“Suskunlar”ı yazan Murat Çavga bundan sonra biraz da sussa, ne iyi olur!

“Suskunlar”ı yazan Murat Çavga bundan sonra biraz da sussa, ne iyi olur!

0
PAYLAŞ

SERDAR MÜTEFERRİKA SERHATLI – Murat Çavga’nın yazarlıkta patinaj yapmadan ürettiği romanlar yakında düzinesine ulaşacak gibi görünüyor.

Murat Çavga’nın yazarlıkta patinaj yapmadan ürettiği romanlar yakında düzinesine ulaşacak gibi görünüyor.
Onun hızını kesmek haddimize düşmez, ama bu kadar ardı arkasına gizem/sır-komplo-entrika-mistik-ruhîyat-maneviyat-dahi maddiyat, şeytanlık, büyücülük içeren laf ve lakırdıyı nereden bulup ipe dizdiğini anlaması da hani pek kolay değildir.
Aklımıza Murat Çavga’nın Sihirli Âlaaddin Lambası’na ulaştığı gibi masalsı şeyler geliyor!
Yahut, Murat Çavga kırklara karışmıştır da oradan, gâipten havadisler mi almaktadır, bunu da merak ediyoruz…
Bu anlamda Çavga’nın yazdıklarını takdir etmemek kusur olacaktır; kıskançlık sayılacaktır.
Biz ona bravossimo deriz…

Murat Çavga adlı yazarımızın, yanılmıyorsam, bundan evvel altı kitabı basılıp yayımlandı.
Ben onlardan ikisiyle müşerref oldum, buradaki yazı köşesinde eleştirisini, tanıtımını ziyâdesiyle yaptım.
Murat Çavga‘nın üretken bir yazar olduğunu öteden beri biliyoruz, bu apaçık bellidir; aklına geldikçe hecelerden kelime, kelimelerden cümle, cümlelerden paragraf çoğaltıp yazıyor…
Paragraflarını da PARAF Yayınevi roman olarak derleyip toparlıyor, yayımlıyor.
Son yazdığı metin, T.C.Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 17265 sertifika numarasıyla roman adıyla tescil edildiğinden, görünüşe bakılırsa, kanunen ve resmen bu bir romandır.
Romanın adı SUSKUNLAR ve alt başlığı da Var Olmak ya da Yok Olmak‘tır; tıpkı Shakespear‘in Hamlet‘e söylettiği gibi To Be or Not To Be – Olmak ya da Olmamak’tır…
Çavga’nın Suskunlar adlı kitabını hem okudum ve hem okumadım, okuyamadım, galiba okuyamayacağım; ama sizin okumanızı ısrarla istiyorum…
Birkaç kez bu kitap üzerine hamle yaptım, sabrımın son sınırlarına kadar kendimi zorladım; ı-ıııh, olmuyordu, ben yazılanları içselleştirerek bunu okuyamıyordum…

***

Edebiyat dışı roman türleri vardır. Bilim-kurgu, polisiye, cinaî roman, korku romanları, seks romanları, gençlik ve çocuk romanları gibi türlere ayırabilirsiniz. Bunların iyisi de, kötüsü de bulunur.
Bir de son zamanlarda Sır Romanları diye bir tür çıktı ki, aman evlere şenlik!
Bu türün ülkemizdeki ısrarlı takipçisi, Murat Çavga’dır.
Onun Osmanlı’nın Sırrı adlı kitabını okuyup bu köşede ele aldığım vakit henüz kavşakta olduğunu görüyordum.
Öyküsü ve kurgusu tarih romanına dönük bir kitaptı, umut veriyordu.
İsteseydi, tarih türünde güzel romanlar vermeye devam eder, bu anlamda Türk Edebiyatında yoksun görünen tarih romancılığı tarzını besleyip zirveye otururdu.
Ama Murat Çavga’nın sırlarla bir alıp veremediği var!
Onlara takılmış vaziyettedir.
Bu yazarımızı cinler alıp, Peri Padişahının kızına damat mı yaptı ne!?

***

Edebiyat adamımız Cenap Şahabettin‘in vecize türünde ürünler verdiğini biliyoruz.
Onun 1918’de yayımlanmış ¨Nesr-i Harp, Nesr-i Sulh ve Tiryaki Sözleri¨ başlıklı eserinden bir vecizeyi buraya aktaralım:
¨Her cemiyet layık olduğu edebiyatı sever!¨
Sanıyorum, Türk okuru da böyle sırlı mırlı, camlı karıncalı, muskalı üfürüklü şeyleri seviyor:
¨Gidersin gidersin, bir kapı açılır, o kapının ardında bir dolap vardır, içinde bir kitap, kitapta bir satır, satırın üzerinde bir çizik, o çiziği merak edersin, ararın sorarsın, falancaya git derler, gidersin, bir bakarsın falanca kurbağaya dönüşmüş, ona bir dua okursun, duayı kutsal kitaplardan seçtiğin özel şifre içinde oku derler, okursun ama suya üflemezsen olmaz, suya üflersin cinler çıkar, falan da filan…¨
Lahavle vela kuvvete…

***

Murat Çavga’nın kitabını baştan sona, bir romanı okur gibi okumadan eleştirecek değilim.
Bu tarzın okuru bunu seviyor olabilir.
Çizgi roman türünde ben Ten-Ten‘i severim;bir de eskiden Sipuru diye bir çizgi roman vardı, sincapla dolaşan bir gazeteci çocuk, bayılırdım…
Ben bunları beğeniyorsam size ne! Ötekisi Zagor‘u beğenir, bir başkası Tom Miks der, Texas diye tutturur; buradaki seçiciliğin peşinde değilim.
Benim peşinde olduğum şey şudur:
Murat Çavga akıcı ve okunaklı bir dille yazabilecek ustalıktadır, dahası fazlasıyla yetenekli bir yazardır.
Yayınevlerinin düzeltme ve elden geçirme eksikleri hep mâlum, bu kitabı basan Paraf Yayınları da ötekilerden hiç farklı değildir; Çavga’nın kitabında göze çarpan bu türden çapakları da konuşmuyorum.
Bunlar düzelebilir şeylerdir.
Lakin Murat Çavga gibi iyi bir gözlemci, iyi bir yazar kolay kolay ortaya çıkmaz.
Murat Çavga eğer bu tarzın peşinde gitmeye devam edecekse, buna inat ederse, söylenecek söz geriye kalmıyor; bir daha bana kitap göndermesin!
Ama bana kalırsa, Murat Çavga kalemine yazık ediyor, boşa yontup sivriltiyor kurşunkalemini; harcadığı kelimeye yazık…
Bir gün o sermayesi de biter, kendisini tekrara kalır.
Zira iyi bilirim, yazarların tükenmez lakırdı hazinesi yoktur, gün gelir söyleyecekleri sona erer…
Ben derim ki Murat Çavga, yazmaya ara versin, ne yazacaksa artık onlarla köprülerini atsın ve dünya edebiyatının baş yapıtlarını, ta klasik dönemden başlayarak elden geçirsin.
¨Ben onları okudum Müteferrika üstadım!¨ diyorsa, o vakit bir daha okusun…
Okuyarak, insanın iç değerlerini ele alan edebiyatın gerçek yanına ulaşsın; sahte gerçeklik olan büyülü şeylerin peşinde dolaşarak insan anlaşılamaz…
O vakit eminim ki Murat Çavga Türk Edebiyatında, romancılığında önemli yapıtların başına çökecek, ardı arkasına onları yazacaktır.
Ben de, böylesi bir uyarıyı zamanında yaptım diye kendime pay çıkarıp bundan mutlu olacağım.
Yok, eğer, illa böylesi bir sür’âtle sır, büyü, dua, muska gibi şeylerin peşinde dolaşacaksa, bunları daha hızlı yazıp bir an evvel kendisini tüketsin diye bir öneride bulunuyorum: Şu kitabı alır, okursa daha hızlı yazar, senede 3-5 roman çıkarır. Hatta beş dakikada bir roman yazar…
Roberta Allen‘nin Hızlı Roman: Beş Dakikada Bir Roman Nasıl Yazılır, diye kaleme alınmış kitabını ona tavsiye ediyorum.
Dost acı söylermiş, bana ¨Üstada takdim ederim¨ diye imzalayıp gönderdiği kitabın imzasındaki samimiyetine güvenip dostça söylüyorum:
Murat! Kalemini bu yolda harcama!
Yok, illa bunları yapacaksan, bari televizyon dizilerinde senaristlik yap, hiç değilse adam akıllı para kazanırsın!
Bize de bu lafları söyledik diye sonra gülüp geçer, ¨Zavallı Müteferrika Bey, dilinde tüy bitti! Ama bak, biz Kuşun Kanadındaki Tüyde Yazılı Sır adlı tv dizisiyle paraya para demedik…¨ diye bizi sarakaya alırsın…
Ben, Murat Çavga’dan öyle bir roman bekliyorum ki o eseri Türk Edebiyatında zelzele gibi ortalığı sallasın!
Bu arada ilave etmeliyim, bana armağan ettiği kitabını büyük bir saygı göstererek kitaplığımda öteki eserlerin yanına koydum.
Madem göz nûru dökmüştü, değil mi ki el emeğiyle bunları yazmıştı, oraya girebilirdi:
Rus yazarı Nikolay Leskov‘un Lady Macbeth of Mtsensk adlı kitabıyla Herbert Read’ın The Green Child adlı romanları arasında yerini aldı…

__________________

sermuteferrika@gmail.com

Suskunlar – Var Olmak ya da Olmamak
Roman
Murat Çavga
Paraf Yayınları
İstanbul, 2012, 1.Basım
221 sayfa

BİR CEVAP BIRAK