Survivor !

Zaten devir de Nihat’tan doğanların değil, ezik Doğan’ların, krallığın tahta tahtında yarım kıçlık yer ayarladığı devir. Devir, ezik tarlada hınçla gübrelenen ayrık otlarının devri. Devir, güdülmeye tepki koymak adına topluma kin güderek koyanların devri. Devir, ayran budalası hayran halk tarafından hasbelkader verilmiş ikbalin, ezici hükümranlık için kullanıldığı devir. Koyun denilenin koyduğu devir bu devir… Tahakküm gücünün kodu mu oturttuğu devir.

Gerektiğinde halka halka olup da, kamuoyuna halka oyunu sergileyerek, sms oyu alanların devri. Mağduru en iyi oynayarak, yiyene yedirenlerin, yemeyene köntür verip yedirenlerin, mağduriyetin yetmediği zamanlarda hırs dozajını, başkasının düşmesi üzerinden, acımasız ihtirasa çevirebilenlerin devri. Çevreyi telef ederek kazanılan Pirus zaferleri ile ego şişirenlerin, birisini üzmekle övünüp, ensesinde boza pişirenlerin, sanatçı payesini yandan aşıranların devri, bu kopasıca devir…

Bir kızı ıssız adada yalnız bırakabilenlerin, bunun için çirkefleşebilip sonra da erkeklikten bahsedebilenlerin kazandığı, halk gözünde prim yaptığı acaip bir devir bu devrilesice devir… Devir, Allah’ın adını salyalı ağzına alma yoluyla, halkı yolan çantada keklik sms oylarına tamah eden ama kendine kral payesi biçerek Doğanların devri…

Devir, Acurların devri. Televole kültürünün itinayla yetiştirip, sorgulama özürlü toplumumuza yıllardır dayattığı figürlerin devri… Gizli medya tröstünün, ciciliği pek hak etmeyen cici çocuklarının devri… Duyarsız halk, kendisini eğlendiriyor diye, yani yine sanal çıkarı uğruna, ötesini ne gözlemleyebiliyor, ne de sorgulayabiliyorsa, işte sırf bu yüzden matah olan ucuzlukların devri bu devir ki, zenginlik de ucuzdur bundan beri…

Tıpkı seyircilerin, bilinçsizce sevdiği baş aktörün oyununu sorgulamadıkları gibi, tıpkı sosyal hakkını orantısız güç kullanarak gasp eden dayatmacıları baş tacı yaptıkları gibi, ekranlarda pespaye tavırları ile prim yapabilenleri dahi alkışladıkları devirdir bu devir…

Medya meydanını boş bulmuş, at koşturanların devridir ki o medya kendi içinde, kendi çıkarı gereği, adı konulmamış gizli bir centilmenlik! anlaşması içinde, kimsenin kimseye ellemediği bir dayanışma içinde uyutur halkı… Tıpkı ufku kapalı kanalların yandan yandan nemalandırıldığı gibi… Her bu tür lümpenlikte ortak hedef, yedirilmek amaçlı ne versen yiyen, beyni hedeflenmiş halktır… O zaman kim elenir oyundan? Kim survivor olur? Peki lümpen kimdir?

Absürd fenomen kılıklı adamları pey sürerek, sırtlarından lümpence lüplenmektir seyirci olduğumuz… Tek başına Türkiye’deki çarpıklığı temsil etmeye başladı ama anti tekel yasası, bu eğlence inhisarına işlemiyor… Yandan yemiş, ihale abonmanı mütahitler var ya, onlar gibi toplumdan alacaklı…

Her fırsatı değerlendirme hırsı, ucuz imajının, etinden, sütünden, tezeğinden yararlanma ihtirası, başlı başına itici olma sebepleri. Hiç tepkimiz yok mu? Hiç ders verebilecek yok mu? Bu kadar mı hayranız biz bizi kekleyenlere? Bu kadar mı mazoşist bir toplum olduk, üzerinden geçenlerin sömürmesinden ve semirmesinden zevk alan?

Farklı sikletleri aynı oyunda birbirleri ile yarıştırabilen, pozitif ayrımcılığı öteleyen, nefessiz kalıp bayılan insanları zorlayarak sağlığını riske atan bu zihniyetin, her an ekranda var olarak, halkın ruh sağlığını hiçe sayan zihniyetten ne farkı var… ki bu devir her ikisinin…

Oy peşinde koşmaktan, can çekişen halkı unutan politikacıların iyimser tablolar çizmesi gibi sms peşinde lümpen klübü… Elinden tuttuğunu da fenomen yapma yetisi var… Altyapı ararsan, çok ararsın. Nitelik desen ıska, kultür desen fos, ingilizce desen, ne gramer, ne aksan… Kanal yöneticileri farkında değil, çünkü onlar da o mevkiye böyle gelmişler…

Katılanlar sağlık muayenesinden geçirilip mi seçiliyor? Sms oyu atanların profili ne? Daha dolgun oy bütçesi mi kazananı belirleyici? Survivor olmak için başka niteliğe gerek yoksa niye bu yarış? Dengesiz beslenmeden dolayı, bir doktor kontrolü olmadan bilinçsiz kilolar vermiş olan yarışmacılar, bir de çok ağır fizik güç sarfedilmesi gereken oyunlara sokuluyor. 2 ayda 14 kilo veren adamı zorlayarak hayatını riske atıyor… Hiç kimse görmüyor mu bunları?

At çatlatacak yarışmalara girenlerin o anda vücudunun mineral durumu nedir? Tansiyon durumu nedir? Zaten zayıf düşmüş olan vücut bunu kaldırabilecek mi? Açlığın vücuda verdiği yıpranma payı nedir? Hepsi bir yana, ruh sağlıkları ne durumdadır, kontrol ediliyor mu? Nefes almakta zorlanan kıza oksijen bile bağlayamadılar 10 dakika… RTÜK sadece ahlak bekçisi mi? İnsan sağlığına duyarlılığı yok mu?

Birilerinin yaşam dengelerinin bozulup telef olmaları mı bekleniyor? İnsan sağlığına bu denli duyarsız olan veya para için insanlığı ıskalayabilen lümpenin kralına nasıl güvenebilirsiniz? Verdiklerine nasıl itibar edersiniz? Ya karşılığında aldıklarına?

Dayatmacılığa biat etmeye teşne halkımızdan kaç kişi bunları düşünebiliyor? Bana dokunmayan bin yaşasın mantığı ne kadar da kılcal damarlarına kadar sindirildi sinmiş toplumumuzun…

Yapay bir zamane figürünü iliğine, kemiğine kadar kullanabilmek için kişisel yetenek yetmez, vizyon gerekir. Vizyonun ise bu denli ucuzladığı ortama bile fazla gelir bu kontrolsüz güç. Layığıyla yönetilen halkımızın bir yerlere layık gördüğü bu tip adamların egolarının törpülenmesi lazım, birilerinin başına bir şey gelmeden… Tencere nasıl yuvarlanıp kapağını buluyorsa, bu zaman da kendi adamlarını bulup semirtiyor… Böyle programları seyreden, sms oyu atan sorumsuz halktır bu sorunların yaratılma sebebi…

Vitrini işgal eden bu televolelik kımıl zararlıları adam edilmezlerse ya da ayıklanmazlarsa artık herkes için her şeyin mübah addedileceği devire dayanılacak. O devirde de kimin kime ne dayayacağı belli olmayacak..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

17 − one =