İSVEÇ’TEN… Bayrakları bayrak yapan..

İSVEÇ’TEN… Bayrakları bayrak yapan..

0
PAYLAŞ

Çocukluğumuzda, ulusal bayram  günlerinde, göğsümüzü  gere  gere okuduğumuz  bir şiir vardı;

”Bayrakları bayrak yapan  üstündeki  kandırr/ Toprak eğer  uğrunda  ölen varsa  vatandır”

Bir bayrağın,  bayrak olabilmesinin koşulu,  üstündeki  kandı, yani uğruna kan akıtılmış olmasıydı. Bir kara parçasının  vatan olabilmesi için de, o toprağın üzerinde  insanca yaşamak yerine uğrunda  ölünmesi gerekiyordu.

Bayrağı  ve vatanı sevmek, ancak o  uğurda  kan dökmeyi göze alabilenlerin hakkıydı. Bunu  göze alamayanların ise  bayrağı  ve vatanı sevmeye hiç hakları  yoktu.

İsveç’ten,  Türkiye  üzerine  yazılar yazdığımda, biraz  ”zülfüyare”  dokunmuşsam, tuhaf  bazı iletiler alırım:

”Sen bu  ülkeyi terk edip gittiğine göre, artık  bu ülke  ile ilgili  yazı  yazamazsın, üzerinde  söz hakkkın kalmadı.” demeye  getirirler.

Bu kişilerin, ulusal değerleri ülke ile sınırlıdır. Yurtseverliği, yurt  dışına çıkınca   biten  , ya da  bitmesi gereken bir duygu  olarak  görürler…

Bu  anlayışa  göre, çeşitli nedenlerle Türkiye’nin sınırları dışında  yaşana  milyonlarca  insan,
yurt sevgileri azalmış insanlardır.

Bu iletileri okurken  kendime, bulunduğum  ülkede ayaklarımı  uzatarak  rahat rahat  yaşamak  varken, beni Türkiye’nin  sorunları  üzerinde  bu denli kafa yormaya  zorlayan itici  gücün  ne olduğunu  sorarım.

Yılları  devirdikçe yaşadığımız  ülkelerin  de  birer  parçası  haline  geliyoruz.
Buralardayken ülkemizi, oraya  gittiğimizde buraları  özlüyoruz.Havasını  soluduğumuz  ikinci adresimizle  ilgili söylenen her kem söz  bizi de yaralıyor.

Bu durumda biz, ana yurtlarına sevgileri  azalmış  insanlar  haline gelmiş mi oluyoruz.?

 Buralarda doğan çocuklarımızın durumu daha da karışık. Onlar artık doğdukları yerlerde yaşayayacaklar, çok azı  geriye  dönebilecek. Bizler gibi  geriye dönüş özlemleri yok. Doğıdukları ülkelerin değer yargılarıyla büyüyorlar. “ Vatanın neresi?” diye sorduğunuzda, “Hem orası, hem burası” diyorlar.Odalarına, hem  tatile  gittikleri  anne-  babalarının ülkesinin, hem de kendilerinin doğduğu, halen yaşadıkları, okullarında  okudukları ülkenin  bayrağını  asıyorlar.

Bu çocuklarımız, iki  bayraklı, iki  vatanlı  bir  kuşağı  temsil ediyorlar. Benim  kızım  bu ikilemi “kardeş vatan” olarak adlandırıyor..Zaten yönetenlerimiz de, her fırsatta  çifte yurttaşlığı  özendirmiyorlar  mı?

Bir Avrupa  ülkesinde doğan  genç, eğer  AB değerlerini de  benimsiyorsa  bu kez iki yerine üç bayrağa  sahip oluyor. Çok yıldızlı AB bayrağını  da diğer  bayraklarının  yanına koyuyor..İlerleyen süreçte, AB  ülkeleri arasındaki  sınırların  kalkmasıyla, “ vatan toprağı” nın  nereden  başlayıp nerede  bittiği, uğruna  ölünmesi gereken bayrağın ve toprağın  hangisi  olduğu  da iyice anlaşılmaz bir hale  geliyor..Milliyetçilik duygusu ise içinden  çıkılmaz, giderek  anlamını  yitiren  bir kavram şeklini  alıyor.

Ülkelerin geçmişleri ne kadar  parlak olursa olsun, bayrakların , futbol takımlarının  flamalarından fazla  bir farkı ve anlamı  kalmıyor.

Bu süreç  içinde  bizim  için anlam kazanan can alıcı  soru şu:

AB’nin dayatmalarına  karşı çıkmakla  birlikte, gelişen ve değişen  çağa  ve  dünya koşullarına ayak uyduracak mıyız?

Yoksa, “Arş ileri, marş ileri/ Salla bayrağı düşman üstüne!” diyerek,  yeniden  Viyana önlerinne at koşturma düşleri mi kuracağız?

_____________

EDİTÖR’DEN: SAYIN OKUYUCULAR, ŞİMDİYE KADAR YALNIZCA HAKARET İÇERMEYEN YORUMLARI YAYINLIYORDUK… BUNDAN SONRA İSİM VE SOYAD BELİRTİLMEYEN YORUMLAR DA YAYINLANMAYACAKTIR…

BİR CEVAP BIRAK