Sürprizin gizemi

Prof. Dr. İZZETTİN ÖNDER – Değerli okurlar sizler bu yazıya göz gezdirirken, ballandıra ballandıra beklenti yaratılan gizem açılmış, içeriği öğrenilmiş, belki de AKP’nin oy oranı yükseltilmiş olabilir.

Hafızayı beşer nisyanla malul olup, bir seferlik aldanmayla yetinmeyen üst üste aldatılabilen bir seçmen tabanı da oldukça siyasetçinin her numarayı denemesi mubahtır. Ayasofya ve Akdeniz macerası ertesinde son koz olarak sürpriz beklentisi ve hemen arkasından, maalesef, Kariye müzesine çökülerek o şaheserin de camiye dönüştürülmesi çabaları bir hedefi işaret etmektedir; tabanı sağlama aldıktan sonra yakın gelecekte genel seçime gitmek! Zira ne ekonomi ne de toplumun çilesi 2-3 yıl dayanılır gibi gözükmemektedir. Seçim çıkıştır. Kaldı ki, denetim altındaki parlamentoya seçim kararı aldırdıktan sonra ufak bir karışıklık çıkar da(!) güvenli seçim ortamı yok bahanesiyle yeni bir olağanüstü dönem ilan edilip, şimdilik atı alan Üsküdar’ı geçip, mis gibi bir 2-3 yıl kazanılarak, ileriye “Allah kerim” deriz!

Prof. Dr. İzzettin Önder

Bu yazıyı yazarken sürprizle ilgili tahminler dolaşmakta ve bunlar arasında Karadeniz’de ve Trakya bölgesinde mevcut olduğu dillendirilen doğal gaz yataklarının bulunduğu ağırlık kazanmaktadır. Cari açığın çok büyük bir bölümünü enerji ithalatının oluştuğu bir ortamda doğal olarak güçlü bir enerji kaynağının bulunuşu fevkalade bir olanaktır. Bence doğalgaz ya da petrol yataklarından daha değerli cevher güneş panelleridir. Enerji harcamamızı kısmaya yönelik her olanak ekonomiye muazzam bir katkı olur. Bu konuyu daha fazla ilerletmeden hemen tamamlayıcı bir meseleye geçelim.

Önce bir soru: Dünyada petrol yataklarının yoğun ve çok zengin olduğu ülkeler teknoloji açısından ne durumdadır? Soruyu tersinden kurarsak: Günümüzün ileri teknoloji ülkelerinin hangisi petrol ya da doğal gaz zenginidir? İki sorunun birleştirilmiş hali de şudur: Günümüzün zengin petrol yatakları üzerinde kimler hâkimiyet kurmuş ya da kurmaya çalışmaktadır? Bu sorular zengin doğalgaz yataklarının bulunması durumunda kafamızı ellerimizin arasına alıp derin derin düşünmemize ve geleceğimizi ona göre planlamamıza hizmet edecek ipuçlarıdır. Bu düşündürücü soruları sonuçlandırıcı bir bilgiyi de şöylece okurlarla paylaşmalıyım. Son yıllarda hemen tüm değerli kamu kuruluşlarımızın ipotek edildiği Varlık Fonu uygulamasını acaba hangi ülkeler gerçekleştirmektedir? Değerli okurlar, dünyada Varlık Fonu uygulamasını teorik ve uygulaması amacı dışında ve amacına aykırı olarak uygulayan tek ülke Türkiye’dir. O zaman biraz bu meseleye bakalım ve işin özünü irdeleyelim. Varlık Fonu uygulamasının mantığı, doğal zenginlikleri olan ülkelerin, ileride bu kaynakların tükeneceği bilgisiyle doğal kaynağı ikame edecek sermaye yaratıcı kaynakların oluşturulmasına dayanır. Kısacası, petrol ya da doğal gaz bulundukları sürece zenginlik kaynağıdır, ancak bu zenginlik yatırımda kullanılmazsa hazır bulunmuş miras gibi bir gün bitecektir. İşte, günümüzün doğal kaynak zengini ülkelerin Varlık Fonu uygulaması, Türkiye’de olduğu gibi değerli kamu kuruluşlarını iflasa sürüklercesine borca karşı ipotek kalkanı olarak değil, yatırım yapılarak doğal kaynakların tükendiği aşamada geçmişteki sabun köpüğü zenginliği anıp dizlerin dövülmemesi amacına yöneliktir.

Şimdi, bu bilgileri birleştirerek diyebiliriz ki, şu anda bulunmuş ya da bulunacak her doğal kaynak ya da cevher değerlidir, ancak bu değerin devamlılığı yatırım ve teknoloji üretimi yoluyla olanaklıdır, aksi halde bu değer elimizden kayar gider. İda dağlarındaki rezalet benzeri doğal kaynak bize bir şey sağlamayacağı gibi, doğanın kirletilmesi yoluyla ülkeye ve insanımıza yük yıkar. Olası doğalgaz ya da petrol yatakları da bize anlık değer sağlayabilir, ancak bu zenginliğin büyük parsasını kullanarak teknoloji gelişimine katkı yapan ekonomiklere daha büyük değer katar. Şu temel kuralı lütfen unutmayalım: Bir yatırım yapıldığı yerde değil, yatırımdan sağlanan değerlerin kullanıldığı yerde ve kullanım biçimine göre değer yaratır. Aynı şekilde zengin doğal kaynakları da bulunduğu coğrafi bölgede değil, bu zenginlik nerede ilave yatırım ve teknoloji üretiminde kullanılıyorsa orada değer yaratır, o ekonomiye katkı yapar.

Konuyu biraz daha uzatarak şunu da söyleyebiliriz ki, eğer gerçekten çok zengin doğalgaz kaynağı bulundu da, bunun işletilmesine teknolojimiz yetmiyor ise, oturup elli kez düşünmeliyiz. Akdeniz’de petrol ararken kullandığımızı gemi ya da teçhizat hatta eleman denizinde petrol ya da doğal gaz bulunmayan bir ülkeden ithal edilmiş ise, varsıllık yaratmanın ya da ekonomiyi kalkındırmanın nerelerden geçtiğini iş adamı zihniyetli kap-kaç siyasetçi mantığı ile değil de, ehil bir iktisatçı ve ülkesine sadık basiretli bir siyasetçi mantığı ile düşünüp, yorumlamalıyız. Umarım, tüm yeraltı zenginliklerimizi Osmanlı’nın akıncı ve haraç mantığı benzeri şekilde günümüzün oy devşirme mantığı ile tüketmeyip, teknoloji yaratmada kullanarak insanımızın varsıllık kaynaklarını geliştirmede ve varsıllığı hakça dağıtmada kafamızı yorarız. Mesele fevkalade karmaşıktır; işin içinde sistem tartışmalarından teknoloji alanına dek günümüzün sığ siyasi kafa yapısını aşan ciddi konular vardır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.