Suyun ardından

Suyun ardından

0
PAYLAŞ

Suyun kıymetini suyu az olan daha iyi bilir. Onlardan birisi de benim. Âşık Veysel’in de doğup büyüdüğü, şiirlerini yazdığı ve ebediyete de gönderdiğimiz 1700 metre rakımlı, yazları su sıkıntısı yaşayan memleketten gelmekteyim. Köylülerimiz Veysel’den öğrenerek dere boyunca elma ağaçları dikmişlerdi. O elma ağaçlarına bakmak, çapalamak, budamak ve en önemlisi de sulamak gerekmekteydi. Bizim de diplerini tırnaklarımızla çapalayarak yetiştirdiğimiz bir elma bahçemiz vardı. Babam dikmiş, sonra da gurbete gitmiş, uzun yıllar da gurbetten dönmemişti. Ağaçlarımız meyveye durunca bahçemizde “Diktiğin ağaçlar hep meyve verdi” türküsünü söylerdim. Bize birbirinden güzel elmalar sunan ağaçlarımızın dallarını okşar, onları koklar ve öperdik. Bu sevgimiz yetmezdi ağaçlarımıza, su da isterlerdi.

Köyde binlerce ağaç olmasına rağmen çok az su vardı. Suyumuz kıttı. Bu yüzden komşular, hatta en yakın akrabalar arasında su tartışmalarını hatırlarım da hala ürkerim. Köylüler sulama keşiği (sırası) ile ağaçlarını sularlardı. Birkaç kilometre uzaklıkta önü kesilmiş dereden suyu ağaçlara kadar indirmek hiç de kolay değildi. Deredeki bentten yazın kavurucu sıcağında toprak arkla suyu elma ağaçlarına indirene kadar sadece biz değil su bile yorulurdu. Bu yorgunlukla arkta kaybolurdu nerdeyse.
Yaşadığımız yerden sular zamanla çekildi. Toprağımızı, çocukluğumuzu, ağaçlarımızı, bırakıp, büyük kentlere, oradan da Avrupa’nın büyük kentlerine göçtük. Benim nasibime Viyana düştü. Ortadoğu petrol zenginiyse, Orta Avrupa su zenginidir. Viyana o zenginlikten fazlasıyla nasibini almış bir ülkenin başkenti. Alp sıradağları üzerinde bulunan büyük dağların kar suları Avusturya’nın su kaynaklarını oluşturmakta. Onlarca nehir ve gölleriyle de zengin olan Avusturya’nın bir iki gölünün dışında suları içme suyu kalitesinde.

Viyana evlerinde musluklardan akan suyun çamaşır, bulaşık ve tuvalette kullanılmasını hep garipsemişimdir. Ancak evlere biri çamaşır, bulaşık ve tuvalette, diğeri ise içme suyu olarak kullanılması için iki su borusu döşemek de mümkün değil. Viyana suyunu tatmış olan sevgili kayınvalidem Salice Hanım’a tatile gelirken bir arzusunun olup olmadığını sorduğumuzda her defasında “bana bir bidon su getirin yeter” der. Geçtiğimiz yaz tatilinde kızım Elif aile dostumuz Kerim’in arabasında görmüş olduğu su için “amca bir şişe suya beş Avro veriyorum” diyerek ondan suyu koparmıştı.

İşte bu denli kaliteli suya gözünü diken Avrupa Birliği, suyu yine kamuoyunun merkezine oturtuyor. AB, üye olduğundan bu yana sistemli olarak Avusturya’nın suyunu gündeme taşımakta, suyu özelleştirmek istemekte. Nabız yoklarcasına Avusturya’nın suyunu AB’nin diğer üye ülkelerinin de faydalanması gerektiği belirtilmekte ve Avusturyalının tavrı sınanmakta. Bu ince hesaplar yapılırken, halkta bizim ülkede olduğu gibi canı kanı pahasına bir karşı koyma henüz yok. Hatta ortalama Avusturyalı, sularının AB tarafından tehdit altında olduğundan haberdar bile değil. Ancak, Türkiye’de HES’lerin aksine Avusturya’da siyasetçiler suların satılmasına şimdilik karşılar.

Başbakan danışmanı ve devlet bakanı Dr. Josef Ostermayer “Suyun satılamayacağını” yasayla garanti altına almış Hollanda’yı işaret ederek, su konusunda anayasa garantisi talep etti. Başbakan yardımcısı ve koalisyon hükümetinin küçük ortağı partinin genel başkanı başbakan yardımcısı ve dışişleri bakanı bu taleple hemfikir olduğunu belirtti.
Geçenlerde Brüksel’den yapılan açıklamada, Avusturya’nın suyunun özelleştirilmesinin yöntemini bu kez dolaylı yoldan dile getirdi. AB Komisyonu “Yapı ve Hizmet Sektörü İmtiyaz Kuralları” adı altında açıklamada bulundu. Buna tepki gecikmedi. Viyana siyasetçileri, bunu AB’nin yeni hamlesi olarak değerlendirdi. Viyana Belediye Başkan Yardımcısı ve Eyalet Hükümeti Maliye Bakanı Bayan Renate Brauner “Kapıdan kovulan suyun özelleştirilme girişimini pencereden devreye sokmak” diye yorumladı. Koalisyon hükümetinin büyük ortağı Avusturya Sosyal Demokrat Partisi’ni (SPÖ) etkili ismi Brauner “Sularımız hakkında kararı biz veririz, başkaları karışamaz” dedi.

Ayrıca Avrupa Parlamentosu milletvekili Prof. Dr. Josef Weidenholzer de Viyana suyunun özelleştirmesinin yanlış olacağını dile getirirken, daha önce hem Paris’in hem de Londra’nın bu konuda hatalar yaptıklarını ve her iki kentin de yapmış oldukları hatadan vazgeçmek istediklerini belirtti.

Su konusu böyle görülmekte. Su zengini Avusturyalı politikacılar, Türkiye yöneticilerinin aksine, sularının satılmasına karşı durmakta ve AB’ye “suyumuza karışamazsınız” benim yaşamış olduğum susuzluk göçünü kendi insanlarına yaşatmak istemiyorlar. Bizde ise halkın sularına sahip çıkması var, binlerce kez selam olsun onlara.

BİR CEVAP BIRAK