“Suikast ihtimali konusunda uyarıldım”

“Suikast ihtimali konusunda uyarıldım”

0
PAYLAŞ

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Artvin’de kendisine yönelik saldırıya ilişkin açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz darbe girişiminin ertesinde emniyetin kendisini suikast ihtimali konusunda uyardığını da dile getirdi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, CNN Türk yayınında açıklamalarda bulundu.

Kılıçdaroğlu, Artvin’de içinde bulunduğu konvoya yapılan saldırı sırasında yaşananları anlattı.

Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

“Şavşat’tan Ardavuç’a doğru yola çıktık. Dar bir vadiden giderken araçlar birden bire durdu. Araçlardan güvenlik görevlileri uzun namlulu silahlarla dışarı çıktılar. Koruma arkadışımız dikkatli olmamız gerektiği yönünde uyarı yaptı. Bulunduğumuz araç yamaca yaklaştırıldı. Birden bire silahlar patladı, ateşler ediliyordu. Tam vadinin ortasındaydık. PKK’yla bir çatışma olduğu söylendi. Bir süre sonra ambulans yanımızdan geçti. Çatışmada yaralıların olduğu, yaralıları olup hastaneye getirileceği belirtildi.

Daha sonra ikinci bir çatışma oldu. Koruma görevlisi, roketatarla saldırı olabileceğini, ateş ettiğini vurduğunu söyledi. Orada bulunmanın riskli olduğu söylendi. Zırhlı araç geldi. Sizi Şavşat’a yakın bir yerde Karayolları’nın bulunduğu bölgeye götüreceğiz dendi. Beni ilk olarak Efkan Ala aradı. Her türlü önlemi aldıklarını ifade etti. Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Başbakan aradı, geçmiş olsun diledi. Sonra diğer bakanlar, genel başkanlar aradı. HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Bey, ben Güney Afrika Cumhuriyeti’ndeyim, yeni öğredim dedi. Geçmiş olsun dedi. Bulunduğum yerin de roketatarla vurabileceği söylendi. Şavşat’a, Kaymakam Bey’in makamına gittik.

Saldıran teröristleri görmedim, silah seslerini duydum. Daha önceden bölgede teröristler olduğu, ziyaretin riskli olduğuna yönelik bir uyarı gelmedi. Efkan Bey tekrar aradı, helikopter tahsis ettikleri ifade etti. Ardavuç’a gittik, mitingimizi yaptık, açılışı gerçekleştirdik. Erzurum üzerinden de Ankara’ya dönüş yaptık.”

Kılıçdaroğlu, 15 Temmuz darbe girişiminin ardından kendisine yönelik bir suikastte bulunulacağına yönelik bilgi iletildiğini açıkladı.

Kılıçdaroğlu, şu ifadeleri kullandı: “15 Temmuz’un ertesi günü Bakırköy’den Pendik’e deniz aracıyla geçtim. Oradan karayoluyla Ankara’ya gittim. Meclis’e gittikten sonra akşam eve döndüm. Emniyetten bize bir duyum iletildi. Bulunduğumuz odada elektriğin yanmamasını, bulunmadığımız odanın elektriğini yakmamız istendi. Bana yönelik bir suikast ihtimalinin çok güçlü olduğu ifade edildi.

İlerleyen günlerde koruma sayısı artırıldı. Uzun namlulu silahlar korumalara tahsis edildi. Allah’ın verdiği bir can. Ülkenin çıkarları için uğraşıyoruz, hiçbir kişisel beklentimiz yok. Türkiye’yi karıştırmak isteyenler vardır. Bir bedel ödenmesi gerekiyorsa vatandaşın değil, gerekirse bu bedeli biz rahattıkla ödeyebiliriz.

Kılıcdaroğlu, kendisine yönelik saldırıyla neyin amaçlandığı konusunda ise “Ana muhalefet partisi genel başkanının bir suikaste kurban gitmesi herhalde Türkiye’yi karıştıracaktır, dengeleri sarsacaktır diye düşünmüşlerdir” dedi.

Kılıçdaroğlu, toplumda bir yumuşama sağlanmasını, gerginliklerin sona ermesini istediklerini belirterek, şunları kaydetti:

“Yenikapı Mitingi’ne sadece grubu olan CHP, MHP ve AKP değil, oraya pekala HDP’nin Genel Başkanı, Vatan Partisinin, Saadet Partisinin Genel Başkanı, BBP’nin Genel Başkanı onlar da dahil edilmeliydi. Onlar da birer siyasi parti. Görüşlerini beğenmeyebiliriz ama bir ortak paydamız var, bu Türkiye. Vatanımız, bayrağımız, darbeye karşıyız, bunlar bizim ortak paydamız. Konuşmamda da onların da davet edilmesi gerektiğini söyledim ama bu davetler yapılmadı. Davetlerin yapılmaması toplumun bir kesiminin, belli siyasi partilerin sistemin dışına itilmesi, belli siyasi partilerin bir arada görülmesi gibi garip bir tablo çıkarıyor. Oysa demokraside bütün görüşler değerlidir. Bu anlayışı daha da güçlendirerek topluma aktarmak zorundayız.”

Bu söylediklerinin bir çağrı olduğunu da belirten Kılıçdaroğlu, koşullar uygun olursa bütün siyasi partilerle görüşeceklerini aktardı.

“Terör eylemleri sonrasında özellikle sosyal medyadaki tartışmalarda ölenlerin hangi dinden, mezhepten, etnik kimlikten olduğuna yönelik söylemlerin olduğuna” yönelik değerlendirme üzerine Kılıçdaroğlu, “İki temel kırılma noktamız, fay hattımız var. Bunların birisi din üzerinden siyaset, ikincisi etnik kimlik üzerinden siyaset. Eğer bütün olaylara ve sorunların çözümüne bu iki eksenden girersek kaybeden Türkiye olur, kazanan Türkiye düşmanları olur” dedi.

Kılıçdaroğlu, “Demokratik standartları yükseltmemiz gerekiyor. Farklı görüşleri, düşünceleri insanlar ifade edebilmeli. Onları meşru zeminin dışına itmemeliyiz. Türkiye güçlü bir ülke, farklı bir görüş, söylem bize aykırı gelebilir ama bu Türkiye’yi yıkmaz” şeklinde konuştu.

“Özgür Gündem gazetesinin kapatılmasına” yönelik değerlendirmeleri sorulan Kılıçdaroğlu, “İlke olarak yayın organlarının teröre destek vermelerini asla kabul etmeyiz. Gazeteler gerçekten toplumu aydınlatıyorlarsa, doğru bilgileri aktarıyorlarsa, halk adına iktidarı yönetenleri sorguluyorlarsa bu bizim başımızın üstünde ama hiçbir yayın organı teröre destek vermemeli. Bir başka temel ilkemiz, hiçbir yayın organının susturulmasını istemeyiz. RTÜK var, mahkemeler var. Eğer bir gazete kapatılacaksa onu siyasi otorite değil mahkemeler kapatabilir” diye konuştu.

Yazar Aslı Erdoğan’ın tutuklanmaması gerektiğini ifade eden Kılıçdaroğlu, “Bu insanların tek silahları var, kalem. Başka bir şeyleri yok. Düşüncelerini, romanlarını, öykülerini kalemleriyle yazıyorlar. Eğer bu düşünceler, terör örgütüne destek veren şekilde, yasalara aykırıysa şunu veya bunu yapabilirsiniz. Ama gazetecinin, sanatçının tutuklanması… Yargılanabilir ama sonuçta siz daha yargılama aşamasında eğer içeriye alıyorsanız, bunu uygar dünyaya anlatamazsınız” şeklinde dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, mağdurları da takip ettiklerini ve kendilerine gelen çok sayıda başvuru olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

“İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Şehir Tiyatroları var, 100 yıllık bir tiyatro. Darbe fırsatçıları gelip, oradan 20 sanatçının işine son veriyor. Niçin son veriliyor, araştırdık. Darbeyle ilişkisi yok ama bunu da böylece atarsak, bunlar da FETÖ’cü diye… Dolayısıyla kimse bunlara sahip çıkmaz. Araştırdık, FETÖ’yle falan ilgileri yok. İlgileri yoksa ‘Niye peki görevlerine son verdiniz ‘, ‘Efendim, performansları düşük.’ Onu da araştırdık, oynadıkları oyunlar kapalı gişe oynuyor.

Bir sanatçının performansının düşük olup olmadığına o oyunu sahneye koyan yönetmen karar verir. Ben karar veremem, belediye başkanı da karar veremez. O da o işi bilemez. Bu darbe fırsatçılığına da izin vermemek lazım. Özellikle ben, Sayın Kadir Topbaş’tan istirham ediyorum, sanatçıları görevlerine alın. Tekrar gitsinler, çalışsınlar. 20 sanatçının İstanbul Büyükşehir Belediyesine ne yükü olabilir.”

Darbe girişimle ilgili soruşturma sürecinin “Hukukun üstünlüğü” ile yönetilmesi gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Hukukun üstünlüğü, darbeyle mücadelenizde size haklılık kazandıran temel ölçüttür. Eğer o temel ölçüte uygun hareket ederseniz, darbeyle mücadelede hem dünyanın hem muhalefetin, herkesin desteğini alırsınız. Ama ölçüt kaçtı, bazı alanlarda kaçt” diye konuştu.

Darbe girişiminin siyasi ayağının ortaya çıkarılmasını isteyen Kemal Kılıçdaroğlu, “Doğrudan doğruya il başkanı, ilçe başkanı, milletvekili, bakan olan var mı, yok mu? Örgüt üyesi olup bakan olan var mı, yok mu? Bize göre, istihbarat örgütümüz yok ama, CHP’nin il başkanı, ilçe başkanı, milletvekili yok. Biz FETÖ ile uzaktan yakından ilgisi olmayan bir partiyiz. Bizim gördüğümüz kadarıyla partimizin üyesi olup da FETÖ’yle bağlantısı olan kimse yok. Diğer partilerde var mı onu da bilmiyoruz. Bizimle ilgili kuşkumuz yok” değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu, CHP’nin gerektiğinde öz eleştiri yapabileceğini ancak FETÖ konusunda öz eleştiri yapacağı hiçbir alan olmadığını vurgulayarak, “HSYK’yı değiştiler, onun yanlış olduğunu söyledik. Yargıtay’a 160 hakim tayin ettiler. ‘Siz 160 militan atadınız’ diye eleştirdik. O dönem üzerimize büyük saldırılar vardı iktidar tarafından. ‘Siz nasıl hakimlere militan dersiniz’ ama şimdi 160’ı da içeride.” diye konuştu.

Zamanında olayları görüp, zamanında iktidarı uyaran bir parti olduklarını vurgulayan Kılıçdaroğlu, “Bir bakan çıkıp diyor ki ’81 ilin 74 emniyet müdürü FETÖ mensubu’. Ne demektir bu biliyor musunuz? Emniyeti terör örgütüne teslim etmek, demektir. Emniyeti terör örgütüne teslim eden bir siyasi anlayışın, siyasi sorumlusu yok mudur, bunun siyasi ayağı yok mudur? Olması lazım. Bu emniyet müdürlerini muhalefet atamadı” dedi.

Türkiye’nin Cerablus’a girmesi, Şam’a bu konuda bilgi verilmesi, Rusya’ya, Amerika’ya bilgi verilmesi ve dolayısıyla oraya müdahalenin yapılmasını olağan ve normal karşılayıp desteklediklerini aktaran Kılıçdaroğlu, “Biz bunu 9 Ekim 2014’te söyledik. Dedik ki ‘IŞİD terörü var, oraya eğer getirirseniz sınır ötesi bir tezkere, biz buna evet diyeceğiz” ifadesini kullandı.

Fırat Kalkanı Harekatı”nın doğru ancak gecikmiş olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, şöyle dedi: “Türkiye, bölgede kendi güvenliğini sağlamak zorundadır. Her ülke kendi güvenliğini sağlamak zorundadır, bunun siyaseti olmaz. IŞİD terör örgütü Türkiye için ciddi bir riskse ki risktir, en son bunu Gaziantep’te gördük, 53 vatandaşımız hayatını kaybetti, Türkiye’nin oraya müdahale etme hakkı vardır, uluslararası hukuk bunu öngörür. Son IŞİD teröründen sonra artık Türkiye’nin oraya müdahale etmesi, kaçınılmaz olarak gündeme geldi.”

“Cumhurbaşkanı Erdoğan Külliye’ye davet ederse tekrar gider misiniz?” sorusuna Kılıçdaroğlu, “Olağanüstü bir durum olduğu zaman tabii. Biz düşüncelerimizi zamanında söyleriz ve o düşüncelerimizin arkasında dururuz” dedi.

FETÖ üyesi olması sebebiyle memuriyetten çıkarmalarla ilgili değerlendirme yapan Kılıçdaroğlu, “‘Falan kişi oğlunu niye cemaatin okuluna gönderdi.’ Görevine son. İyi de kardeşim peki, o okuldan mezun olan senin kabinende bakan var. Onun görevine son veriyor musun? Hayır, son vermiyorsun. Memurun görevine üstelik ömür boyu son veriyorsun. Çocuğunu oraya gönderdiği için memuriyetine son veriliyor. Tek gerekçe bu. Buna benzer dramlar var” ifadesini kullandı.

Kılıçdaroğlu, adli yıl açılışına katılıp katılmayacağı sorusu üzerine ise katılmayacağını belirterek, açıklamalarına şöyle devam etti: “Yargıtay Genel Sekreteri geldi. Davetiyeyi getirdi. Davetiyede adres olarak bir otel var, orada yapılıyor. Biz de ‘olur’ dedik. Çünkü yargının şöyle bir özelliği var, yargıya siyaseti sokmamalıyız. Çünkü siyaseti sokarsak, adalet tecelli etmez. Adil yargılama olmaz. Bu işin özü adil yargılamadır. Herkes çıkan yargı kararında ‘evet’ diyecek ‘bu doğrudur’ ve kabul edecek bunu. Gelen davetiyede adres başka ama toplantı başka bir yerde yapılıyor. Bu da kendi içinde müthiş bir çelişki. Sayın Cumhurbaşkanı’nın da orada konuşacağı söyleniyor. Binali Yıldırım’a aktardığım için söylüyorum. Geleneksel olarak, adli yılın açılışında bir savunma konuşur, Türkiye Barolar Birliği Başkanı, bir de yargı konuşur, Yargıtay Başkanı ve tören biter.”

Dün resmi törenle açılışı yapılan Yavuz Sultan Selim Köprüsü’ne ilişkin düşüncesi sorulan Kemal Kılıçdaroğlu, “Güzel ama biz olsaydık iktidarda, mesela tüp geçit yapardık. Tüp geçit daha iyi olurdu, yerin altından. Üstelik çok daha imkanları olan demiryolu, raylı sistemleri olan, gidişi gelişi olan, üstelik çevreyi koruyan bir değil en az iki tane tüp geçide Türkiye’nin ihtiyacı var” diye konuştu.

BİR CEVAP BIRAK