İSVEÇ’TEN… Bush mültecileri de dönmeye başladı (*)

İSVEÇ’TEN… Bush mültecileri de dönmeye başladı (*)

0
PAYLAŞ

Mehdi , Iraklı bir Şii Araptı. Saddam döneminde ülkesinden kaçarak İsveç’e gelmiş eski bir sığınmacıydı. Yabancıların yoğun olarak alışveriş yaptıkları Möllevongen bölgesinde işyerlerimiz karşı karşıyaydı. Güneşli havalarda sandalyelerimizi kapının önüne atar, laflaşırdık. Mehdi, tavla oynamasını bilmeyişime çok şaşar, bana “Ne Türkiye’de, ne burada bir baltaya sap olamadın. Baksana, tavla oynamasını dahi bilmiyorsun, ne işe yararsın sen” diyerek takılırdı. ABD ve yandaşları Irak’ı işgal ettikleri günlerde Mehdi ve arkadaşları adeta bayram yaptılar. Saddam kayıplara karıştığında, İsveç caddelerinde oluşturdukları araba konvoylarıyla korna çalarak George Bush ‘un başarısını kutladılar. O günlerde, Mehdi de birçok arkadaşı gibi Irak’a özgürlük geldiğine inanıyor, “Eski bir ABD karşıtı olmasam, işyerimin camına kocaman bir Amerikan bayrağı asacağım” diyordu. “Etme, eyleme Mehdi, işgalcilerin ele geçirdikleri ülkelere özgürlük götürdükleri dünyanın neresinde görülmüş? Onlar, kesmeyecekleri atı beslemezler” dedimse de söz dinletemedim. Mehdi, Irak’a kesin dönüş yapmaya karar verdi. Yıllar önce bırakıp gelmek zorunda kaldığı ülkesine geri dönecek, eski işini yeniden kuracaktı. Gelmeden önce kendine ait bir döküm atölyesi varmış. Ona göre şimdi, Irak yeniden inşa ediliyordu. Aldığı haberlere göre, dolarlar havada uçuşuyormuş. Gitmenin tam zamanıymış. Gidecek ve sokaklara savrulan dolarlardan payına düşeni toplayacaktı. İşyerini, evini, kısa sürede sattı, eşini ve kızını yanına alarak gitti. O günlerde 18 yaşını yeni dolduran oğlu Perviz ‘i götüremedi. Eşi eskiden Irak’taki bir okulda öğretmenmiş, eski işine dönebilirmiş. İsveç’te doğan kızı ise burada mutsuzdu, hiç görmediği ülkesine dönme konusunda bir itirazı yoktu. Perviz babasının tüm çabalarına karşın ülkesine dönmek istemedi. O, İsveç’te okulunu bitirip yaşamına kendi yön verecekti. Mehdi ile bir akşamüstü alelacele bir vedalaşmadan sonra ayrıldık. Daha sonra onunla ilgili haberleri ara sıra yanıma uğrayan Perviz’den alıyordum. Mehdi, gider gitmez eski işini kurmuş, başlangıçta iyi para da kazanmış. Sonra gün gün işler bozulmaya, atılan bombalar çok yakınlarına düşmeye başlamış. Mehdi, bir sabah gitmiş ki, yıllar sonra yeniden kurduğu işyeri toprak yığını haline gelmiş!.. Sonraki günlerde iki kardeşi öldürülmüş; iş yapmak bir yana, sokağa çıkamaz hale gelmişler. İşgal güçlerinden çektikleri yetmiyormuş gibi, bir gün Iraklı militanlar da kapılarına dayanmış, “Mehdi Efendi, eşin ve kızının İslami kurallara göre örtünmesi gerekiyor, bu halde sokağa çıkmalarına izin veremeyiz” demişler. Eşi ve kızı o gün kara çarşafla tanışmışlar. Tek başına yaşayarak liseyi Malmö’de bitiren Perviz, daha sonra bilgisayar öğrenimi için Stockholm’e taşındı. Artık Mehdi’den haber alamıyordum. Arada bir ortak tanıdıklarla karşılaştığımızda kulaklarını çınlatırken Mehdi bir sabah çıkıp geldi. Eşi ve kızıyla birlikte İsveç’e geri dönmüştü. Saddam’ın zulmünden kurtulmak için 25 yıl önce terk ettiği ülkesinden bu kez de George Bush mağduru olarak ayrılmak zorunda kalmıştı. O eski coşkusundan eser kalmamıştı. Yüzü zayıflamış, saçlarındaki beyazlıklar çoğalmıştı. “Ne o Mehdi, Amerikan Dolarları sana pek yaramamış galiba, ne bu hal böyle?” dedim. Yorgundu, üzgündü, şaka kaldırır yanı yoktu. “Her şey çok kötü, orası artık benim ülkem değil!..” dedi. “Olur mu Mehdi, orası senin ülken. İşgalciler bir gün gidecek, sen güle oynaya ülkeni yeniden ziyaret edeceksin” diyecek oldum… Yüzüme umutsuzca baktı. Sözlerimi “boş bir teselli” olarak algıladığı belliydi. İsveç yurttaşı olduklarından geri döndüklerinde fazla bir sorunla karşılaşmamışlardı. Oğulları ara sıra onları ziyarete geliyordu. Eşi ve kızı İsveç’te kara çarşafsız bir yaşamın kapısını yeniden araladılar. Eşine bir temizlik firmasında iş bulundu. Kız liseye başladı. Mehdi, Iraklı bir gıda toptancısının yanında dağıtım görevlisi olarak işe başladı. Mehdi ile ara sıra görüşüyoruz. Bulunduğum bölgeye yolu düştüğünde, “Kahveyi koy, az sonra oradayım” diyor. Sohbet ediyor, Irak ve Türkiye’nin hallerinden dert yanıyoruz.

Havaların soğumaya, güz yağmurlarının yağmaya başladığı bu Kuzey ülkesinde yaşam böylece sürüp gidiyor…

alinergis@yahoo.se 


(*) Bu yazi, 16 Eylul 2007 tarihli Cumhuriyet Gazetesinin Pazar Yazilari sayfasunda da yayimlandi.

BİR CEVAP BIRAK

twelve − 1 =