Sulak alana cami inşaatı!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Türkiye’nin göz bebeği tatlı su göllerinin en büyüklerinden biri olan Eğirdir Gölünün koruma altındaki kıyıları seçim öncesinde betona gömülüyor. Gölün korunması gereken sıfır noktasındaki sulak alanda cami inşaatına başlandı…

Geçtiğimiz hafta göl kıyısında 5 katlı otel inşaatıyla gündeme gelen Eğirdir’de şimdi de göle sıfır cami inşaatına başlandı. Türkiye’nin en büyük ikinci tatlı su gölü olan Eğirdir Gölü’nü korumak için çıkartılan özel hükümlere göre koruma alanı içerisinde inşaat yapmak yasak. Herhangi bir bilgilendirme tabelası bulunmayan ve bir dernek tarafından ‘hayır’ için yaptırıldığı ileri sürülen cami inşaatıyla ilgili çalışmalar sürerken Menderes Mahallesi sakinleri yer seçiminin yanlış olduğunu belirttiler. SDÜ Eğirdir Su Ürünleri Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Erol Kesici ise cami yapılmasına karşı olmadığını ancak gölün koruma alanı içerisinde yapılmasının doğru olmadığını belirtti. Sözlerinin çarpıtılmamasını isteyen Kesici, “Burası cami yapılacak yer midir? Başka yer mi yoktu? Burası ne belediyenin ne de şahısların malı değildir. Gölün alanıdır ve koruma altındadır. Mahallede cami yapılacak başka araziler varken ne amaçla olursa olsun inşaat izni bulunmayan bir alanda ibadethane yapmak en çok inanca zarar verir” diye konuştu.

 Isparta’da bulunan Eğirdir Gölü, Göller Bölgesinin en önemli su kaynaklarından biri. Beyşehir Gölü’nün ardından Türkiye’nin en büyük tatlı su kaynağı olarak bilinen gölün çevresi birinci ve üçüncü derece doğal sit alanı ve sulak alan olarak koruma altına alındı. Ayrıca 2012 yılında yalnızca Eğirdir Gölü’ne özel olarak çıkartılan ‘Eğirdir Gölü Özel Hükümleri (EGÖH) de yürürlüğe girmesine rağmen ilgili idareler gölü bir türlü koruyamıyor.

 MAHALLELİ CAMİ İÇİN SEÇİLEN YERİ DOĞRU BULMUYOR

Geçtiğimiz hafta Altınkum Plajı’nda 5 katlı otel inşaatıyla gündeme gelen Eğirdir’de şimdi de göle sıfır arazide camii inşaatına başlandı. Menderes Mahallesi sınırlarında, karayolu ile göl arasındaki alanda başlatılan cami inşaatı vatandaşların tepkisini çekti. Cami inşa etmek için seçilen kıyının her iki tarafından da yaklaşık 500 metrelik mesafelerde mevcut camiler bulunuyor. Konuyla ilgili konuştuğumuz adını vermek istemeyen bir mahalleli, “Burası cami yapmak için doğru bir yer değil. Mahallede cami yapılabilecek başka araziler de vardı ancak göl kıyısında inşaata başladılar. Mahalleden kimse bunu doğru bulmuyor” görüşünü dile getirdi.

 ‘KORUMA ALANINA CAMİ YAPMAK EN ÇOK İNANCA ZARAR VERİR’

SDÜ Eğirdir Su Ürünleri Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi ve Türkiye Tabiatını Koruma Derneği (TTKD) Bilim Danışmanı Yard. Doç. Dr. Erol Kesici ise cami yapılmasına karşı olmadığını ancak gölün koruma alanı içerisinde yapılmasının doğru olmadığını belirtti. Sözlerinin çarpıtılmamasını isteyen Kesici, “Burası cami yapılacak yer midir? Başka yer mi yoktu? Burası ne belediyenin ne de şahısların malı değildir. Gölün alanıdır ve koruma altındadır. Mahallede cami yapılacak başka araziler varken ne amaçla olursa olsun inşaat izni bulunmayan bir alanda ibadethane yapmak en çok inanca zarar verir” diye konuştu.

 ‘GÖL KIYISINI İŞGAL ETMEK ALIŞKANLIK HALİNE GELDİ’

Yerel seçimlere kısa süre kala Eğirdir Gölü kıyısında inşaatların başlamasını eleştiren Kesici, “Şubat ayında Eğirdir’de inşaat yapılması pek alışık olunan bir durum değildir. Seçimlere bir aylık bir süre kala her nedense ikisi de gölle ilgili özel hükümlere göre yapımı yasal olmaya apart otel ve cami yapımına başlandı. İnşaatın ne tabelası var ne de temel atma töreni. Göl kıyısında alışkanlık haline gelen işgallerin sonunda yaralanan her zaman gölümüz ve yaşam alanlarımız oluyor. Bu işler yasalara uymadan yapılırsa bizi yönetenlere nasıl güvenelim? Gölümüzü nasıl koruyalım” dedi.

 ‘CAMİNİN YANINA BAŞKA YAPILAR OLMAYACAĞINI KİM GARANTİ EDECEK?’

Yapılanın kamu yararı değil rant sağlamak olduğunu savunan Kesici, “Cami yapıldıktan sonra her iki yanına da başka yapıların yapılıp yapılmayacağını kim garanti edecek. Bu durum 35 yıldır aynı şekilde yaşanıyor. Bizim isyanımız cami yapımına karşı çıkmak değil, hep yaşandığı gibi önce cami, sağlık ocağı ve Müftülük binası yapıyoruz denilerek göl kıyılarının işgal edilmesine. Yazık, günah değil mi? Sonra da çıkıp ne hale geldi memleket deyip bir birimize bakmamızın söylenmenin bir anlamı kalmıyor. Kaybeden hep yaşam oluyor” ifadelerini kullandı.

 ‘ZATEN HASTA OLAN GÖLDE YENİ YARALAR AÇILIYOR’

Göl kıyısını işgal etmenin bir şey kazandırmadığının altını çizen Yard. Doç. Dr. Erol Kesici, zaten oldukça ‘hasta’ denilebilecek konumdaki gölde yaralar açılmaya devam edildiğine dikkat çekerek şöyle konuştu: “Eğirdir Gölü çırpınıyor, göz göre göre yok ediliyor. Bu gidişle bir daha geri gelmeyecek şekilde elimizden gidecek. Cami yapımına başlanan kıyı tamamen sulak alan ve sazlıktı. Balıkların üreme alanıydı. Ancak bu bölgede zaman zaman kıyı dolgusu yapıldı. Şimdi de betonla dolduruluyor. Yarın çocuklarımıza ne diyeceğiz, onların yüzüne nasıl bakacağız?”

 Konuyla ilgili bilgisine başvurduğumuz Isparta Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü yetkilileri ise göl kıyısındaki inşaatla ilgili bilgi sahibi olmadıklarını belirttiler.

 GÖLÜN KORUMA ANAYASASI NE DİYOR?

Haziran 2012’de yürürlüğe giren Eğirdir Gölü Özel Hükümleri’nin, göl koruma alanıyla ilgili kısmında yer verilen hükümlere göre göl yeşil kuşaklama bölgesinden itibaren 270 metre genişliğindeki alandaki kullanım özetle koşulları şöyle sıralanıyor:

 SADECE YENİ İNŞAAT DEĞİL HAYVAN OTLATMAK BİLE YASAK

Piknik, plaj ve mesirelik alan oluşturmaya içme ve kullanma suyu su alma noktasına 300 metreden daha yakın olan yerlerde izin verilemez. Mevcut soğuk hava depoları dondurulmuştur. Bu alanda yeni hiçbir sanayi kuruluşuna ve turizm tesisine izin verilmez. Bu alanda yeni tarım alanları açılamaz. Rehabilite edilecek tarım alanlarında İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü görüşleri doğrultusunda organik tarıma geçilecektir. Bu alanda otlatmaya izin verilmez. Mecburi teknik tesisler ve Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamına giren uygulamalar dışında, bu alanda hafriyat artığı, moloz ve inşaat malzemesi dökülmesine izin verilmez. Bu alanda yapılacak olan düzenlemelerde beton kaplama kullanılamaz ve bu alanları düzenlemek amacıyla doldurma ve kurutma işlemi yapılarak arazi kazanılamaz. Bu alandaki doğal plajlarda, su-atıksu altyapıları ile sökülüp – takılabilir malzemeden oluşan ahşap-prefabrik çay ocağı veya kantin, soyunma-giyinme kabini dışında yapılara izin verilmez ve yapıların kapalı kısımlarının toplam alanı 100m2’yi geçemez. Onaylı imar planları kapsamında yoğunluk arttırıcı veya kirlilik artırıcı yönde imar planı değişikliği yapılamaz.”

Önceki haberİşçi Partisi’nden yeni Brexit referandumuna destek
Sonraki haberDAY MER: Irkçılığa karşı yapılacak yürüyüşe katılalım
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.