Susuz Yaz

Susuz Yaz

0
PAYLAŞ

Aynı zamanda Hülya Koçyiğit ve rahmetli Erol Taş’ın birlikte oynadığı tek filimdir. Filmin çevrildiği 63/64 senesinde kendisi ile tanışmışlığım olmuştur.

Filmde kötü adam rolündeki Erol Taş, arazisinde çıkan suyu kendi kullanmak ister, suya ihtiyacı olan diğer köylüleri karşısına alır. Film o sene Berlin “ALTIN AYI” festivalinde büyük ödülü almıştır.

Bu filmin önemi, Türk sinema tarihinin, uluslararası film arenasında, ödül kazanan bir ilk olmasıdır.

Bu filmin hikâyesi uzundur. O senelerde Ulvi Doğan’dan bir sürü şey dinlemiştim, film galiba sansürlendi, Ulvi filmi Avrupa’ya kaçırdı, Berlin’de festivale soktu film büyük ödülü alınca Türkiye’de gösterildi.

Bu yaz Kalkan da susuz geçeceğe benzer, nedenine gelince daha mevsim başı olmasına rağmen, bir defasında 3 gün bir defasında 4 gün, arada bir gün falan sular kesiliyor.

Eskilerde bir söz vardır. ”Taşıma su ile değirmen dönmez”; ben sözü şöyle değiştirdim: “Taşıma su ile turizm yapılmaz”. Su ile alakalı sözlere gelince sıralamakla bitirilmez.

Taşıma su ile bizim değirmeni döndürmek için su aldım traktörden (60) TL onu da şebekeye geri pompaladık, meğer bizim dalgametremiz bozukmuş. İki aylık su paramı bankam aracılığıyla ödedim (550) TL. Bu arada Alman komşum Renate “Bu nasıl iş su nasıl kesilir?” deyince, verecek cevap bulamıyorum. Burası Kalkan Türkiye diyorum. Türk gibi yaşaman lazım başka yolu yok. Müşteri geliyor su yok diye alamıyoruz.

Akan su yosun tutmaz: Yosunsuz su olmaz.

Akarsu çukurunu kendi bozar: Çukur çok önemlidir biz insanlar için, günün birinde hepimiz bir çukura gömüleceğiz.

Su akarken testiyi doldurmalı: Nasıl doldurmalı? Bir bilen varsa söylesin.

Su, başında kesilir: Bizim Kalkan’ın suyu nerden kesiliyor? Söyleseler de öğrensek.

Su testisi suyolunda kırılır: İnşallah bizim testi kırılmaz

Testiyi kıran da bir, suyu getiren de: Buyurun buradan yakın.

Suyun yavaş akanından, insanın yere bakanından kork: Bu çok doğru

Su gibi devlet bul: Var mı böyle bir devlet?

Ayağı suya değmeden, bin dereden su getirmek: Tam bize göre bir deyim

Bir bardak suda fırtına koparmak: Gene bir bardak su için fırtınalar kopardık.

Suyu görmeden paçaları sıvamak: Eve müşteri almak.

Taşı sıksa suyunu çıkarır: Böyle bir adama çok ihtiyaç var, ama nerde, o eski adamlar.

Cömertlikte ve yardım etmede akarsu gibi ol: Ne güzel söylemiş Mevlana.

Sular yükselince balıklar karıncaları yer, sular çekilince de karıncalar balıkları yer.
Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemeli. Çünkü kimin kimi yiyeceğine suyun akışı karar verir.

“Su küçüğün, söz büyüğün” deyip bu yazıyı bitirmek lazım. Yoksa bu konu uzar gider, insanlar uzun yazı okumaktan sıkılıyorlar. Ben söylemiyorum. Yazarlar söylüyorlar. Bir de suya sabuna dokunmadan yazmak lazım, ama olmuyor bazen suya dokunuyorsunuz, bazen sabuna dokunuyorsunuz. Her ikisine dokunduğunuzda yazınız yazı oluyor.
Su gibi, ömrünüz olsun..

Bu da fıkranız:

SULU ÇOCUK
Temel tatil hatıralarını anlatmaya başlar.
Bu yaz Antalya’ya gittik. Her şey iyi idi. Fakat bir sıkıntımız vardı. Benim oğlumu ikinci günden sonra bir daha havuza almadılar.
Etrafındaki dostları hemen sorarlar:
Çocuğu niye almadılar ki?
Temel:
Bizim çocuk havuza çiş yapmış, der.
Dostları:
Aman, bu çocuk, yapabilir. Bunda çocuğu cezalandıracak ne var?
Temel olayın can alıcı noktasını açıklar:
Ama tramplenden yaptı

BİR CEVAP BIRAK

seven + six =