İSVİÇRE’DEN… Gizlenmeyen ırkçılık

PAYLAŞ

Irkçılık ne kadar gizlenirse gizlensin.zaman zaman satır aralarındaki ifadelerde yada konuşma esnasında devrilen çamlarla gün gibi ortaya çıkıyor. Hele bu gizli niyet., yasalar gölgesinde bir amaç adına yapılıyorsa, sonsuza dek süremiyor.

Uzun süre yurtdışında yaşayıp da direk yada dolaylı yollardan ırkçılıktan nasibini almayan insan yok denecek kadar azdır. Genelinde doğrudan ırkçılığı çoğu insan kabul etmez. Birine bu söyledikleriniz ırkçılık yapmak anlamına gelir denildiğinde hemen bunu reddeder.

Günlük yaşamımızda çok sık rastlarız, hem de en yakın iş arkadaşımız yada dostumuzdan, ‘ben aslında ırkçı değilim ama şu yugoları hiç sevmiyorum. Siyahlardan hiç hoşlanmam, ama seni kasdetmiyorum, çünkü sen benim en iyi arkadaşımsın! İş görüşmesine gidersiniz, yetkili söze ‘ırkçılıktan nefret ederim diyerek başlar ama işe önce İsviçreli’lerin alınmasını savunur. Telefonda çok duyarım, bilgisayar almak için telefon eden İsviçre’li müşterilerim beni soyismim den nereden geldiğimi çıkaramazlar ve ısrarla ‘ben ırkçı değilim ama nereden geliyorsunuz’ diye sorarlar. Bende hep aynı soruyu onlara sorarım. Milliyet mi almak istiyorsunuz yoksa bilgisayar mı?

Son zamanlarda ırkçılık ve ayrımcılığın toplumun her kesimi içinde olduğu gibi gençler arasında hızla yaygınlaştığı dikkatleri çekiyor. Yani eskiden gizlenerek yürüyen yabancı düşmanlığı ırkçılık artık utanılıcak bir şey olmaktan çıktı. Bir önceki yazımda da bahsettiğim gibi kanunlarla koruma altına alındı. AB ve AB dışı ülkelerinden gelen yabancılar gibi.

Tabii işlerine gelmediği için görülmeyen yada hiç hayata geçirilmeyen İsviçre Anayasa maddeleri de var.  Hukuk eşitliği ile ilgili 8. Maddesi:
1- Bütün insanlar yasa önünde eşittir. 2- Bir insanın, geldiği yer, ırkı, cinsiyeti, yaşı, dili,
sosyal durumu, yaşama biçimi, dini, dünya görüşü, politik anlayışı veya vucutsal, düşünsel,
fiziki engeli nedeniyle ayrımcı bir davranışa tabi tutulması yasaktır. Yasa önünde her insan
eşittir, ayrımcı bir davranış yasaktır.

Durum böyle olduğu halde , bir işveren açıkça  işsizlik sigortasının önerdiği bir bayanı  «Başı örtülü bir kadını işe almayız» diye futursuzca bir cevap yazabiliyor. Netice de bu işveren mahkeme tarafından cezalandırılıyor.

Diğer taraftan iş ilanı veren bir Firma «Çıraklık eğitimi için bilinçli, istekli bir genci
işe almak istiyoruz. Müracaat edenler sadece İsviçreli veya Avrupa Birliği üyesi vatandaşı
olmalı» veya başka bir ilan, «Balkan ülkelerinden gelen gençler müracaat etmesinler». diyebiliyor.

Meslek eğitimi ve çıraklık yeri aranırken yapılan ırkçılık bütün açıklığı ile göz önüne geliyor ve bunu çoğu yabancı aile sineye çekmek zorunda kalıyor. Aynı sınıfda arkadaş olan bir yabancı bir İsviçre’li aynı firmaya müracat ediyor. Yabancı olan öğrencinin notu İsviçreli’den çok daha iyi olmasına rağmen İsviçre’li çıraklık eğitimine alınırken yabancı ön konuşmaya bile davet edilmiyor. Aynı kural işe alımdada uygulanıyor.

İsviçre’de kimse ücretiyle ilgili konuşmaz. Fatma yada Manuel çalışma arkadaşının kendisi ile ayni düzeyde olmasına karşın, yabancı olduğu için İsviçre’liye nazaran daha az ücret alıyor.

New York’ ta eğitim almış, Zürih üniversitesini bitirmiş Haiti’li Psikolog ve Terapist Carmel Fröhlicher-Stines muayenehanesinde yapılan bir röportajında başından geçenleri şöyle anlatıyor. İsviçreliler hiçbir yabancı etnik gruba, Afrikalılara davrandıkları kadar güvensiz ve kuşkucu yaklaşmıyorlar. Siyahlar kendilerine karşı birçok önyargı ve klişelerle mücadele etmek zorunda kalıyorlar. Bunlar, bu insanların entegrasyonunu engelliyor ve insanları onlarla kontağa girmesini zorlaştırıyor.

Beyaz çoğunluğun siyah azınlığa davranış tavrını anlatıyor. «Bir keresinde alış verişe gittiğim bir dükkanda, yanımda bir kadın cüzdanını kaybettiğini farketti. O kadın ve çocuğu beni parmağıyla göstererek benim yaptığımı söylediler. Daha sonra mağaza müdürü ve satıcı geldiler ve çantamı kontrol için istediler.Çünkü ben bir siyahtım».

Irkçılık içinde yaşadığımız toplum için büyük bir tehlikedir, buna karşı kendimizi korumalıyız. Gerici politikacıların göçmen ve ilticacı düşmanlığına dayalı politikaları yabancı düşmanlığı ve ırkçılığı kışkırtmaktadır. Buna karşı mücadele bir gerekliliktir. Demokratik,
açık ve karşılıklı saygı esasına dayalı bir toplum içinde ırkçılığın yeri yoktur.
Onu teşhir etme, tesirsiz hale getirme, ona karşı savaşmak bir insanlık görevidir.

CEVAP VER