Tangodan Şarkılara. Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nden

Tangodan Şarkılara. Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nden

0
PAYLAŞ

Anadolu Üniversitesi Senfoni Orkestrası, ayda bir, bazen de iki kez, Atatürk Kültür Merkezi’nde öğrenciler ve Eskişehirlilerle buluşuyor. Müzik, karların yavaş yavaş erimeğe başladığı, “cemre düştü” diye adlandırılan günlerde, bu kez adeta baharı müjdeledi.

Perşembe akşamki konserde orkestra, yaylılardan oluşmuştu: kemanlar, viyolalar, viyolonseller ve kontrabas. İkinci yarıda orkestraya bir de bateri eklendi.

Anadolu Üniversitesi Senfoni Orkestrası’nı bu kez Cem’i Can DELİORMAN yönetiyordu. Anadolu Üniversitesi’nde başlayan müzik eğitimi, Viyana ve Graz, sonra ABD’de devam ediyor. Değişik orkestraların şefliğinin yanı sıra, öğretim üyeliği görevi de bir başka yönü. Beş yıldır da T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Devlet Çoksesli Korosu Sanat Yönetmeni ve sürekli şefliğini sürdürüyor. İlk kez şefliğini izliyorum.

Orkestra şefinden orkestra üyelerine varana dek, akşamın iki solisti dahil gençlerden oluşuyor. İki saati aşan sürede, salon tamamen dolu ve izleyiciler enerji depolayarak salondan ayrılıyordu!
Konserin ilk bölümünde yine ilk kez izlediğim bir sanatçı: Tolga SALMAN. Solist olarak, bandoneonuyla sahnede yerini alıyor. Bir PIAZZOLLA şöleni ile karşı karşıyayız! Tolga SALMAN düzenlemeleri de yapmış. PIAZZOLLA’nın bir çok eserini CD’den, televizyon ve radyodan, değişik orkestralar eşliğinde, değişik salonlarda çok izledim. Ancak bu akşam izlediğim konserdeki PIAZZOLLA şöleni farklıydı.

Tolga SALMAN, PIAZZOLLA’dan yaptığı düzenlemeleri seslendirirken PIAZZOLLA’yı adeta sahneye taşıyordu. Güney Amerika’nın bu sıcak melodileri, bizi dalgalara ulaştırarak adeta okyanusu aşıp, bu müziğin doğduğu ülkeye taşıdı. Enstrümanına hakimiyeti, sahnede duruşu, seslendirirken sahnede vucüt dilini de adeta konuşturmasıyla Tolga SALMAN, bu tutkular dünyası içinde, kendisi gibi izleyicileri de sahneye çekiyordu. Aşkın ve başkaldırının tutkulu dansı, tangolar farklı bir yorumlamayla izleyicilerle bütünleşiyordu.

Konser sonrasında görüştüğümüz Tolga Salman’ın müzik yaşamındaki diğer katkı ve etkinliklerini de öğrenirken, bandoneon tutkusunun özel bir yeri olduğunu öğreniyoruz. Ankara, İstanbul, Mersin, Antalya, İzmir konserlerinin İtalya’ya kadar uzandığını da program kitapçığından öğreniyoruz.

Bu ilk tanışmanın bende yaratığı izlenimle, bundan sonra başka müzik etkinliklerinde ismini görürsem hemen izleyebilmek için salonda yerimi almağa çalışacağım.

Konserin ikinci bölümündeyse solist olarak Hakan Ali TOKER yer alıyordu. Piyanosunun başına geçtiğinde hep farklı bir Hakan Ali TOKER görmeğe adeta alıştım! Bu denli farklı programlar içinde onu izlemenin de ayrı bir keyfi var.

Nereden başlasam? Şimdi “TANİNİ” CD’sinde onun piyanosu, Bilgin Canaz’ın neyi ve Tahir Aydoğdu’nun kanunu eşliğinde yazımı sürdürüyorum. Bu birlikteliği Ankara Radyosu Stüdyosu’nda da izlemiştim. Yıldız İbrahimova ile olan birlikteliğini, hem Ankara’da hem İstanbul’da Kültür Üniversitesi’nde izledim. İzmir’de piyanosu ile Dilek Türkan’ın tangolarına da eşlik ediyordu. İstanbul’da Nardis’de grubuyla caz serüvenini izledim. Süreyya’da Nazım Hikmet şarkılarındaki katkısıysa ayrı bir güzellik… Sessiz filmleri izlerken, onun piyanosuyla yaptığı doğaçlamalara, o an film ile bütünleşmesine ne demeli? İzleyemediğim daha bir dizi farklı etkinlik; devam edenler ve yenileri… Değişik kentlerde buluşmak da başka bir tat oluyor doğrusu. Tesadüfler: bu kez son anda öğrendiğim bu etkinliğin içinde onun adını görünce, kente yeni gelmiş olmama karşın, yorgunluk bir yana, kendimi Anadolu Üniversitesi’nin Atatürk Kültür Merkezi’nde, yeni bir buluşmanın içinde buldum.
Unutmadan, belirtmeden geçmeyeyim: zaman zaman yaşadığı günlere tanıklık ederken, alanlarda, sokaklarda, onu piyanosuyla olmasa bile, akordeonuyla izlemek de bambaşka.

Dede Efendi’den Rachmaninoff’a uzanan bir çizgide, cazdan fasıla, piyanonun tuşlarında dolaşırken, seslendirme, düzenleme, beste ve doğaçlama serüveni devam ediyor. Perşembe akşamı Eskişehir’de Anadolu Üniversitesi Senfoni Orkestrasıyla olan programı, konserin ikinci yarısındaydı. Bir saate ulaşan Tolga SALMAN’ın bandoneonuyla “Tangolar” yolculuğunda sonra, ikinci yarıda bir saati aşan Hakan Ali TOKER’in programıyla bu kez “Senfonik Fasıl” yolculuğuna çıktık.

Osmanlı’dan günümüze, saraydan boğaz kıyılarına, yıldızların altına, bir nostalji bombardımanı ile karşı karşıya kaldık! Geleneksel bestecilerimizin eserlerinden seçilen bir şarkı demeti, Hakan Ali TOKER’in düzenlemeleri ile yaylılar eşliğinde seslendirildi. Bu seslendirmeye bazen piyanosuyla, bazen de akordeonuyla solist olarak öncülük ederek; doğaçlamayı da ekleyerek, bazen sahnede, bazen salonda, seyircilerin arasında dolaşarak ve seyircilerin de katkılarını sağlayarak, Toker’in elinde şarkılar, o akşam insanları bir sıcaklık yumağının içine çekti.

“Senede bir gün” diye başladı. Zeki Müren’in “Ayrlık Valsi”yle devam etti. “Huysuz ve tatlı bir kadın”ı sahneye taşıdı. “Yıldızların altında”n geçti. “Kimseye etmem şikayet” dedi. “Yine bir gülnihal”i tarihi yeri ve önemini de aktararak günümüze taşıdı. “Bekledim de gelmedin” dedi. Herkese yaşamında beklediklerini ve gelmeyenleri anımsattı. Sonra kendi bestesi “Longa”yla program sona erdi… Alkışlar! Bir bis: yerlerinden kıpırdamıyor insanlar ve bir istekler fırtınası esiyor sahneye. Toker, tüm bu istekleri aynı anda onurlandırıyor ve Ankara’nın Misket Havasını, Selahattin Pınar’ın Bir bahar akşamı’yla, Muzaffer Özpınar’ın ünlü Kahır Mektubu’yla ve Mozart’ın Türk Marşı’yla harmanladığı spontane bir doğaçlama yapıyor! İzleyiciler uzun süre bu akşamın tadını taşıyacaklardır…
Güzel bir programın gerçekleşmesinden sonra, sanatçıları kutlama ve onlarla resim çektirme trafiğinin yoğunluğu da dikkati çekiciydi.

Bu güzel şarkılardan sonra konserin yorgunluğunu gidermek de gerekiyor! Bu denli yoğun, tangolardan sanat müziği şarkılarımıza geçişten sonra, gecenin, bir başka günün ilk saatlerine geçişinde, Eskişehir’in güzel mekanı, “MEZE”nin zengin mutfağında sürdürmek… Bazı orkestra sanatçıları, şef, solistler ve diğer sanatçılarla zenginleşen bir masa… Katılımlarla da genişleyerek sürdü…

Bakalım bundan sonra Hakan Ali TOKER ile buluşmamız hangi kentte ve nasıl bir etkinlikte gerçekleşecek? Sürprizleri de bekleyerek…

______________________

Ankara. 2 Mart 2015. Pazartesi. ismail.bayer1@yahoo.com

BİR CEVAP BIRAK

1 × 1 =