Suriye salonu terk etti

Mursi, zirvede yaptığı konuşmada Suriye’deki ayaklanmayı “baskıcı bir rejime karşı devrim” olarak tanımladı.

Suriye’nin “barışçıl yoldan demokrasiye geçmesini” dileyen Mursi şöyle devam etti:

“Suriye’de akan kanı durdurmak hepimizin görevi ve bilmeliyiz ki bu kan, hepimizin etkili müdahalesi olmadan durmaz.”

Mısır liderinin sözlerinin devamında, “meşruiyetini yitirmiş baskıcı rejime karşı Suriye halkıyla dayanışma halinde olmanın ahlaki bir görev olduğunu” söylemesi üzerine Suriye heyeti salondan ayrıldı.

Suriye Dışişleri Bakanı Velid Muallim, Mısır Cumhurbaşkanı’nın konuşmasını, “Suriye’deki kan akışının kışkırtılması” şeklinde değerlendirdi.

Muallim, Mursi’nin konuşmasını “zirvenin geleneklerine aykırı ve Suriye’nin içişlerine müdahale” olarak yorumladı.

Mursi, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: “Hepimiz Suriye’de özgürlük ve adalet arayanlarla tam dayanışma halinde olduğumuzu duyurmalı, bu anlayışımızı Suriye halkının özgürlük talebini yansıtacak bir demokratik yönetim sistemine barışçıl geçişi öngören açık bir politik bakışa dönüştürmeliyiz.”

Mısır’ın İsrail’le barış anlaşması imzaladığı 1979’dan bu yana ilk kez Mısırlı bir lider Tahran’da misafir oluyor. Mübarek’in 1979’da İsrail ile barış anlaşması imzalaması üzerine, Tahran’da yeni kurulan molla rejimi, Kahire ile ilişkilerini kesmişti.

Mursi, zirvedeki konuşmasının ardından İran’ın Dışişleri Bakanı Yardımcısı Hüseyin Amir Abdullahyan ile görüştü.

Abdullahyan, görüşmede ikili ilişkilerin konuşulduğu ve “Suriye krizinin diplomasi yoluyla çözülmesi ve dış müdahaleden kaçınılması gerektiğine vurgu yapıldığı”nı belirtti.

İran medyası, görüşmenin ardından Mursi’nin Tahran’dan ayrıldığını duyurdu.

Çok hedefli zirve
Hareketin dönem başkanlığını yapan Mısır, bu zirvede görevi İran’a teslim edecek.

Dünyanın dört bir yanından 50 ülkenin liderini buluşturan zirve, İran’ın uluslararası arenadaki konumunu sağlamlaştırması için bir fırsat.

BBC’nin Tahran muhabiri James Reynolds, nükleer programı nedeniyle BM yaptırımları altında bulunan İran’ın, Batı’nın izole etme çabalarına karşılık vermeye çalıştığını belirtiyor.

Ancak ABD ile SSCB arasındaki Soğuk Savaş’ın bitmesinin ardından, 120 üyeli Bağlantısızlar Hareketi’nin uluslararası arenadaki varlığı iyice zayıfladı.

Zirvenin gündeminde, Suriye’deki krize çözüm bulmak, insan hakları ve nükleer silahsızlanma konuları var. Zirveye katılanlar arasında, Suriye Başbakanı Vail El Halki, Katar Emiri Hamad Bin Halife ve Hindistan Başbakanı Manmohan Singh ile BM Genel Sekreteri Ban Ki-moon da yer alıyor.

‘Ciddi kaygılar’Suriye’nin uzun dönemli bir iç savaşla karşı karşıya olduğunu ve “her iki tarafa silah sağlayanların oradaki acıları artırdığını” söyleyen Ban Ki-moon,bütün tarafları “şiddete son vermeye” çağırdı.

ABD Dışişleri Bakanlığı, BM Genel Sekreteri’nin Tahran’ın zirveye katılım davetini kabul etmesini “garip” karşıladı.

Ban Ki-moon ise İran’ın insan haklarına yaklaşımıyla ilgili “ciddi kaygılar”ı olduğunu belirtti.

İran liderlerinin “nükleer silah peşinde olmadıkları” yönündeki açıklamalarına karşı Ban Ki-moon, İran’a nükleer programı konusunda BM Güvenlik Konseyi ile işbirliği halinde olması çağrısında bulundu.

Ki-moon ayrıca Tahran’ın İsrail karşıtı politikalarını da eleştirdi.

Müslüman Kardeşler ‘normalleşme’ istiyorİran, aylardır muhalefet gösterilerini ve silahlı isyanı bastırmaya uğraşan Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın güç aldığı en yakın müttefiği.

Hatta ABD İran’ı, rejim yanlısı milis güçlerine askeri eğitim vermekle suçluyor.

Mursi’nin üyesi olduğu Müslüman Kardeşler hareketinin dış ilişkiler birimi ise BBC’ye yaptığı açıklamada, amaçlarının “Tahran ile ilişki biçimini belirgin olarak değiştirmek değil, normalleştirmek olduğunu” belirtti.

Diğer yandan, BM Genel Sekreteri’nin zirveye katılıyor olması, ABD tarafından “garip” diye nitelendirildi.

İran’ın dini lideri Ali Hamaney ve Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ile görüşen Ban, Meclis Başkanı ile görüşmesinde ise sözünü sakınmayarak, “İran’daki insan hakları ihlalleri nedeniyle derin kaygı duyduğunu” söyleyiverdi.

Ban’ın sözcüsünün aktardığına göre, BM Genel Sekreteri, Hamaney ve Ahmedinejad’dan, “Suriye liderliğine acilen şiddeti durdurması için baskı yapmasını” istemiş.

Hamaney’in makamından verilen karşılık ise “Krizi çözmenin yolu, Suriye’deki isyancılara silah akışının durdurulmasıdır” şeklinde oldu.

Hamaney, zirvenin açılışındaki konuşmasında da, nükleer silahlanma peşinde oldukları suçlamalarını reddederek, sivil amaçlı nükleer enerji programını sürdüreceklerini vurguladı.

İran’ın en yetkili ismi, ABD’nin dünyaya “kabadayılık” yapmasına hak tanıyan BM Güvenlik Konseyi’nin yapısını ise şöyle eleştirdi: “BM Güvenlik Konseyi orantısız, adaletsiz ve düpedüz antidemokratik bir yapıya sahiptir. Bu açık bir diktatörlüktür.” (BBC)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here