İsviçre maçı…

İsviçre maçı bence çok önemliydi. Futbol açısından değil, ulusal özelliklerimizin bir kez tezahür etmesi açısından… Ortamı germek, kavga çıkarmak., şiddet kullanmak.
Futbol oynarken de, aile içinde de, araba kullanırken de, sokakta yürürken de hep aynı ruh hali içerisindeyiz.


Maalesef bir şiddet toplumu olduk.


İsviçre maçında daha ilk maçtan sonra ortamı müthiş gerdik.


Neden?


İsviçreli bir oyuncu soyunma odasına giderken Fatih Terim’e küfretmiş.


Bu futbolda o kadar çok yaşanan bir terbiyesizlik ki…


Gerekli yerlere şikayet edersin, işin peşini de bırakmazsın, olur biter. Hem de mağdur adam durumda kalırsın. Cezayı İsviçre yer.


Biz ne yaptık?


Fatih Terim esti gürledi…


Arkasından federasyon…


Arkasından basın…


Hürriyet’in spor sayfasının manşetini bence yayın yönetmeni ve yazıişleri müdürleri görmedi.


O sayfada “İlk golü havalaalanında attık” gibi bir manşet vardı.


Yani, adamları 2.5 saat bekletip donlarına kadar aramamız, ardından otobüslerini yumurta yağmuruna tutmamız olumlu bir tavır olarak değerlendirilmiş.


Adamlar bizim milli takımı aradı mı?


Hayır!


Yumurta yağmuruna tuttu mu?


Hayır


Antrenman imkanı verdiler mi?


Evet.


Biz verdik mi?


Hayır!


Ama olumlu olarak değerlendirilen bir başka nokta var ki… İnsan ne diyeceğini bilemiyor.


Yeşilköy havaalanı personelinin örgütlendirilmiş, uçağın körüğünde pankartlar ve küfürlerle İsviçreli futbolcuları karşılamamız…


Yani devletin, bizzat memurlarını örgütleyerek adamlara karşı gösteri yaptırması…


Benim bildiğim kadarıyla bu tür şeyleri dünyada artık Orta Amerika ülkeleri bile yapmıyor.   


Sıkıştığımızda “Bu bir avuç fanatiğin işi diyebileceğimizi” bir ortam yok.


Resmen devletin yapmış bunu.


Sen bunları yaptıktan sonra adamlar maçtan sonra can havliyle soyunma odasına koşar tabii ki…


Sen de koşanlara arkadan çelme takarsın ancak.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.