Suriye’ye emperyalist müdahaleye hayır!

Alevisiyle, Sünnisiyle, Hıristiyanıyla, Süryanisiyle, bir arada, kardeşçe yaşayan sevgili Hatay’lılar, hepinizi sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Bugün buradayız. Emperyalizmin kuşatması altındaki Suriye halkıyla, kardeşlerimizle dayanışmak, emperyalist müdahaleye hayır demek için buradayız.

Çok kimlikliliğin, çok kültürlülüğün, çok inançlılığın simgesi Hatay’ı işgal kapısı haline getirmeyi amaçlayan emperyalizm ve onun işbirlikçisi AKP Hükümeti’ne “Hatay’ı işgal kapısı yaptırmayacağız” demek için buradayız.

Emperyalist güçler ülkemizin de içinde yer aldığı coğrafyayı kendi çıkarları için, bölgenin kaynaklarına el koymak için bir kan deryasına dönüştürdüler. Afganistan’da, Irak’ta, Libya’da yaptıklarını bugün Suriye’de yapmaya çalışıyorlar. Yarın İran’da da yapacaklar.

Bütün bu yaptıklarını “insan haklarını koruma”, “demokrasiyi yerleştirme” kılıfıyla yapıyorlar. Bu güzel kavramları emperyalist müdahalelerinin gerekçesi haline getiriyorlar. Yıllardır bölgede diktatörlükleri besleyen ve destekleyen ABD emperyalizmi gibi, onun izinden yürüyen AKP Hükümeti de bölge diktatörlüklerinin yanında yer aldı. Diktatörlerden insan hakları ödülleri aldı. Şimdi onlar bölgedeki halkların isyanlarına dayanarak, demokrat rolü kapmaya çalışıyorlar.

Tanklarından, bombalarından önce yalanlarıyla geliyorlar. Büyük bir yalan kampanyası, bilgi kirliliği yaratıyorlar. Irak’ın işgali öncesini hatırlayalım. Büyük bir yalan kampanyasıyla, “Irak’ta kitle imha silahları var” dediler. Dünyayı buna inandırdılar. Irak’ı işgal ederek maddi-manevi yıkıma uğrattılar. Irak’ı mezheplere, etnik kimliklere böldüler. Irak’ın petrol yataklarına el koydular ve sonra da utanmadan “Irak’ta kitle imha silahları yoktu” dediler.

Afganistan’da El-Kaide teröründen, Taliban diktatörlüğünden söz ettiler; Afganistan’ı işgal ettiler, kaynaklarına el koydular. Şimdi Taliban diktatörlüğüyle anlaşma yapmaya çalışıyorlar. İşgal gerekçesi saydıkları El-Kaide’yi Libya’nın üstüne saldılar, şimdi de Suriye’nin üzerine salıyorlar. El-Kaide ile ABD ve İngiliz emperyalizmi Suriye için mutabakat yapıyor. El-Kaide Suriye’deki örtülü savaşın bir parçası haline getiriliyor.

İki gün önce sözüm ona Suriye’nin Dostları adıyla Tunus’ta toplantı yaptılar. Suriye’yi demokratikleştireceklermiş. Kim bu Suriye’yi demokratikleştirecek olanlar? Demokrasiden gram nasibini almamış, Suudi Arabistan, Katar, Ürdün vb. Amerikancı İslam ülkeleri. Uluslararası ceza mahkemeleri tarafından insanlık suçuyla cezalandırılan Sudan ve bunların ağa babaları ABD-İngiliz emperyalizmi. Ve maalesef AKP eliyle temsil edilen ülkemiz Türkiye.

AKP Hükümeti’nin yanında durup, Suriye rejimini eleştirenlere sesleniyoruz: AKP Hükümeti’ni eleştirmeden Suriye rejimini eleştirmeyi hak etmiyorsunuz. Ülkemizi bir açık hava cezaevine dönüştürenlere sesini çıkartmayanlar, 34 Kürt kardeşimizin bombalanarak öldürülmesine sesini çıkartmayanlar Suriye rejimini eleştiremez. Herkes elin gözündeki çöpü görmeden önce kendi gözündeki merteği görecek.

Sevgili dostlar,

Yaşanan gelişmelerin gerçek arka planına bir bakalım. Biliyorsunuz 2011 yılında emperyalistlerce miskin olmakla, kaderci olmakla suçlanan, aşağılanan, emperyalistlerin büyütüp destekledikleri diktatörlüklerce yönetilen bölge halkları isyan mümkündür diyerek, Tunus’ta, Mısır’da, Libya’da, Bahreyn’de, Fas’ta, Yemen’de ayağa kalktılar. Yoksulluğa, işsizliğe, sömürüye, baskılara karşı eşitlik ve özgürlük talepleriyle ortaya çıkan bu isyanlara kapitalist küreselleşme sürecine karşı durabilme potansiyelini ortadan kaldırmak ve bölgedeki hegemonyalarını güçlendirmek için emperyalist güçler müdahale ettiler.

Suriye’de yaşanan gelişmeler de böylesi bir sürecin ürünüdür. Suriye’de 2000’li yıllardan beri sürdürülen neo-liberal sömürü politikalarının yarattığı sonuçlar Dera kentinde patlamaya dönüştü. Ama emperyalist güçler neo-liberal karşıtı bu tepkiyi Alevi-Sünni çelişmesine çekerek, hem muhalefeti kontrol altına almayı, hem de Suriye devletini kendi çıkarları doğrultusunda terbiye etmeyi hedefleyen saldırılar gerçekleştirdiler. Gerici bir iç çatışmayı, gerici bir iç savaş sürecini hedefleyen politikaları yaşama geçirdiler ve geçiriyorlar. AKP Hükümeti de emperyalist politikaların Suriye’de yaşama geçirilmesi konusunda önemli bir rol oynadı ve oynuyor. AKP Hükümeti Suriye’ye dönük izlenen politikalarla BAAS rejimini Arap Aleviliğiyle özdeş kıldı. Kuşkusuz bu tanımlama AKP Hükümeti’nin, özellikle referandum ve seçim sürecinde geliştirdiği mezhep ayrımcılığı yaratma yaklaşımıyla uyum içerisinde ortaya çıktı.

AKP Hükümeti’nin Dışişleri Bakanı Davutoğlu “Suriye’nin Yugoslavya haline dönüşmesine izin veremeyiz” diyor. Ama yaşanılan gerçeklik şudur ki, emperyalizm ve onun yolundan yürüyen AKP Hükümeti’nin bizzat yürüttüğü politikaların kendisi Suriye’yi Yugoslavya haline dönüştürüyor.

AKP Hükümeti’ne soruyoruz: Komşularla sıfır sorun dediniz, çok güzel dediniz. Suriye’yle sınırlar kaldırıldı, ortak bakanlar kurulu toplantısı yapıldı. Suriye’yle gül gibi geçinip giderken, şimdi Suriye rejimiyle düşman oldunuz. Yoksa Suriye rejimine -ABD-İsrail ekseninin İran’ı yalnızlaştırma stratejisi çerçevesinde- İran’dan uzaklaştırma siyasetini rızayla kabul ettiremediğiniz için havuç politikasından vazgeçip sopa politikasına mı geçtiniz? Lübnan Hizbullahı’na İran ekseninden uzaklaşması için çeşitli maddi olanaklar teklif ettiniz mi? Komşu İran’a saldırıyı amaçlayan, Kürecik’teki radar üssüne niye izin verdiniz? “Bu radar üssü kesinlikle İsrail’le bilgi paylaşımı içermeyecek” dediniz, ama geçtiğimiz günlerde gördük ki ABD ile İsrail birlikte deneme tatbikatı yaptılar. Kamuoyunu niye kandırdınız? Kamuoyuna niye yalan söylediniz? Neden dost-komşu ülkelerin emperyalizm tarafından kuşatılmasına ve yağmalanmasına izin veriyorsunuz? Neden bu İslam coğrafyasında Müslümanı Müslümana kırdırma politikasının parçası oluyorsunuz?

Sevgili arkadaşlar,

ABD emperyalizmi artık, yeni saldırı eksenini Asya-Pasifik hattı olarak belirledi. Bölgeyi Türkiye, Katar, Suudi Arabistan gibi ülkelere bıraktı. Çünkü ABD emperyalizminin bölgeye dönük müdahaleleri bölgede bir Haçlı Seferi olarak algılanıyor ve bölge halklarının tepkisini çekiyor. Şimdi bu coğrafyayı, emperyalizm ılımlı-İslamcı Türkiye Hükümeti ile düzenlemeyi amaçlıyor. Ateşten eli yanan ABD, şimdi ateşteki kestaneyi Türkiye’nin almasını istiyor.

AKP Hükümeti ise bölgesel güç olma hevesiyle Suriye’yi kendi için, rüştünü ispat edeceği bir sınav olarak görüyor. AKP Hükümeti’ne sesleniyoruz: Ateşle oynamayın! Model ortaklık çerçevesinde ABD emperyalizminin çıkarlarına odaklanmış dış politika anlayışınızdan vazgeçin! Suriye’ye dönük müdahaleler giderek bölgesel bir çatışmaya dönüşecek. Şimdiden bölgesel gerilimler giderek artıyor. Çünkü bu savaş Suriye’yle savaş değil, esasen İran’la ve hatta dolaylı olarak Rusya ve Çin’le savaş. Suriye savaşı büyük bir bölgesel savaşa dönüşecektir. Bu savaş Kürt sorunu nedeniyle tahrip olan iç barışımızı daha da bozacaktır.

Komşumuz Suriye’ye karşı herhangi bir dış müdahaleyi asla kabul etmiyoruz. Bütün emperyalist güçler ellerini Suriye’den derhal çekmelidir.

ÖDP, Suriye emekçilerinin ve ezilenlerinin, ilerici, özgürlükçü, bağımsızlıkçı muhalefetinin, Suriye’yi dönüştürme mücadelesinin yanındadır. Gerçekten tam laik, çok kültürlü, çok inançlı, herkesin eşit yurttaşlık haklarına sahip olduğu, eşit, özgür, sosyal bir Suriye, Suriye emekçi ve ezilenlerinin mücadelesinin ürünü olacaktır. ÖDP buna inanıyor.
______________

* Alper Taş’ın Hatay’da 26 Şubat günkü “Suriye’ye emperyalist müdahaleye hayır!” mitinginden yaptığı konuşma

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.