İSVİÇRE’DEN… Futbol ateşi

İsviçre-Türkiye baraj maçı öncesi heyecan dorukta. Yazılar, yorumlar, demeçler birbirini kovalarken, Türk işyerleri, dernekler, futbol klüpleri, gazeteci akınına uğradı. Türkler’le ilgili yazıları sistemli olarak takip etmeme rağmen, son bir haftadır ciddi şekilde zorlanmaya başladım. Sözün kısası İsviçre halkı Türkiye ile yatıp, Türkiye ile kalkıyor. Bu arada herkesi bilet derdi sardı. Futbol Federasyonu’nun çıkardığı kura ile bilet uygulaması büyük bir çoğunluğu beklemeye bıraktı. İsviçre’de yaşayan Türklere sadece bin bilet ayırırken, İsviçre’lileri de internet üzerinden başvuruları kabul edip, aşırı talep dolayısıyla kura usulü ile bilet satışı yapıyorlar.

Sokakta, mahallede, iş de tanıdığım futbola düşkün bütün İsviçre’liler selamdan önce bu maç ne olur diyerek merak ve heyecanlarını gizlemiyorlar. Zaten FB-Schalke maçını da direk TV da yayınlayarak Milli takım da oynayan FB’lileri mercek altına aldılar. Spiker devamlı olarak şu küçük Serkan’a dikkat edelim derken, Hamit Altıntop’un da neden Türkiye’de oynadığına kafa yoruyordu.

Evet olay bir Hamit değildi, İsviçre Milli takımı oldukça yabancı ağırlıklı bir takımdı. İtalyan ve Türk kökenli oyuncuları vardı. Italya’ya karşı oynadıklarında da gazetecilerin ilk işi İtalyan oyuncuları sıkıştırıp neler düşündüklerini sormaktı. Hatta birkaç yıl önce bir karikatür beni çok güldürmüştü. İsviçre’de tenis  çok iyi gidiyor Martina Hingis ve Jakob Hlasek ile (ikiside çek asıllı). İsviçre’de futbol çok iyi gidiyor Kubilay Türkyılmaz, Murat Yakın Ciriaco Sforza ile (iki Türk, bir İtalyan) en altda da büyük bir yazı yabancılar defolun.

Hangi dal olursa olsun şöhreti yakalamış yabancı asıllı İsviçreli’lerin en yoğun yaşadıkları problemlerden birisi, kendini nasıl hissediyorsun sorusu? Hani bülbülü altın kafese koymuşlarda ille de çöplüğüm demiş. İşte öyle bir şey. İsviçre’de doğmuş birisi için elbette diğer ülkeler yabancı kendilerini İsviçre’li gibi hissediyorlar.

Bu farklılık ve çelişkileri en detaylı yaşayanlarda Yakın kardeşler ve Kubilay Türkyılmaz olmuştur. Ne zaman ki oynadıkları takımlar Türk takımları ile eşleşse hep aynı sorulara muhatap olup değişik duygular yaşamışlardır.

Böyle bir atmosferde geriye sayım başladı ve Türk asıllı sporcularda gazeteci hışmına uğradı. Murat Yakın bunların en dertlisiydi ama olaya gerçek bir profesyonel olarak bakıyordu.

Tages-Anzeiger’in uzun röportajında içini bir döktü pir döktü. Uzun zamandır sakatlığı nedeniyle hem kendi takımından hemde Milli takımdan uzak kalan 31 yasındaki Murat, bir sabah yok ki ağrılarla uyanmayım. Artık ağrıları düşman görmüyorum, onlarla arkadaş oldum diyerek söze başlıyor.  Annesinin demecinden tutun da Türkiye, İsviçre ve geleceği üzerine bütün sorulara dobra dobra yanıt veriyor.

4 yaşında İsviçre’ye geldim, ana okuluna gidene kadar tek kelime almanca bilmiyordum. Annem inançlarına düşkün olmasına rağmen bizi oldukça serbest yetişdirdi. Biz tamamıyla İsviçre kültürü ile yetişdik. Hakan ve benim futbolda başarısız bir Türkiye serüvenimiz oldu. Ben Hakan’a nazaran daha uzun kaldım ama deprem olayı bu işin tuzu biberi oldu ve geri döndüm. Zaten Türkiye’de zorlanmamızın nedeni de uyum sorunumuz oldu.

Bugün sakat olmasaydım Türkiye’ye karşı bende Hakan’da seve seve oynardık. Kubilay zaten daha önceleri oynadı. Olması gereken de bu, spor ülkeleri ayırmak için değil birleştirmek, kaynaştırmak için yapılıyor. Annemin vermiş olduğu oynamazlar demecini de normal karşılıyorum. Onun ve büyük ağabeyimin kalbi halen Türkiye için atıyor.

(tabii gülerek de eğer annem biraz Almanca öğrenseydi belki İsviçre’yi tutardı diyor) Türkiye’de futbola bir din gibi tapılıyor, oyuncular oldukça baskı altında. Belki para orada fazla kazanılıyor ama her halukarda İsviçre’de futbol oynamak daha kolay diyor.

İsviçre-Türkiye maçına büyük olasılıkla gitmeyeceğini söyleyen Yakın, maç tamamıyla ortada. İsviçre’nin oldukça genç bir takımı var, Türkiye’de Emre ve Hamit gibi büyük yetenekler var. Maç neticesini takımların o günkü motivasyon ve formları belirleyecek. Kubilay Türkyılmaz’da yaptığı yorumunda Türkiye’nin Almanya’ya daha yakın olduğunu bildirdi.

Benim de bütün dileğim, spor denilince sadece futbolun akla geldiği, futbol denilince de sadece şiddetin akla geldiği günümüzde sportmence bir Türkiye-İsviçre maçı umuyorum. Ben ve kızımın kurrada İsviçre tarafından biletlerimiz geldi. Gideceğiz, göreceğiz skor ne olursa olsun dostluk, centilmenlik ve spor kazansın diyoruz.

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.