Suç ve Ceza

PAYLAŞ

Luhmann`a göre modern toplumlar üç önemli büyük sistemden ve bunların alt sistemlerinden oluşur: Ekonomi, Kültür ve Siyaset. Bu sistemler sürekli birbirleriyle ilişki içinde, birbirlerini tamamlayan fonksiyonlarıyla ama aynı zamanda birbirlerinden bağımsız olarak var olurlar. Aralarında herhangi bir önem derecesi bulunmaz. Tüm sistemler alt sistemleriyle birlikte aynı derecede önemlidir, biri diğerine indirgenemez. Yapısalcı teorisyenlerin tersine sistem teorisyenleri örneğin hukuk`u yada kültürü alt yapının ürünleri olarak görmezler. Alt yapı üst yapı gibi ayrım yoktur ve bu yüzden alt yapı, üst yapıyı belirlemez derler.


Bizde bir an toplumun sistemlerden oluştuğunu varsayalım ve siyasetin alt sistemlerinden biri olan hukuğu ve bununda bir alt sistemi olan cezayı bağımsız bir alan olarak kendi işlevi açısından güncel bir örnek üzerinden ele alalım.


İngiltere`de son bir kaç haftada gençler arasındaki şiddetin artmasına bağlı olarak Adam Regis ve Kodja Yenga isimli iki gencin bıçaklanarak öldürülmesi olayına ilişkin olarak İngiltere hükümeti ceza sisteminde bir iki değişiklik yaptı. Bunlardan biri, Nisan 2007 itibariyle yürülükğe girecek, buna göre kesici, öldürücü aletleri satın alma yaşı 16`dan 18`e çıkartıldı ve illegal bıçak taşımanın cezası ise 2 yıldan 4 yıla uzatıldı. Bu değişikliğe ilişkin hemen şu sorular anlam kazanıyor: Ceza süresinin uzatılması hangi fonksiyonu görecek? Dahası genel olarak tüm cezai müeyyideleri suçun karşılığı olarak mı değerlendirmeliyiz, yoksa olası suçları azaltmaya yönelik bir uyugulama olarak mı görmeliyiz? Böyleyse cezanın süresine kim, hangi kritere göre karar veriyor? Cezanın/kapatılmanın varlığı kimi zaman suçun azaltılmaması, meydana gelmemesi adına caydırıcı bir işlevi olabilir. Bu iki türlü olur. a- Şuçluyu kapatarak toplumdaki suçlu sayısını azaltmış olursunuz, b- suçun süresi insanları korkutabilir ve suçtan caydırabilir. Ancak burada cezanın/cezaların genel olarak suçluyu topluma yeniden kazandırmak, suça eğilimi ceza süresince ortadan kaldırmak ve kişiyi rehabilite etmek gibi işlevleri olması gereği kanatindeyim. Ki böylelikle karşı mücadele verilen olguya temelden bir çözüm sağlanabilsin. Şimdi şu sorulara yanıt bulmak gerekiyor: Eğer suçun büyük bir oranda toplumdan uzaklaştırılması amaçlanmıyorsa ceza süresinin işlevi nedir? Yada bu, yasa dışı bıçak taşıma suçundan yargılanmış bir kimse dört yıl ceza çektikten sonra eline bir daha bıçak almayacak anlamına mı gelmektedir? Eğer amaç bu tür suçun tamamen ortadan kaldırılması ise 2 yıllık bir ceza yeterli değilmiydi ve bunun dört yıla çıkarılmasıyla suçun azalacağını farz eden kimdir ve hangi kritere göre bunu örneğin 2,5 yada 3 yıla değilde 4 yıla çıkarmayı uygun görmüştür? Ceza süresinin uzun olmasına rağmen suçun hiçte azalmadığına uygun örnekler için Türkiye`ye bakılabilinir. Bırakın cezanın süresini cezanın kendisi bile hiç bir biçimde bir caydırıcılık fonksiyonu taşımamaktadır. Öyleyse suçun tamamen ortadan kalkmasını istemek sadece cezanın süresini uzatmak gibi teknik-rasyonel çözümlerle mümkün görünmüyor, bilakis ilkin suçun tamamen ortadan kaldırılmasını istemekle, ardından yapısal çözümlerle suç olarak tanımlanan olguları rehabilite etmekle mümkündür. Sadece bireyin cezasını çekme sürecindeki rehabilitasyonu bile yeterli değildir (bu ama kesinlikle olması gerekir), suçu oluşturan toplumsal şartlar ortadan kaldırılmalıdır. Suçu toplum hazırlar, birey işler ilkesi geçerli kılınmalıdır. Bu durumda M. Foucault`nun cezaya ilişkin tespiti daha oldukça önemlidir: cezalar, bedeni kapatmaya yönelik bio-politik uygulamalardır ve iktidarın kendi gücünü göstermesinin/pekiştirmesinin yöntemleridir. Bu yöntemler, suçlu, hasta, anormal olarak tanımlanan kişiler üzerinde uygulanır ve normal ve normal olmayan ayrımını yaparak normalliğe bir ölçü, değer anlam verir. Bu yüzden, bu türden teknik düzenlemelerden çok fazla bir şey umut etmemek gerekir. Toplumu sadece alt ve üst sistemlerin teknik rasyonel fonksiyonları açısından değerlendiren sistem teorisyenleri, toplumsal adalet, eşitlik, mutlak ilke, mutlak iyi gibi amaçlarıda kendilerine konu edinirlerse teorilerindeki büyük açığı kapatmış ve daha sağlıklı bir toplumun kurulumuna katkı sağlamış olurlar.


_______________


cetinguerer@yahoo.de
Hamburg, 23 Mart 2007

CEVAP VER