”Tahran’ın melekleri”!

”Tahran’ın melekleri”!

1
PAYLAŞ

Rabia Özden Kazan bir gazeteci olarak İran gezisini kız kardeşine mektupla anlatmış. O mektuplarla Tarhan Melekleri denen kitap oluşmuş. Kitabın kendine has özelliği var. Rabia dindar bir ailede yetişmiş. Annesini babasını da kitapta işlemiş. Babasıyla annesi din meselesinden dolayı ayrılmışlar. Annesi bir tarikat üyesiymiş. Yaşamını da tarikata göre belirliyormuş.

Tarikatların insanları nasıl bir psikopat haline getirdiğini bu kitapta da görme olanağımız ortaya çıkacaktır. Ailenin çocuk yaşamında belirleyiciliğinin yanı sıra okulunda çocukları çocuk belirleyiciliğini belirlediği ortada. Annelerinin , Kız çocukların başını örtmek isteğine karşı çocukların sessizce direnmesi bu kitap sayfalarında yerini almakta. Anneleri bütün yaşamını tarikatını yaşamına göre belirlemeye çalışmasıyla çocukların, ona, yalan söylemeye başlaması arasında bir ilişki var. Kız çocukları babalarına gittiğinde başka bir kişilik kazanıyor, annelerine geldiklerinde başka bir hal içinde kalıyorlar.

Babaları laik bir yaşamdan yana olduğu için çocuklar daha özgür ve insan sever oluyorlar. Anneleri tarikatın o katı kuralları içinde olduğu için çocuklar annelerinin sevgisizliğinde kalıyorlar. Bu iki yaşam biçimi içinde çocuklar büyüdükleri içinde annenin yanında kalan çocukla babanın yanında kalan çocuk arasında olaylara bakış açıları farklılaşıyor.

Rabia annesine yakın düşünüyor kardeşi ise babasına yakın düşünüyor. İran, Rabia’nın hayalinde dinin güzelliğini sembolize derken, kardeşinin gözünde orası dindarların baskıcı rejimi olarak şekilleniyor. Rabia Irana gitme isteğini söylediğinde kardeşi ona çıkıyor. Aralarında bu kırıklıkla Rabia İran’a gidiyor. İran da karşılaştığı her olumsuzlukta Rabia kardeşini telefonla arıyor ama kardeşi yanıt vermiyor.

Kitapta bu kurgu üzerine inşa edilmiş. Rabia’nın İstanbul’dan tanıdığı arkadaşı İranlı Leyla Rabia’yı evine davet ediyor. Zengin, soylu olduğunu anlatan arkadaşını kandırdığı Rabia İran’a vardığında, karşılaştığı manzarayla anlamış oluyor. Leyla soylu, zengin falan değil bir kadın pazarlayıcısı olduğunu anlamış oluyor Rabia. Bunun üzerine onun evinde ayrılıp, onların yönlendirdiği bir otele gidiyor. O otelde arkadaşını daha net olaylar oluyor. Sonra İstanbul’dan tanıdıkları işadamlarından birini arıyor. Orada başka bir işadamının evine yerleşiyor. Orada rahat ediyor ama gazetecilik işini yapamadan döneceği an iş adamı onu çeşitli kadınlara yönlendirerek söyleşiler yapmasının önünü açıyor. Söyleşiler sırasında çokça ikiyüzlülük portesi ile karşılaşmakta. Rejime karşı söz söylemenin ağırlığı altında kadınlar, insanlar iki yüzlü olmuşlar.

Tek başına bir kadının İran da yaşamasını zorluğuna kendi yaşadıkları şeyler üzerinden dikkat çekmiş.Erkekler kadınlara yiyecekmiş gibi süzerek bakmaları onu derinden rahatsız etmiş. Otel lokantasında böyle bir olayı da yaşanmış. Bir kadını bir erkeğe yanaştığın da oradan cinsellik çıkarmış.

Mutah nikah teklifi alması çok sıradan bir durum olurmuş. Mutah nikah saatlik, günlük cinsel ilişkinin diğer adı oluyormuş! Aslında , buna fahişeliğin kibarlaşmış hali diyebiliriz…

“Azize, Heyecanla konuşmaya başladı : polisler tutuyor. On yaşındaki çocukları da alıyorlar. Kimi? Rupuşu, İslami giyinmeyenleri dedi. Ne yapacaklar? Keşke şellak vursalar dedi Azize. Şellak nedir? Kırbaç dedi. Kırmızı ojeleri, açılmış ruseleri vardı bu kadınların, kızların…”(s. 155) Kadın örtünme biçimi de sınıfsal karakterli: en alttakiler çadıra giyerken. Orta ve üst sınıflar Megna ve ruse giyilmekteler. ”

Tarhanlı kızlar, kafeteryada, lokantalarda otururken, erkeklerle, delikanlılarla gözleriyle konuşurlar. Baskıya karşı yeraltı kulüpleri, eğlenceleri sürüp gider. Baskı rejimine karşı gençlerin direnişi çeşitli biçimlerde sürmekte. Yasaklar, kırbaçlar, cezalar bu gençleri, toplumu durduramamakta… İran da toplumsal ilişkiler hangi biçimde ilerleyecek bunu da zaman gösterecek 22 Temmuz 2017 Tahir Canan

1 YORUM

BİR CEVAP BIRAK