İTALYA’DAN… Göçmenlerde kara bulutlar

İtalya’da son iki haftadır Milano ve Bologna’da yaşanan tecavüz olaylarının ardındaki  sorumluların kuzey Afrika ve Romanya vatandaşları olması İtalya’nın izlediği göçmen politikası konusunda bir tartışma başlattı. Son dört yıldır, Berlusconi hükümetinin yönetime geldiği dönem boyunca Çizme’de adam öldürme ve kaçırma, tecavüz vakalarında belirgin bir artış gözleniyor.

İstatistiklere bakılırsa son birkaç yıldır çeşitli şiddet olaylarına en çok karışan ve bunun  sonucunda hapse giren göçmen vatandaşlar arasında Arnavutlar yüzde 36’lık bir oranla birinci sırada Onların ardından eski Yugoslavya’dan gelenler yüzde 8, kuzey Afrikalılar yüzde 6, Romanya  vatandaşları yüzde 5, Çin ve eski Sovyet Cumhuriyetleri’nden gelenler yüzde 1 oranında bu karanlık tabloyu tamamlıyor.

Bir başka güncel veri ise 30 haziran 2004 tarihinde İtalya’daki cezaevlerinde bulunan göçmen vatandaşlara dair bir liste. Buna göre Faslılar (4.015), Arnavutlar (2.806), Tunuslular (1.953), Rumenler (1.367), Cezayirliler (1.289), Eski Yugoslavya ülkeleri (916), Nijeryalılar (629).

Özetle İtalyan cezaevlerinde toplam 17 bin 783 yabancı ülke vatandaşı tutuklu olarak bulunuyor. Aynı tarih temel alındığında tutuklu İtalyan vatandaşlarının sayısı ise 38 bin 749.

Bu rakamlar önemli. Göçmen akınıyla 1990’larda tanışan İtalya’nın uygulamaya çalıştığı burada “Bossi-Fini yasası” olarak tanınan göçmenlere dair düzenlenen yasanın işlemediğini ortaya koyduğu için önemli. Tutukevlerinde bulunan ve şiddet olaylarına karışan göçmen vatandaşların hemen hepsi, oturma izni olmayan, yasadışı yollarla İtalya’ya girmiş, işsiz, evsiz, marjinal bir hayata itilen ve bunun sonucunda her türden şiddet olayına karışan bir grup. Oturma izni olan, belirli bir işe ve eve sahip olan ve yıllardır İtalya’da çalışan yabancı vatandaşların bu tür şiddet olaylarına karışmadıkları bilinen bir gerçek.

Herkesin uzlaştığı bir gerçek var ki, İtalyan hükümeti hatalı bir göçmen politikası uyguladığı için şimdi İtalya’yı bir umut kapısı olarak gören ve bu ülkeye gelen ancak bir anda kendilerini toplumun kıyısında, marjinal bir durumda bulan, büyük kentlerin banliyölerindeki gecekondularda yaşama savaşı veren, iş bulabilenleri ise İtalyan patronları tarafından iş güvencesi olmadan çalıştırılan yüzlerce göçmen doğal olarak suça ve şiddete itiliyor ve elbette toplum için ciddi bir tehlike oluşturuyor.

Irkçılık tırmanıyor

Öte yandan son birkaç yıldır büyük kentlerde yaşanan adam öldürme,  yaralama, kap-kaç, tecavüz olaylarının kahramanlarının çoğunlukla göçmenler olması İtalya’da ırkçı yaklaşımları da tırmandırıyor. En son Lega’nın “tecavüzcü göçmenleri hadım edelim” önerisinde bulunması, Varese’de iki hafta önce barında kavga eden göçmenleri ayırmaya çalışan 22 yaşındaki İtalyan barmenin genç bir Arnavut tarafından bıçaklanarak öldürülmesi ve ardından bu gencin cenazesinde arkadaşlarının Nazi selamında bulunması İtalya’da ırkçılığın belirgin bir biçimde yükselmeye başladığını ortaya koydu.

Milano valisi Bruno Ferrante  geçtiğimiz günlerde izlenen yanlış politikalar eleştirerek gerçekçi bir yorumda bulundu. Ferranti,  “Milano gibi bir şehirde kent nüfusunun yüzde 10’unu meydana getiren göçmen vatandaşların İtalya’ya uyumunu sağlamak bir yana, onları Milano vatandaşı kılmak için her türden özveri ve dayanışmayı göstermemiz gerekir, aksi halde Milano ve birçok başka kent kimliklerini yitirecek.” diye konuştu.

Göçmenleri karalamak kolay

Valinin  dikkat çektiği, bir anlamda eleştirdiği bir başka nokta da İtalyanların “kolaya kaçan ırkçı yaklaşımları” üzerine. “Göçmenler suç işliyor da İtalyanlar masum mu?” diye sordu Ferranti ve hemen şu yorumda bulundu, “Bakın geçen ay genç bir anne henüz 5 aylık bebeği Mirko’yu banyo yaptırırken boğarak öldürdü. Sorgusu sırasında eve göçmen bir hırsızın geldiğini, kendisini tehdit ettiğini iddia etti. Birkaç yıl önce ise Erika-Omar hikayesini hatırlarsınız. Erika adlı genç kız erkek arkadaşıyla birlik olup annesi ve erkek kardeşini öldürdü. Onlar da sorgularında suçu Arnavutların üzerine atmayı denediler. Bu kişiler işledikleri suçlar bir yana, kendilerini aklamak için göçmen vatandaşları karaladıkları için de yargılanmalı.”


İtalyan hükümetinin, baskıcı yönetimler, yoksulluk nedeniyle kendi ülkelerini terk ederek yeni bir hayat kurmak için İtalya’ya gelen göçmen vatandaşların topluma uyun sağlayabilmesi konusunda etkin bir politika yürütmesi gerekli. Sosyolog Luigi Manconi, “Belki İngiltere ve Fransa’da göçmenler topluma daha iyi uyum sağlayabiliyor, ama İtalya’da İngiltere ve Fransa’ya oranla hoşgörü daha fazla” diyerek kendince bir teselli bulmaya çalışsa da İtalyan hükümetinin göçmen vatandaşları toplumun kıyısında yaşamaktan kurtaracak, marjinalliğe son verecek acil ve etkin bir politikayı hemen hayata geçirmesi gerekli. Aksi halde, Çizme’de  şehir merkezlerinde yaşanan tecavüz olayları, adam yaralama ve öldürme gibi suçlar kısacası şiddetin tanımına giren her tür suç hızla artacak. Şiddet olaylarının önünü kesmek, ırkçı İtalyanların önünü kesmek açısından da önemli.

Yoksa sorun çift başlı bir canavar olarak yoluna devam edecek görünüyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.