşıya pazara bolluk bereket gelecek, küçük esnafın, çiftçinin yüzü gülecek…


Uzatmayalım… Geldik Kasım 2005 tarihine. AKP iktidarı üç yılı devirdi dördüncü yılına girdi. Bu zamana değin, AB’ye girdik giriyoruz oyalamasıyla ülke topraklarına tek bir fabrikanın temelleri atılmadı. Bu karşın, ülkenin son bağımsızlık kaleleri stratejik kurumlar bir bir elden çıkarıldı.   Rakamlara akrobasi yaptırılarak düştüğü açıklanan enflasyon, makro ekonomide göründüğü gibi(!) her nedense halkın mikro ekonomisine bir türlü yansımadı ve yansımıyor…


Bu yazının kaleme alındığı gün, yaygın basında yer alan bir gazetemizin iç sayfalarında iktidardan ürkerek ve korkarak köşelere sıkıştırılmış haberi gelin birlikte okuyalım:


“Çarşı-pazarda yangın var… Siftahsız günler geçiren esnaf, teker teker iflas ediyor. Ayakta kalanlar da karşılıksız çek ve protostolu senetlerle boğuşuyor. Halkın derdi başka. ‘ekonomi iyiye gidiyor’ diyen yetkililer, sokaktaki yangından habersiz. Halk geçim derdine düştü, ay sonunu zor getiriyor. Esnaf siftahsız günler geçirip kepenk kapatıyor. Makro ekonomik ekonomik rakamlarda meydana gelen gelişmeler, enflasyonun düşmesi, büyüme rakamları, yabancı sermaye artışı nedeniyle çarşı-pazara ve halkın cebine bir türlü yansımıyor.


İşleri son dönemde bozulan ve özellikle nakit sıkıntısı çeken esnaf protosto olan senetleri ve karşılıksız çekleriyle boğuşuyor. Protostolu senet sayısı bir önceki yıla göre yüzde 54 artmış durumda….”(Takvim-18 Kasım 2005)


Tekrar hatırlatalım. Yukarıdaki ifadeler bizim değerlendirmelerimiz değil. Ülkenin anlı şanlı iki medya grubundan birinde yer alan, üstelik AKP’yi çok severek(!) destekleyen grubun gazetesinin vermiş olduğu haber. Peki buna ne denecek ?


3 kasım 2002 de sıtmaya razı olarak sandık başına giden halk, görünen o ki… Kasım 2005’de kanser olmuş durumda…  Siftahsız kepenk kapatan, çeklerini, senetlerini ödeyemeyen esnaf, ay sonunu getiremeyen işçi memur, emekli, ürünün maliyet bedelini bile çıkaramayan çiftçi, kanser olmasın da ne yapsın. Öldürmeyen ancak süründüren kanser!


AKP şakşakçısı genel ve yerel medyanın saygıdeğer kalemleri bunları yazamaz, üstelik yazanlara da kızarlar. Onların yaptıkları, sadakatla patronlarının arkasından gitmek, fırsat bu fırsat deyip rant havuzundan bol bol pay kapmak. Ağızlarında ve kalemlerinde, zaman zaman adet yerini bulsun diye vatan millet sözleri vardır ama, yüreklerinde asla!


Bu kez yerel basından bir haykırışla yazımızı noktalayalım “Aradan üç yıl geçmiş… AKP iktidarı döneminde Allah aşkına bu kent(Kocaeli) ne almış? Okul lazım devletin parası yok…. Hastane lazım devletin parası yok… Topu topu bir yol yapacaklar, bu yol için de ikinci kat asfaltı atacak paraları yok. Kırılan üst geçiti onarmak için devletin parası yok.
O zaman bu Bakanlar, bu kadar havalı AKP’liler neden var ?…” ( 19 kasım 2005- Özgür Kocaeli Gazetesi- İsmet Çiğit)


Hırsızlıklar artık evlere girilip üç parça mal ya da para çalmakla yapılmıyor. Dün gece Kocaeli’de PTT’nin 350 kiloluk kasası hırsızlarca sökülüp götürüldü. (haber 19 kasım 2002 özgür Kocaeli)


Başka ne diyelim?


3 Kasım 2002 tarihinde sıtmaya razı olarak sandık başına giden Türk halkı, işte böyle kanser oldu… Dileriz durumlar daha da kötüye gitmez.


Allah Türk halkının yardımcısı olsun.


Çünkü işimiz bundan sonra Allah’a kaldı….


burhanaozbey@yahoo.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.