Taklidi hayat

Her şeyin, bir taklidi olabiliyor.


Seslerin, hareketlerin, makinelerin, hatta teknolojinin taklidini yapmak mümkündür. Ancak unutulmamalıdır ki; hiçbir taklit aslı gibi olamaz. Çünkü, asıl şeylerde farklı bir ruh, bir değer, bir püf noktası bulunur.


Taklit, aslın arkasından gitmeye mecbur olduğu için hiçbir zaman onun yerini alamaz.



Çağımızda, maalesef insani duyguların bile taklidi yapılır oldu.



Sevginin taklidi, samimiyetin taklidi, dürüstlüğün taklidi vs.



Meselenin en korkunç olan tarafı, bu değerlerin taklidinin aslından nasıl ayrılabileceğidir. İşin bir başka önemli kısmı ise, en iyi taklidin bile hissedilir olmasıdır. Fakat insanların çoğunun bu taklitlere kanabildiğine söylemek de yanlış olmaz.



Çevrenizde zorla gülümsemeye çalışan insanlara bir daha bakınız; gözleri gülmüyor, sadece dişlerini gösteriyor. Zoraki kahkaha atanlara bir daha bakınız ne kadar suni değil mi?


Teşekkür ederken bile seste ruh olmadığına, adeta mekanik sese benzediğine dikkat ediniz.



Onun için demişler ya; aynası iştir kişinin lafa (taklide) bakılmaz.


İnsanların ne dediğine, nasıl davrandığına bakmayın, neler yaptığına bakınız.



İnsanlara neyi verirsen onu alırsın; yani, taklit verirsen taklit, asıl verirsen asıl alırsın. Ve bundan şikayet etme hakkın olamaz. 



Sen insanları sev, onlar da seni sever. Onlara değer ver, sana hürmet ederler.


Hizmet edersen onlar da sana hizmette kusur etmezler.


Onlara samimi davranırsan en samimi duygularla karşılık bulursun.


İnsana güvenirsen insanlar sana güvenirler.



Aslına bakarsanız,  değerleri taklit edenler, kendi kişiliklerinden çıkmış olurlar. İnsani değerler, insana mahsustur. Onları terk edenin sadece sûreti insan kalır.



Her çocuk, insan olarak doğar.


Fakat, daha sonra da… 
 
 
izzettinicin@hotmail

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

4 × 1 =