Suriyeli göçmenlere tek çözüm: Ulus Ötesi Barış Projesi

PAYLAŞ

Prof. Dr. Sirkeci, göç krizine köklü çözümün siyasi olarak ulus ötesi barış projesi ile olabileceğini söyledi. Londra Regent’s Üniversitesi’nde Ria Financial Ulus Ötesi Çalışmalar ve Pazarlama Profesörü ve Regent’s Ulus Ötesi Çalışmalar Araştırma Merkezi’nin direktörü Prof. Dr. İbrahim Sirkeci göç ve nüfus üzerindeki çalışmalarıyla uluslararası alanda tanınıyor.

Prof. Dr. İbrahim Sirkeci, Hayat Tv’de Artı Eksi 7 Programı’nda Faruk Eskioğlu’nun konuğu oldu. Prof. Dr. İbrahim Sirkeci, Eskioğlu’nun sorularını şöyle yanıtladı:

– Göçmen, sığınmacı ve mülteci kavramları nedir? Farkları nelerdir?

– Sığınmacı, mülteci statüsü için başvurusu değerlendirilen kişidir. Mülteci bu statüyü kazanmış olandır. Mülteci ise bunların hepsidir. Benim de içinde bulunduğum bir grup akademisyen göç ve göçmen kavramlarını ve bu ayrımları reddediyoruz. Bunun nedenlerinden biri de bu kavramlar göçün süreç olma halini dinamik doğasını yansıtmıyor, bir diğeri de İngilizce de geçmen ‘migrant’ çok negatif bir kavram olarak kullanılır oldu. Göçmenleri ‘mülteci’ ve ‘ekonomik göçmenler’ diye ayıran bazı düşünce kuruluşları da bulunuyor. Bu son derece ahlaksız bir yaklaşım. Sonuçta ekonomik göçmenlik bir suç değil. Hepimiz ekonomik göçmen olabiliriz. Göç hikâyesi, bir sıkıntı, bir çatışmadan kaçıştır. Bu ekonomik ve siyasi nedenle de olabilir.

– Türkiye’nin göçmenlik mevzuatı nasıldır? BM’nin yasal prosedürlerine uygun mudur?

– Türkiye göçmenlik mevzuatı konusunda çok ciddi aşamalar kaydetti. 2013’deki Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu çok kapsamlı. Yine de uluslararası mülteciler konvansiyonu ile ilgili bazı sıkıntılar var. Bu da Suriyeli göçmenler konusunda ortaya çıkıyor. Türkiye Suriyelileri resmen mülteci statüsünde görmüyor, ‘koruma altında’ diye bakıyor. Türkiye bu anlaşmaya şerh koymuş ülkelerden. Resmi olarak sadece Avrupa’dan gelmiş mültecileri kabul ediyor. Yani Suriyeli’ye vermese de Finlandiya’dan gelecek bir sığınmacıya mülteci statüsü verebiliyor. Ancak bu yaz aylarında Türkiye’den Avrupa’ya gidebilmek için hayatını riske, kendini denize atan ciddi bir Suriyeli nüfus var.

– Neden Türkiye değil, Avrupa?

– Bunun nedenlerinden biri Türkiye’nin aşırı sevgisinin yabancıları kaçırtması, ikincisi hayatın sert gerçekleri, milli gelirin Suriye’de 2 bin, Türkiye’de 15 bin, Almanya’da 40 bin, ABD’de 50 bin doların üzerinde olması. Hesap belli. Suriyelilerin Türkiye’de ekonomik refahla buluşması pek mümkün değil.

– İngiltere’nin Suriyeli umut yolcularına son yaklaşımı nedir?

– Son olarak Başbakan David Cameron’un yalnızca mülteci kamplarından mülteci kabul edeceğini söylemesi, botla Avrupa’ya kaçışı engellemeye yönelik olumlu bir açıklama.

– Türkiye’nin de içinde bulunduğu ve ABD’nin başını çektiği ülkeler Suriye’nin iç işlerine karışırken, milyonlarca göçmenin ‘kriz’ olarak kendilerine döneceğine öngörmüş olabilirler mi?

– Bu kadarını sanmıyorum. Biz uzmanlara sorsalardı, biz gerçekçi bir rakam öngörebilirdik.

– Bu aşamada göçmenleri ülkesinde tutabilmenin yolu yöntemi var mı?

– Bu siyasetin alanına giriyor. Bunu önlemek için ulus ötesi bir barış projesi geliştirmek gerekiyor. Buna AB, BM de öncülük edebilir. Önemli olan bu ülkelerde, ekonomik, siyasi ve kültürel barış sağlanamazsa etkisiz kalır. Bugün Suriye’de, Irak’ta etnik ve kültürel eşitsizlikler de çatışma nedeni. Ekonomik çatışmalardan söz etmiyorum bile.

– Türkiye’deki Suriyeli göçmenlerin ekonomiye dinamizm katacağı öngörülse de daha feodal bir ülkeden, örgütsüz ve niteliksiz iş gücü geliyor. Bu durum Türkiye’yi nasıl etkileyecek?

– Editörlüğünü yaptığım Göç Dergisi’nin son sayısında yer alan bir saha çalışmasına göre, Türkiye’de kayıt dışı ekonomi yüksek oranda. Mülteci benzeri statüdekilerin varsılları bir takım işletmeler kurarak ekonomiye katılıyor. Geri kalanları ise kayıt dışı ekonominin onun da en dibindeki bir yerde iş gücü piyasasına katılacağı tahmin etmek zor değil. Bundan bu nüfusun zarar göreceğini tahmin ediyorum. Ücretlerde baskı yaratma olasılığı da küçüktür. Gelen 2 milyon nüfusun 1 milyonu çocuk yaşta. İş gücü piyasasına girecek nüfus sınırlı.

CEVAP VER