Suda boğulasın 12 numara

Suda boğulasın 12 numara

0
PAYLAŞ

NALAN TEMELTAŞ – O bulabileceğiniz en iyi apartman danışmanı. İşini sorana- danışmanım, diyor. Günde iki kez ekmek dağıtmak dışında bir danışmanlığını görmedi İpekseren sakinleri. Yine de seseka’sını yatırmayı aksatmıyorlar. Zira analizleri güçlüdür danışmanın. Mazalla diline düşersen sonu iyi gelmez.

18 Numaranın kapısında mahzun, kirli bir kalabalık oluşturan üç ayakkabıdan biri danışmana ait. Diğer ikisi, alt kat komşuyla tesisatçının. Açık renk potin gibi olan tesisatçı ustanın, gençlerin yaptığı gibi gevşek bağlanmış, zahmetsiz giyinip çıkarıyor. Gözleri çekik biraz, orta Anadolu japonu. Komşu abi çizgileri düz, bağları eşit uzunlukta sarkan spor ayakkabı giyiniyor. Emekli memur oluşunu saç kesimine bakıp anlamadıysanız hala, ayakkabısının bağlarına bakmanız yeterli.  O tertib o düzen, o ayakkabı bağları.

18 numara haliyle evsahibi, terlikli. Kısa çoraplarından biri bileğine yığılmış, öteki çekili, sabah mahmurluğunda. Saçlar tarak yüzü görmemiş henüz, Lady Gaga’nın ev hali. Biraz da şaşkın birdenbire ortaya çıkan bu tamirat işinden. Banyo da kaçak varmış, bulunup tamir edilecek. Yoksa alt daire sular içinde kalacak. Komşu abinin şehla bakışlı eşiyle konuştuklarında:

-Olur mu hiç Elif hanım, mağdur eder miyiz sizi, hay hay baş üstüne, madem bizim banyo akıtıyormuş. Demişti Lady Gaga.

18 numaranın sol gözü de ötekinden az küçük, kısarak görüyor. Elifle ikisi konuşurken, artık bakışlar çakışırsa görüyor birbirlerini. Yoksa  iki silüet bir düet.

İşte ulvi bir nedenle şimdi toplanan bu kalabalık, birbiri peşisıra banyo ve ikinci tuvalet arasında mekik dokuyor. Hastane bölüm şefi önde, asistanları arkada. Önde tesisatçı, ardında danışman, sonra komşu abi, en son 18 numara. Konsültasyon on numara.

Şef bir fayansa uzun uzun bakıyor. Beş dakika kadar düşünüyor. Altı yedi dakika dinliyor. Arkasındaki ekip, gözlerini şeften ayırmadan, o’nun hareketlerini sessizce başıyla onaylıyor. Şef ‘’tamam bu’’ dediğinde geri çekiliyorlar. Matkap çalışıyor, fayans kırılıyor. Ne yazık ki kaçak bu fayansın altında bulunamadığından ekip yeniden yolcu. Bu kez ikinci tuvaletteler.

O sırada komşu abinin telefonunda Nida Tüfekçi türkü söylemeye başlıyor. Komşu abi biraz gecikeceğini bildiriyor arayana. O telefonunu kapatırken Şef, Arizona şerifi pozuyla yeni bir fayansa yaklaşıyor. Beş dakika düşünüyor. Altı yedi dakika kulağını fayansa yapıştırarak dinliyor. Arkadakiler kafalarını sallayarak onay veriyorlar. Komşu abi ötekilerden daha hararetli. Ona kalsa tüm fayanslar sırasıyla kırılmalı sanki.  Matkap çalışıyor, rutin aynı. Banyoya dönüyorlar kös kös. Ordan tuvalete.

Kırılan fayans sayısı arttıkça lady çorabını çekiştiriyor, lahavlesi ağzında. Komşu abi coşkudan kızarmış. İşleri kendi çıkarına sonuçlandırmak için, tesisat olmasa bile salonun parkesini de sökmeye hazır. Tesisatçıya cesaret verici şeyler söyleyerek kırma işini adeta teşvik ediyor. Tesisatçıyla üç numaralı fayansa topluca yaklaşıyorlar. O sırada Nida Tüfekçi türküye başladığından ayini yarıda kesiyorlar. Komşu abi biraz daha gecikeceğini dedikten hemen sonra kovboy töreni başlatıyor. Uzun uzun bak, fayansa kulağını yapıştır, kısaca sesi dinle, onay al, kır, yine bulama, komşu abi;

-Olsun koçum, bi dahakine inşallah…

Haliyle bu serüven sırasında 18 numara cırlamak için fırsat kolluyor.

Nihayet öğlene doğru, hala fayans kırılıp, hiçbir iddia doğrulanmadığından, yedinci fayansın sonunda patlıyor. Lady’nin dışında kalanların gözleri irileşiyor.

  • Bu sızıntı böyle mi bulunacak. Hayır efendim madem iddia ediyorsun ispatla o zaman. Yok şu fayans yok bu fayans , sök parkeleri de tam olsun bari.
  • Amaa yanılıyorsunuz ( koro halindeler )
  • Yanılmıyorum efendi, tam burada parmak basıyorum. Bu sızıntı burdan dediğinizde bir de doğru çıksın yahu.

Lady’nin atarları sürerken, komşu abi, hak verirmiş gibi yaparak tesisatçıya dönüyor, küveti işaret ediyor. Gömme küvetin altındaki fayans da aynı törenle kırılıyor. Uzun uzun bak, görünmez kalemini çıkar işaretle, Nida Tüfekçi türküye başlasın, kısa kısa fayansı dinle su sesi geliyor sanki diye söylen, kır, bulama.

Lady nin sadece saçları değil kolundaki tüylerinde dikildiğini görünce,  üçünün birden aklına bodrumdaki su saatlerini kontrol etmek geliyor. Sızıntı hangi saatteyse o saat hızlı dönermiş.

Kapıdan fırlayan fırlayana. 18 numara yay gibi gerilmiş ya bu üç adam nerdeyse birbirini çiğneyecek. Nasıl kaçıyorlar.

Merdiven başına yetişip, belirli bir mesafe aldıktan sonra usta filanca makineyi kiralamayı teklif edecek. 18 numara o halde bu kirayı kendisinin ödemeyeceğini, komşu abinin ödemesi gerektiğini söylüyor. Nida tüfekçi türküsüne başlamışken danışman söze karışıp

  • Hak size düşer, alt komşu ödemez, diyor
  • Hak mak kalmadı, buraya kadar olanı bana düşer.  Ya yarım saat içinde, ister makine kiralar, ister bir fayans daha kırar bulursunuz. Ya da kapıyı kapatırım, gidip alt katın tavanını deler, buraya çıkarsınız.

           Üç adamın gözleri yine faltaşı. Komşu abi telaşla karşı daireyi işaret ediyor.

– Belki sızıntı burdandır,

– Hadi delelim. ( koro halinde )

 

BİR CEVAP BIRAK