İSVİÇRE’DEN… Davos’ta yiyiciler ne konuştu?

İSVİÇRE’DEN… Davos’ta yiyiciler ne konuştu?

0
PAYLAŞ

Her yıl olduğu gibi bu yılda dünya ahtapotları fikir alışverişi adı altında 36. kez yine Davos’ta buluştular. Adına Dünya Ekonomik Forumu (World Economic Forum – WEF) deniliyor.

Yiyiciler diyorum kimse kusura bakmasın. Yemeden, yutmadan, çarpmadan, sömürmeden, hortumlamadan oraya katılamıyorsunuz. Beni davet etmediler. Sanırım sizi de davet etmediler. Davet etmezlerdi biz o hale gelemedik, yani yiyemedik. Bizim oraya katılabilmemiz için  ya WEF üyesi olmamız ya bir ülke başbakanı veya ekonomiden sorumlu bakanı, yada hazine ve merkez bankası yöneticisi olmamız gerekir. Ne var onda demeyin kur bir firma, WEF üyesi ol ve Davos’a katıl. Yine olmadı WEF üyesi olmanız için yıllık 1 milyar dolar cironuz olması gerekir. Ama ben bankacıyım diyeceksiniz, 1 milyar dolar sermayeniz olması gerekiyor. Yine kafanızı karıştırdım ama ben haklı gibi görünüyorum.

Neden Avanos, Ürgüp değilde delinin bellediği gibi hep Davos. Öncelikle Dünya’ya egemen olan insanların iyi korunması lazım. İsviçre hiç bir ülkeyle sorunu olmayan, yüzyıl savaşa girmemiş düşmanı olmayan emin bir ülke. Hele Davos’u sorarsanız görmenizi isterim uçan kuşun bile boynunda asılı kimliği var. Havadan helikopterlerle denetlendi karadan sadece bir çıkış yolu var. 5 bin polis sinek bile uçurtmadı, beylerimiz iyi korundu.

Neticeden Davos halkı, otel sahipleri, kiliseler memnun kaldı. Kısa zamanda böyle zengin turiste can kurban iyi döviz bıraktılar. 5 günde 89 ülkeden 2400 para babası geldi. İsviçreli’ler en fazla barış içinde geçti diye çok sevinmişler. Tabii  kavgayı hiç bilmediklerinden. Birde basının ilgisinin çok az olmasından yakındılar, yorum bile yazmadılar. Aslında bizim Türk gazetelerini okusalardı yeterince bilgi alırlardı.

Gelelim meselenin özüne, kapalı kapıların ardından ne konuştular. Ben kafama göre Davos’u emir almaya gelenlerle emir vermeye gelenler diye ikiye ayırırım. Konuşmalarıda basına açıklananlarla, kafalarda sır olarak kalan ama aheste aheste sonradan ortya çıkanlar diye adlandırırım. Basına açıklananları biliyorsunuz. Konu Çin ve Hindistan idi. Çin’in önünü nasıl keseriz diye fikir ürettiler. Güney Amerikada’ki sosyalist akımdan ürktüler, hamasın iktidar olmasından korktular, artist Angelina Jolie ve futbolcu Peley’le coştular. “Gelecek daha güvenli olacak” diyenlerin oranı Batı Avrupa’da sadece yüzde 11 de kalırken daha fazla sömürmeleri gerektiğine karar verdiler

Sır olarak kalanlarla da malı götürdüler. Öyle çabucak unutulacak cinsten değil. Yine bir Davos sonrası değilmiydi, ABD Irak’a saldırdı, IMF emirleri hemen ülkemizde uygulamaya konuldu. Bekleyip göreceğiz. Kimbilir bu seferde İran, Suriye saldırısı, yada güçlü YTL’ye karşı bir darbe vs.

Bana görmek nasip olmadı ama ülkemizde Başbakan Erdoğan ve türbanlı kürklü eşi tarafından temsil edildi. Her zaman ki gibi ülkemizi Davos’ta pazarladı. Yeni mukayeseli avantajlar konulu toplantıda konuşan Başbakan Erdoğan, ‘Türkiye bir güven  istikrar ve fırsatlar ülkesidir diyor.

Ben bu konuda düşüncelerimi söylesem, eminim yine sermaye düşmanı yada bozguncu olurum. Ama yinede söyleyim. Güvenli ülkeye bakın; kadınları akşam 5’ten sonra dışarı çıkamıyor. Kapkaç, hırsızlık, mafya, soygun, hortum almış başını gidiyor. Büyük şehirlerde asayiş olayları yüzde 38 artmış. Suçlu yakalama oranı ise her geçen gün düşmüş. Çözüm polis sayısını artırmak. Her eve bir polis dikseniz ne olur, insanlar aç.

İstikrar diyor. Gençlerin yüzde 20 si işsiz 30 milyon insan günde 2 dolarla geçinmek zorunda. Çocuklar sokaklarda yatıyor, yuvalara içme suyu veremiyorsunuz. Ağrı, Aşkale, Şemdilli Ardahan’ı yazmıyorum onları Allaha havele ettik. Böyle bir ülkenin Başbakan’ı koltuğunda hiç oturmuyor, lüzumsuz kafilelerle hep yurtdışında milyarlar harcanıyor. Böyle bir ülkenin Antrenörü 70 bin euro maaş alıyor, böyle bir ülkenin Maliye Bakan’ı yiyor aşırıyor özel aflarla kurtuluyor.

İşte böyle bir Davos sonrası düşünüyorum. Çok az bir mutlu azınlık Davos’ta toplanıyor, bizim hakkımızda kararlar alıyorlar ama bize hiç sormuyorlar. Ya Marx, yada Engels söylemişti haklılarmış. “Her dönemde egemen düşünceler egemen güçlerin düşünceleridir. Maddi üretim araçlarını ellerinde tutanlar, zihinsel üretim araçlarınıda elinde tutar.”

BİR CEVAP BIRAK