İSVİÇRE’DEN… Gündemden düşmüyoruz

İsviçre genelinde çok sakin bir ülkedir. Ekonomik, politik dalgalanmalar yoktur. Ne meclisinde kavgalar,  ne hapse atılan rektörler, ne kapkaç olayları, ne de vay kilise yapılsın, içki içilmesin, türban takılsın gibi gündemi boşa meşgul eden konular vardır. Bazan TV izlerken, hayvanat bahçesinde doğum yapan aslan, fil yavrusunun birinci yaşgünü kutlaması gibi haberleri dinlerken şaşkınlığımı gizleyemez, kendi kendime konuşurum.

Az gelişmiş ülkeyle, çok gelişmiş ülkenin farkı, sadece ekonomisi, politikası, kültürü, yaşam seviyesi değil problemleri bile değişik oluyor. Daha doğrusu hiç problem görmediklerinden en basit dediğimiz, bizim üzerinde düşünmeye bile gerek duymadığımız konular onlar için büyük problem olabiliyor.

Türkiyede’ki gelişmelerin, hareketliliğin yüzde biri İsviçre’de olsa sanırım başları döner. Hal böyle olunca arada önemli bir olay oldu mu, haftalarca aylarca konuşuluyor. Sözün kısası bir aydır Türkiye ve insanları gündemden inmiyor.

Bir maç hengamesini yeni yeni atlatıp normal yaşamımıza girelim derken, bütün bir İsviçre’yi üzüntüye boğan Pitbull olayı ile tekrar manşetlerde yerimizi aldık. Basından da yeterince duymuş olduğunuz gibi 6 yaşındaki Türk çocuğu Süleyman anaokuluna giderken 3 tane Pitbull köpeğinin hücumuna uğrayarak can verdi. Benim burada anlatmak istediğim, bu tür felaket anlarında duyarlılıklarını çok yakından tanıdığım İsviçre halkının insanlık seferberliğidir.

Türkiyede’ki maç sonrası basını ve medyası ile haklı olarak üzerimize gelen hatta bu işi protestolara kadar götüren halk, bu sefer aynı seferberliği daha fazlasıyla Türk çocuğu Süleyman için gösterdi. Olayın olduğu okulda, bütün mahalle mumlar yakarak dualar okuyup, yas tuttular. Olayı ve bütün döğüş köpeklerinin yasaklanmasını isteyen pankartlar taşıyarak sessiz yürüyüş yaptılar.

Türkler hakkındaki yazılarında ırkçı bir görünüm sergileyen Blick gazetesi bile olayın üstüne çok sert gitti. Süleyman’ın cenazesi için Türkiye’ye giden Blick muhabiri, bununlada kalmayıp Pitbull köpeklerini yetiştiren İtalyan’ın annesini Udine şehrinde bularak köpekler hakkında bilgi topladı. Pitbull yasağı için derhal imza kampanyası açtı ve şu ana kadar 60 binin üzerinde imza topladı.

Ekonomi Bakan’ı  Joseph Deiss konuyu derhal meclise götürerek 2006 yılında çıkacak olan yasanın sertleştirilmesini istedi. Zürich kantonu bütün tehlike arzeden köpeklerin tasmasız ve ağızlarında koruyucu maske olmayanlara 500 Frank para cezasına başladı. Olayın geçtiği Oberglatt mahalle muhtarlığı 121 bin Frank yardımda bulunarak çocuk parklarının etrafını çevirerek köpeklerin girmesini engelleyeceğini bildirdi.

En önemlisi bütün Pitbull ve diğer tehlikeli köpek sahipleri için derhal imtihan ve ehliyet sistemi getirildi. Nasıl ki bir araba kullanıcısı veya silah taşıyan insanın ehliyete ihtiyacı varsa bu tür köpek besleyen kişilerinde ehliyet sahibi olması istendi. Ayrıca yurtdışından gelecek bütün Pitbull cinsi köpeklerin kanun çıkana kadar İsviçre’ye girişi durduruldu.

Görüldüğü gibi istenmeyen bir olay sonrası, İsviçre halkı ve hükümetin duyarlılığı çok sevindirici. Olaya gereken ciddiyet gösteriliyor, tedbirler lafda kalmayıp hemen uygulamaya konuluyor. Bu haberlede gündemi kapatırız diye düşünürken, ayakları Avrupa’ya giden beyinleri bedevi çöllerinde kalanların içki yasağı ile tekrar gazete başlıklarında yerimizi aldık. Bende hep alışık olduğum sorularla tekrar muhatap oldum. Türkiye nereye gidiyor? Bekleyeceğiz ve göreceğiz ilerleyen günlerde Avrupa medyası bu içki yasağı konusunu nasıl işleyecek.

Yıllarca büyük çabalarla geliştirilen Turizme bundan büyük darbe olur mu? Sanki ülkede bütün sorunlar halledildi. İçki yasağı; açlıktan, yoksulluktan, işsizlikten, sokakta yatmaktan daha önemli. Ne demişler ‘küçük işlerle uğraşanlar büyük işleri başaramayan küçük insanlardır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.