Taciz

Taciz.

Odatv Genel Yayın Yönetmeni Barış Pehlivan’ın İnternet sitesine ulaştırdığı yazıyı okuyorum.

İklim Bayraktar taciz olayını ona anlatmış, o da şoke olmuş, meslektaşı Soner Yalçın’ı aramış, morali bozuk olan Bayraktarı teskin etsin diye. Soner de bunu üzerine Bayraktarı aramış, vs. vs. Sonuçta taciz haberi gazetelerin ön sayfalarını ve çoğu köşe yazarlarının köşelerini dolduran günün ana haberi haline gelmiş.

Bence olayın pasif aktörleri durumundaki Pehlivan ve Yalçın çok hatalı davranmışlar. Biri size taciz edildiğini söylediğinde, eşe dosta telefon ederek vah vah diye hayıflanıp moral destek vermeye çalışmak yerine, yapılacak şey tacize uğrayan insana durumu emniyete bildirmesini önermektir. Bunu yapmak istemediği durumda ise artık mesele sizin için kapanmıştır, zira ortada kanıtlanmamış, ayrıca kanıtlanması için de herhangi bir adımın atılmayacağı bir iddia vardır sadece. Bu artık yalnızca o kişiyi ve o kişinin bu olayı anlatmak istediği özel arkadaşlarını ve yakınlarını ilgilendirir.

Kılıçdaroğlu için de aynı durum söz konusu. Bayraktar kendisine tacize uğradığını söylediğinde bunu derhal polise bildirmesini önermeliydi. Bayraktar bunu yapmak istemediği taktirde de bu mesele Kılıçdaroğlı için kapanmış olmalıydı.

Tacize uğrayan insanın ikilemini tahmin edebiliyoruz. Şikayet etmek ya da etmemek, taciz olayının altında kalmak ya da kalmamak; bu konuda bir karar vermek sanırım tacize uğramış olan kişinin hayatında bir dönüm noktasını ifade edecektir. Ancak cinsel taciz bir insanı aşağılamaktır, bu nedenle tacize uğrayan kişide derin izler bırakır. Toplumsal baskılar nedeniyle bastırılan tepkilerin bir gün su yüzüne çıkması ise kaçınılmaz gibidir.

Bu nedenle, cinsel tacize uğramış kadın ya da erkeklere bu olayı örtbas etmemelerini kendilerine önermenin her koşulda doğru olduğunu düşünüyorum.

Tacize uğrayan insanın dramını anlamak mümkün. Ancak siyasi ve gazeteci kişilikleri ile ülke gündeminde olan insanların bir cinsel taciz olayı karşısında basiretlerinin bağlanmasını ve gaf üzerine gaf yapmalarını nasıl yorumlayacağız.

Bu tavırların büyük ölçüde cinsel taciz suçunun toplumda halen yeterince oturmamış bir yasal kavram olması ile bağlantılı olduğunu sanıyorum: örneğin, dolandırıcılık, dayak, hırsızlık ya da tecavüzde olduğu gibi sıradan bir adi suç olarak algılanmıyor.

İngiltere de cinsel tacizin ceza hukukuna geçmesi 1995 yıllında gerçekleşti. Türk Ceza Kanununda bir suç olarak cinsel taciz 2004 yılında tanındı.

Bu anlamda bu yaşanan olayın, kısa sürede unutulacak siyasi polemiklerden öte, bir şekilde Türkiye kamuoyunun cinsel taciz konusunda eğitilmesi işlevini gördüğünü sanıyorum.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.