“Suçlu suçsuzdan ayrılmalı”

“Suçlu suçsuzdan ayrılmalı”

0
PAYLAŞ
Metin Feyzioğlu
Metin Feyzioğlu

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu, FETÖ soruşturmalarıyla ilgili olarak, ”Adil yargılamaya özen göstermeliyiz. Suçlu suçsuzdan ayrılmalı” dedi. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ ise yargı bağımsızlığına vurgu yaptı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye Barolar Birliği (TBB) Başkanı Metin Feyzioğlu ve beraberindeki 70 baro başkanını kabul etti.

Cumhurbaşkanlığı Sarayı’ndaki kabulde; Adalet Bakanı Bozdağ ile Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga da hazır bulundu.

Görüşmenin ardından önce Metin Feyzioğlu, sonra Adalet Bakanı konuşma yaptı. Son olarak Cumhurbaşkanı Erdoğan kürsüye çıktı.

TBB Başkan Metin Feyzioğlu, şu ifadeleri kullandı:

15 Temmuz’u takip eden süreçte yaptığımız değerlendirmelerin birinde, ‘Kalkışmanın taktik hedefi Cumhurbaşkanı’mız, stratejik hedefi ise Türkiye Cumhuriyeti’dir’ demiştik. Zaman içinde elde edilen veriler, bu tespitimizi doğrulamıştır. Türkiye Cumhuriyeti, o gece bir büyük felaketin ve muhtemel bir iç savaşın eşiğinden dönmüştür.

Bu çerçevede Türkiye Barolar Birliği ve istisnasız 79 baro, 15 Temmuz gecesi henüz Ankara ve İstanbul’da çatışmalar olanca hızıyla devam ederken demokrasiden yana tavrımızı gece yarısı olmamıştı açıkça ortaya koyduk. Metnin dışına çıkarak bir şey daha söyleyeyim; sizin ve Sayın Başbakan’ın açıklamalarını televizyonda dinlediğimizde de yüreğimiz ferahladı ve bu girişimin püskürtüleceğine inancımız arttı.

Sayın Cumhurbaşkanı’m, FETÖ’nün en çok istediği, suçlunun suçsuzdan ayrılmaması, böylece gerçek FETÖ mensuplarının da orta vadede mağdur konumunu zorlayıp, özellikle uluslararası kamuoyunda da itibar kazanmaya çalışmasıdır. Bunu önlemenin yolu sizin, Sayın Başbakan’ın ve Sayın Adalet Bakanı’mızın da sıklıkla ifade ettiği üzere devletimizin eylem ve işlemlerinde hukuka uygun davranıyor olmasıdır.

Buna göre adil yargılanma, savunma, avukatın yardımından yararlanma, suçsuzluk karinesi, haksız yere lekelenmeme haklarına hem vatandaşlarımızın menfaati hem de Türkiye Cumhuriyeti’nin üstün menfaati gereği azami saygı gösterilmesinde büyük fayda vardır. Bu hakların ihlali öncelikle FETÖ’ye ve onunla iş birliği içinde olduğunu çeşitli vesilelerle gördüğümüz bölücü örgüte yarayacaktır. Biz avukatların savunma görevimizi layıkıyla yapması, suçlunun suçsuzdan ayrılmasını sağlayacaktır.

Bir çalışma grubu oluşturulacak ise burada en etkin şekilde yer almaya ve tüm dünyaya Türkiye’de olanları ve meşru savunmamızı en önde anlatmaya talibiz.
Bu toplantıdan en etkin şekilde yararlanmak istiyoruz. Konuyu Sayın Adalet Bakanı’mıza da açtık, istişare ettik. 2,5 milyon avukatı temsil eden bu uluslararası örgütün toplantısı vesilesiyle dünyanın önde gelen barolar birliği başkanlarıyla, ABD yüksek hakimleriyle, Türkiye lobisi üyesi senatör ve temsilcilerle görüşme imkanına sahip olacağız. Ben, Adalet Bakanı’mıza ve Dışişleri Bakanı’mıza bu konuda bize verdikleri destek için çok teşekkür ediyorum, sizin de destek vermenizle bu genel kurulda büyük bir başarı sağlayacağımıza ve haklı mücadelemizi en etkili şekilde anlatabileceğimize inanıyorum.

15 Temmuz sonrasının Kuvayımilliye ruhunun ve yapıcı ortamının bir daha bozulmamak üzere sürdürülmesini ve tüm toplumsal ilişkilere hakim kılınmasını diliyoruz.

BOZDAĞ: HER KURUM SINAV VERDİ

Feyzioğlu’nun ardından Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, kürsüye çıkarak bir konuşma yaptı.

Bozdağ, 15 Temmuz’da her kurumun sınav verdiğini söyledi.

Adalet Bakanı Bozdağ’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:

Bundan önceki darbe teşebbüslerine bakıldığında yargımız içinde utanılacak örnekler var. Darbenin hemen arkasından, hatta darbenin öncesinde darbecilere biat eden bir yüksek yargı yapısı, bir hukuk anlayışı ve başka maalesef kötü örneklerle Türkiye’nin geçmişi doluydu. Bu dönem de ise yargı gerçekten, hem Anayasa Mahkemesi hem Yargıtay hem Danıştay Başkanları, yüksek mahkeme başkanları yaptıkları açıklamalarla çok açık bir şekilde darbeye karşı bir duruş ortaya koydular. Barolar Birliği Başkanımız da yaptığı açıklamayla duruşunu ortaya koydu. Cumhuriyet başsavcılıkları çalışmalarıyla çok net bir tavır koydu. Yine Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu üyeleri, başkanları, onlar da bu noktada çok net bir duruş ortaya koydular ve darbeyle adeta hukuksal bir mücadeleyi o gece başlatıp başarıyla yürüttüler.

Yargının bağımsızlaştırılması, tam anlamıyla bağımsızlaştırılması ve yargıya güvenin güçlü bir şekilde tesis edilmesi son derece önemli. Türkiye’nin siyasal gündeminin yoğunluğu ve tartışmaların ortaya koyduğu ideolojik ayrışmalar nedeniyle herkesin yargıdaki bu kokuşmuşluğu görmesine rağmen somut adımları atma imkanı ve fırsatı bulamadık. Anayasa’nın 138’inci maddesi hakimlerin, anayasa, hukuk ve kanuna bağlı bir vicdanla karar vereceğini öngörüyor. Esasında kendi iç bağımsızlığını ortaya koyuyor. Anayasaya bağlı, hukuka bağlı, kanuna bağlı olacak. Bunun dışındaki bağlılıkları reddetmesi gerekiyor. Maalesef yargımızın içerisinde anayasa, kanun ve hukuka bağlılıklarını görmezden gelip FETÖ’ye bağlılığı öne çıkaran ve bunu adli süreçlere ve verdiği kararlara yansıtan pek çok yargı mensubuna Türkiye’miz şahit oldu.

Atılan adımlar esasında yargının bağımsızlığını korumak için, yargının tarafsızlığını korumak için atılmakta. Yargıya olan güveni daha yukarılara taşımak maksadıyla atılmaktadır. Esaret altına alınmış Türk yargısının esaretten kurtulması için atılan adımlar olduğunu burada özellikle ifade etmek istiyorum. İnşallah önümüzdeki süreç içerisinde Türk yargısı, kendisine emanet edilen görevleri anayasamızın çizdiği sınırlar içerisinde bağımsız ve tarafsız bir şekilde yerine getirmeye devam edecektir.”

GÖRÜŞME SONRASI FEYZİOĞLU SORULARI YANITLADI

Görüşme sonrası Metin Feyzioğlu, basın mensuplarının sorularını cevapladı.

Feyzioğlu, 15 Temmuz’da gerçekleştirilen darbe girişimine ilişkin, “İşgal girişiminin arkasındaki güçler devam ettiği, Türkiye’nin jeopolitik konumu aynı olduğu ve bölgede aynı menfaatler çatışmaya devam ettiğine göre tehlikenin de geçmediğini söyledik. Bu geçmemiş tehlikeye karşı bizim safları bozmamamız lazım.” ifadesini kullandı.

“Yargımızı tarafsız, bağımsız, güvenilir hale getirelim, bunu da el birliği ile yapalım” diyen Metin Feyzioğlu, bunun Türkiye’nin beka meselesi haline dönüştüğünü belirtti.

Suçlunun suçsuzdan ayrılmamasını en çok FETÖ’nün istediğine dikkati çeken Feyzioğlu, şöyle konuştu:

“Kendi kanlı üyeleri, 15’inde bu korkunç girişime kalkışanlar suçsuzların yanında, onların itibarından itibar kazanmaya çalışacaklardır. Kurunun yanında yaşın yanması sadece o haksız yere yananların bireysel özgürlüklerinin sınırlanması ve zarar görmeleri değildir, bunun da ötesinde FETÖ’nün mağduriyet iddia etmesine ve uluslararası kamuoyunda bir meşruiyet kazanmasına sebebiyet verecektir. Tam da bu noktada Türkiye Barolar Birliği’nin, baroların ve avukatların tarihi bir görevi vardır. Bu görevin hiç kimse tarafından da engellenmemesi gereklidir. Bu konuda Sayın Cumhurbaşkanımız ve Sayın Adalet Bakanımız ile hemfikiriz.

Avukatlar, savunma hakkı, adil yargılanma hakkı, yapılan soruşturmaların hukuka uygun olmasını sağlayacak, suçlunun suçsuzdan ayrılmasını temin edecek ve tüm dünyaya ‘Türkiye Cumhuriyeti işgal girişimine karşı meşru savunma hakkını bir demokratik hukuk devletinde olması gerektiği gibi kullanıyor’ dedirtecektir. Biz bunu tüm dünyaya en ön safta anlatmaya talibiz ve göreve talibiz. Bugüne kadar yaptık, bundan sonra da daha fazlasını Sayın Cumhurbaşkanının desteğiyle, hükümetin desteğiyle de yapmaya talibiz. Bunları konuştuk.”

Görüşmede, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a eylül ayında yapılacak uluslararası meslek örgütü toplantısına katılacaklarını, bu toplantıda Türkiye’nin 15 Temmuz’da yaşadıklarını ve bu tarihten sonraki meşru savunma hakkı çerçevesinde yaptıklarını anlatacaklarının bilgisini sunduklarını belirten Metin Feyzioğlu, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da kendilerine destek verdiğini söyledi.

Feyzioğlu, devletin arkasında dün olduğu gibi bugün de koşulsuz saf tuttuklarını da vurguladı.

Adli yıl açılışında bundan sonra alternatif bir açılış olmayacağını vurgulayan Türkiye Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu, “Yargıtay Başkanlığı ile ortak düzenleyeceğiz adli yıl açılışını ve 79 milyonu ırk, din, dil, cinsiyet ayrımcılıklarını bir kenarda bırakıp, adalet paydasında kavuşturabileceğiz. Bu sembolik ama çok değerli bir adım olacak.” diye konuştu.

BİR CEVAP BIRAK