Tanımadığım biriyle birlikte yaşamak zorunda mıyım?

Yunanistan’ın Pandio Üniversitesi Uluslararası Hukuk ve Dış Politika Yardımcı Doçenti Angelos Sirigos, Kıbrıs’ta iki devlet çözümünden yana olduğunu belirterek, “Bilmediğin biri ile neden birlikte yaşamak zorunda olasın?” diyor.

Sirigos, Rum tarafının, önümüzdeki yıllarda başka hidrokarbon yatakları daha bulunmasıyla stratejik konumu güçleneceğinden ve daha güçlü pozisyonda olacağından Kıbrıs müzakerelerinin şimdi başlamasını istemediğini kaydediyor. “Bana göre çözüm, Kıbrıs’ta, her ikisi de Avrupa Birliği’nde olacak iki devlet kurulması olurdu” diyen Sirigos, 2011’den, yani Kıbrıs’ın güneyinde gaz yatakları bulunmasından sonra olguların değiştiğini, Güney’in daha güçlü konuma geldiğini savunuyor. Kıbrıs’ın güneyinde başka yataklar olabileceğini, dolayısıyla bundan emin olmak gerektiğini ifade eden Sirigos, şu anda acele etmemelerini salık veriyor.

Sirigos’un mülakatında en önemli kısım, Rum gençlerinin Kıbrıslı Türklerle birlikte yaşamaya niyetli olmadıkları yönündeki ifadeleri. Şöyle diyor Sirigos: “Kısa süre önce Kıbrıslı üniversite öğrencileriyle konuştum. Kaçının, Kıbrıslı Türklerle aynı devlette birlikte yaşamak istediğini sordum. 50 tanesinden 2 – 3 tanesi elini kaldırdı. Kimler istemiyor diye sorduğumda diğer hepsinin elleri havaya kalktı. Neden diye sorduğumda, ‘istemiyoruz’ cevabını verdiler. Sebep Bosna’dakiyle aynı; Sırp Hırvat’la veya Müslüman’la, onlar da Sırp’la birlikte yaşamak istemiyor. Böylece Bosna devlet olarak başarısız oldu çünkü kimse bu devlete inanmıyor.

Federasyon, Kıbrıs devletinin işleyebilirliğine şartlı çözüm olabilir. Kurumları, mevcut gerçeklere uydurabilecek bir devlete ihtiyaç var. Bakın Lübnan’da neler oldu. Cumhurbaşkanı her zaman Hıristiyan, başbakanı her zaman Müslüman olacağını söyledikleri bir sistem kurdular. Bir an geldi olgular değişti. Çoğunluk Müslüman, değişiklikler istedi ve bir noktada çatışmalar başladı. Yeniden, nüfus oranları ve ağırlıklı oylar öngören, değişikliklere müsaade etmeyen katı bir anayasa oluşturamayız. Şahsen, Kıbrıslı Rumlarla Kıbrıslı Türklerin aynı devlette birlikte yaşayabileceklerine inanmıyorum.”

Kıbrıs toprağında her ikisi de Avrupa Birliği üyesi olacak iki devlet kurulmasını Annan Planı tipi bir çözüme tercih ettiğini ifade eden Yunan akademisyen, hasbelkader aynı ülkede doğan Türk ve çocukların, birbiriyle neden beraber yaşamaları gerektiğini sorarak, “Kendisiyle mecburen birlikte yaşamak için ötekini öğrenmek zorunda olduğum bu hikayeyi sevmiyorum. Ötekiyle yaşamak istemeyebilirim” diyor.

Sirigos’un ifadelerine destek çıkan birçok Kıbrıslı Türk olduğuna emin olmakla birlikte, bu sözler bir Türk’ün ağzından çıktığında algı değişiyor. Aynı kelimeleri Ali-Mehmet- Fatma isimli kişiler kullandığında “faşist, uzlaşmaz, çözüm karşıtı” damgası yemeleri olası.

Belçika’da, İspanya’da, İtalya’da, Kore’de, Saray Bosna’da birçok halk ayrı yönetimler isterken, dili, dini, kültürü farklı iki toplumu bir arada yaşamaya zorlamak akıl işi ve sürdürülebilir değil.

Sözün özü, çözüme iki tarafın da ihtiyacı var. Kıbrıs Türkü artık bu belirsizlikten kurtulup, dünyayla bütünleşmek istiyor. Ticari ambargoların kalkmasını, ülkesinden direk gideceği ülkeye uçabilmek istiyor. Ne var ki çözüm, gerçekten de sözlük anlamındaki gibi çözüm olmalı, sorunları çözmeli, yeni ve daha büyük sorunlar getirmemeli…

50 öğrencinin içinden “Türklerle yaşayabilirim” diyen 2-3 kişi çıkıyorsa bunun sonuçlarını iyi hesap etmek, Rumların bu reddine karşın bizdeki bazı kişilerin illaki birleşik Kıbrıs-ortak yaşam diye kendilerini paralama sebebini iyi araştırmak gerekiyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

15 + 11 =