Sözde Avrupa’da yaşıyorlar

Sözde Avrupa’da yaşıyorlar

0
PAYLAŞ

6 Mayıs Pazar akşamı KKTC Cumhurbaşkanı sayın Talat Londra’da yaşayan Kıbrıslıtürklere müzakere süreci hakkında bilgilendirici bir konuşma yaptı. Grand Palace düğün salonu tıka basa doluydu.

Kıbrıslıtürkler 50 yılı aşkın bir süredir İngiltere’de yerleşmiş bulunuyoruz. Birçoklarımız çeşitli kimliğimiz arasına özellikle son yıllarda bir de Avrupa’lı kimliği katmaya başladık. Ama Avrupa’lılığımız malesef sözde kalmaktadır. Okurlarım sakın Avrupa’yı yücelttiğimi sanmasınlar. Yazılarımı devamlı izleyenler bilecek. Zaman zaman Avrupa’daki ırkçılığı şiddetle kınayıcı yazılar yazarım. Ama Avrupalı olmanın getirdiği bazı değer yargıları vardır ki Avrupalı olduğunu iddia eden bazılarımız bu değer yargılarının bilincinde değiliz.

Avrupa’da en önemli özgürlüklerden biri ifade özgürlüğüdür. Tamamnen zıt görüşte olan siyasetçiler, akademisyenler, sendikacılar, toplumun her kesiminden gelen insanlar birbirlerinin görüşlerini saygı ile dinlerler ve kendi görüşlerini sırası geldiğinde belirtirler. Özellikle demokratik seçimlerle devletlerinin başına getirdikleri siyasetçilere karşı saygısızlık yapmamaya özen gösterirler. Bunların bir genelleme olduğunun bilincindetyim. Tabii Avrupalıların arasında da bu şekilde davranmayanlar bulunur. Ama Avrupa’da genel resim böyledir.

Pazar gün KKTC Cumhurbaşkanı Talat’ı dinlemeye gelen ‘Avrupa’lı’ Kıbrıslıtürklerin küçük bir bölümü halkı tarafından demokratik bir şekilde seçilen Cumhurbaşkanına çok büyük terbiyesizlik yaptı. Salonda hararetli anlar yaşandı. Küfürler savruldu. Çünkü hala beyinleri 50 yıl öncesinde kalan kesim sayın Talat’ın büyük bir cesaretle sürdürdüğü müzakereler sonucu gelecek olası bir çözümden ödleri kopuyor. Onlar için çözüm varolan statüko, yani çözümsüzlüktür. Onlar, hala yıllarca çıkarları için sürdürdükleri uzlaşmaz ‘çözümsüzlük çözümdür’ siyasetinin mimarları dinazorların sözüne kanan kişilerdir.

Kıbrıs’ta yaşayan Kıbrıslıtürkler daima bizim için “uzaktan gazel okuyorlar” diyorlar ve biz de onlara müthiş kızıyoruz. Ama Pazar gün hakikaten gerçekleri gözardı ederek uzaktan gazel, uzunhava ve de yalelli okuyanlar vardı aramızda.

Londra Türk Radyosunda her hafta görüşlerini dinlemekten gına getirdiğimiz kişiler kalkıp sayın Talat’a “dünyaya meydan okuyup KKTC’yi tanıtalım” salığını verdi. Buna örnek olarak da Gandhi’nin sivil direnişini gösterdi! “KKTC’yi yaşatma” konusunda soru soran bir izleyiciye Talat’ın verdiği zeki cevap ilginçti. “KKTC ölmek üzere değil ki onu yaşatalım. Şu an ben KKTC Cumhurbaşkanı olarak sizlerleyim” dedi sayın Cumhurbaşkanı. “KKTC’yi yaşatmak değil yüceltmeliyiz” de dedi. Ama bunun yanlış anlaşılmaması için ne demek istediğini açıkladı. Tabii arif olan anladı. Anlamak istemeyenler “anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna az” misali kendi bildiğini okumaya devam edecekler.

Bir TC vatandaşı bayan Cumhurbaşkanını Londra’ya davet eden Ticaret Odasını eleştirdi. Efendim toplantı öncesi aziz şehitlerimizin ruhları için saygı duruşunda bulunulmamış. Talat ona “burası milli günleri kutlama etkinliği değil” diye cevap verdi. Ticaret Odasını bu tür bir etkinliğe ev sahibi yaptığı için kutlamak gerekir.

Salonda bir ara izdiham yaşandı, ama buna neden olanlara karşı tepki koyan arkadaşı tanıdığım için olayın görüldüğü gibi olmadığının bilincindeyim. Esas terbiyesizler Cumhurbaşkanına saygısızca ithamlarda bulunanlardı. Örneğin toplantıyı yöneten sevgili Mustafa Güllü bir KKTC Cumhurbaşkanının ilk defa Birleşik Krallık Başbakanı ile makamında görüştüğünü söylemesi üzerine bir sivri zekalı “arka kapıdan” diye nara attı. Sayın Talat’ın Parlementoya hangi kapıdan girdiğinden haberim yok. Bu hayalperest herhalde Brown’ın Talat’ı askeri törenle karşılamasını bekliyordu. Sayın Talat “arka kapıdan” girip Birleşik Krallık Başbakanı ile görüşürken bu beylerin savunduğu KKTC Başbakanı (ki Nisan seçimlerinde Talat’a rakiptir) Luricina’da bilmem hangi yeni işletmede gurdela kesiyordu!

Sayın Talat “ Ben İngiliz Başbakanını görmeye değil, sizleri görmeye geldim. Londra’da olmamın esas sebebi bugünkü toplantıdır” diyerek bizlere ne kadar önem verdiğini belirtti.

Daha önceden tahmin edebileceğimiz gibi Talat’a en büyük baskı seçme ve seçilme hakkı üzerine geldi. Ama Talat yine aynı açıkyüreklilikle buna karşı olduğunu, ama bunun iktidardaki hükümetin elinde bir şey olduğunu ifade etti. Tabii ona karşı yapılan küstahça saldırıların önemli bir sebebi de Cumhurbaşkanının bu görüşünü bazı kişilerin beğenmemesi idi.

Mustafa Güllü’nün tüm uyarılarına rağmen salondaki küçük kesim sakinleşmeyince Talat ayağa kalkarak “ Burada bulunmakla sizi kavga ettireceksem eksik olsun. Bir daha gelmem” dedi ve herkesi saygılı olmaya davet etii. Talat ayrıca başları kumda gömülü, ilkellikten kurtulamayan bu devekuşlarına okumalarını ve öğrenmelerini tavsiye etti ve “ Dünyanın anlayacağı bir dilden konuşmalıyız. Thames nehrinde aksi istikamette seyreden bir gemi gördünüz mü? Üzgünüm, sizin yolunuzu tutmayacağız” diyerek çok açık ve net mesajlar vermekten geri kalmadı.

Pazar günkü etkinliğin tüm olumsuzluklara rağmen olumlu yanları da vardı. Salondaki çoğunluğun Cumhurbaşkanı ile aynı frekansta olduğu, onun bu küçük kesime verdiği cevapların hararetle alkışlanması ile belli oldu. Bence esas “sessiz çoğunluk” bu kesimdir. Kıbrıs’ta yaşayan ve bizi herzaman “50 yıl öncesinde yaşayanlar” olarak görenlerin bunu kesinlikle anlamaları gerekir. İngiltere’de akl-ı selim sahibi, çözüm ve barış yanlısı birçok Kıbrıslıtürkler vardır. Belki de çoğunluktayız. Bütün mesele aynı düşüncede olan Kıbrıs’ta yaşayan çoğunluk Kıbrıslıtürklerle etkili köprüler kurmak ve barış, çözüm sürecine katkı yapmaktır.

BİR CEVAP BIRAK