İTALYA`DAN… İtalyanlar kiliseyi dinledi

Geçen hafta sonu İtalya’da kısırlık tedavisi ve bunun yanı sıra kök hücreler ve embriyolar üzerinde bilimsel araştırmalara izin verecek yasal değişikliğin yapılabilmesi amacıyla referanduma gidildi. Hedef, bu konularda odaklanan her türden bilimsel araştırmaya engel oluşturan 40 numaralı yasanın değiştirilip değiştirilemeyeceğini anlamaktı. Bir tür nabız yoklaması öngörüldü özetle.

Referandum öncesi karmaşık bir tablo hakimdi İtalya’da. Katolik kilisesi gerek kısırlık gerekse pek çok kronik hastalık açısından umut veren kök hücre araştırmalarına olan karşı tavrını  sürekli yinelemekle kalmadı nüfusunun çoğunun Katolik olduğu  İtalyan halkına bu referandumda “hayır” demeleri için telkinde bulundu.

Politik arenada da durum bir hayli karmaşıktı. Sağ partilerin temsilcileri genellikle bu referandumda tavırlarını “hayır”dan yana koymuş olsalar da, sorun sağ ve sol partilerin temsilcilerinin “evet” ya da “hayır” olarak bölünmedikleri gerçeğiyle de tanıştırdı herkesi. Çünkü sol kanattaki  partilerin bazı temsilcileri de referandum konusunda kararsız kaldılar. Kısacası ne “evet” ne de “hayır” diyebilen  kararsız siyasetçiler topluluğu hakim oldu

Basında ne kadar takip ettiniz bilmiyorum ama geçen 12 ve 13 haziran günleri düzenlenen referandum oylamasına katılım bir hayli düşük kaldı. Ne yazık ki bilimsel araştırmaların yapılmasını engelleyen ünlü 40. maddenin değiştirilebilmesi için gerekli yüzde 50’lik bir katılım gerçekleşemedi İtalya’da.  Halk tercihini bilimden ve bilimsel araştırmalardan değil, Katolik kilisesinden ve inançlarından yana kullanmayı tercih etti, bilimi dışladı.

Referandum sonrası onlarca yorum, televizyon programı ve tartışma bu önemli referandumu büyüteç altına tuttu. Herkes şunu soruyor şimdi İtalya’da, yeni ve tutucu bir Katolik hareket
hükümetin tercihlerinde etkili mi olmaya çalışıyor?

Bu başarısız referandumdan ötürü canı en çok sıkılan kişilerden biri de dünya çapında önemli kanser araştırmalarının yapıldığı Milano’daki Avrupa Onkoloji Enstitüsü’nün müdürü Umberto Veronesi  oldu. Veronesi, İtalya’nın bilimsel araştırmaların geleceği açısından karanlık bir yüzyıla girdiğinin altını çizdi ve şu yorumda bulundu, “Beni ne kilisenin siyasi tercihleri ne de kilisedeki iç tartışmalar ilgilendiriyor. Ancak halkın tercihlerinde Katolik kilisesinin fazlasıyla ağırlık koyması kaygı verici Her türden dine ve dini inanışa saygım var, ancak kök hücre ve embriyolar, kısırlık tedavisi gibi yaşamsal konularda din adamlarının halkı etkilemesini doğru bulmuyorum.”

Bir anlamda Prof. Veronesi’nin yorumu İtalya’nın içine girdiği çıkmazı, kilise ile bilim dünyası arasındaki çatışmayı çok net bir biçimde açıklıyor. Hiç şüphesiz kilisenin telkinlerini takip eden çoğu İtalyan referanduma katılmayarak İtalya’da özellikle kısırlık tedavisi, tüp bebek ve nice kronik hastalık için umut ışığı olabilecek kök hücre ve embriyo araştırmalarının önünü kesti ve İtalya’daki bilim dünyasını karanlığa doğru sürükledi.

Veronesi en çok da yüzlerce kadın için üzülüyor. Çünkü pek çok İtalyan kadını tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olabilmek için yurt dışına gidiyor. Çünkü İtalya’da tüp bebek yoluyla çocuk sahibi olabilmek yasak. Elbette kiliseyi dinleyen İtalyan halkı, İtalya’nın uluslararası bilim dünyasında ne kadar geride kalacağını da hiç düşünmedi anlaşılan. Evet bilim adamları kaygılı ve buruk ama özeleştiri de yapmaktan kaçınmıyorlar. Çünkü
İtalya’daki pek çok bilim adamının fildişi kulelerde kapalı, halkla hiçbir iletişim kurmadan çalıştıkları da bilinen bir başka gerçek. Bu yönde Katolik kilisesinin  halkın dini inanışını da kullanarak daha sağlıklı bir iletişim kurduğu, en azından halka daha yakın olmayı başardığı ortada.

Şimdi ne olacak? Demokrat çevrelerde hayal kırıklığı hakim. Bu sarmaldan nasıl çıkarız diye hesaplar yapılıyor. Solun Demokratları partisi 40 numaralı yasanın parlamentoda yeniden tartışılabilmesi için bir önerge vermekten yana. “Yeni din savaşları istemiyoruz” diyen Margherita ise daha ılımlı bir politika güdüyor.

İtalya bilimsel araştırmalar açısından karanlık bir eşikten geçiyor. Bir yanda buruk bilim dünyası bir yanda laik düzeni tehdit eder bir yaklaşımla hükümetin kararları ve halkın tercihi üzerinde  ağırlığını koyan  Katolik kilisesi ve tutucu bir kimlik edinen kiliseyi  sihirli bir tılsımın etkisinde gibi peşi sıra izleyen İtalyan halkı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.