Tarih; ilkleri yaşarken tekerrür mü eder?

Susurluk davasına konu olan yıllarda yapılan operasyonlar ve sonuçlarını yeniden düşündüm, acaba dedim kendi kendime; tarih tekerrür mü ediyor? Özneler değişik ama uygulama ve yapılanları düşününce karbon kağıdından geçmiş gibi.
Denenmiş operasyonları tekrar deniyorlar ama biryandan da geçmiş ile yüzleşmek adına bir takım soruşturmalarda / davalar da bu arada sürüyor. O dönemde yapılanları demektir ki başarılı görüyorlar ki, yeniden benzer bir senaryo yeniden uygulamaya konuluyor.
Susurluk davasına konu olan yıllarda “ilk kadın” başbakanımız yönetimdeydi. Onun emrini şak diye yerine getiren bir genelkurmay başkanı, emniyetin “ağır topları” o dönemde her şeyi yapacak konumdaydı. Birde bugün varlığı kabul edilmeyen JİTEM ve onun gözü kara yöneticileri de henüz sağ idi.
Mahkemelerde JİTEM henüz kabul görmüş değil ama fiili ve anılar içinde varlığını devam ettiriyor. PKK ile savaşan özel ve seçilmiş birlikler, o dönemde “Dağ Türkçesi” ile konuşan, yetiştirilmiş ve her şartta ayakta kalacak elemanlardan oluşturulmuştu. Dağ Türkçesi konuşan elemanlar; köylere baskınlar düzenleyip, PKK kıyafetleri ile önce propaganda yapıp, ardından kendi kimlikleri ile gelip o propagandaya sıcak bakanlara “bok yedirildiği” günlerdi. Yine o dönemde “bir liste” elden ele dolaştırılıyor ve “Kürt” olduğu söylenen işadamlarına, gazete dağıtıcılarına, muhabirlere yönelik suikastlar, saldırılar oluyordu.
Liste bir kere ele düştün mü artık gereği yerine getirilmesi gereklidir. O listede olduğunu düşünenler; ellerindeki olanaklar ile karar verenlerin kapsını arşınlıyor ve listeden isimlerinin çıkması için tüm mal varlıklarını ortaya koyuyorlardı.
Gerçekten dilden dile dolaşan, bizim görmediğimiz ama duyduğumuz o listede neler ve kimlerin isimleri vardı?
Sonuçta bir liste olduğu yaşanan ölümler ile hayatta karşılığını bulmuştu. Görevlerini yerine getirmek isteyenler için elde liste olması büyük kolaylıktır, çünkü ele verilen liste emir olarak kabul edilir ve gereği yerine getirilmesi zorunludur. Bu işin yasal olup olmadığı, prosedüre uyup uymadığı önemli değildir, emir verenler sonucunu elbette biliyorlardır.
Bugünlerde operasyonlar öncesi bir liste lafı ortaya atıldı. O dönemdeki gibi listede isimler alt alta sıralanmış, öncelik sırasına göre işlemler yapılmasının gereği uygun görülmüş. Sırası ile listedekilerin üstleri çizilmekte, uygun olan işlem, listeyi elinde bulunduran tarafından yerine getirilmiş olmakta olduğu anlaşılmaktadır. Bugünlerde yaşanan tutuklama operasyonları sözü edilen listenin varlığını kanıtlamaktadır.
Devlet içinde devlet olduğu kabul edilen bir yapılanmanın her meslek grubundan, her katmandan insanı içine alacağı beklentisi boşuna değildir. Çünkü devlet içinde devlet olduğu söylenen yapının devlet tarafından tek elden yok edilmesi gerekli olduğuna inanılmaktadır.
Susurluk kazası sonrası yaşananlarda da aynı mantık ile karşılaşırsınız. “Devlet için kurşun atan kahramandır” ve “bir çakıl taşı vermemek için her şey mubahtır”. Devletin bekası için gerekli olan işlemler yerine getirilmiştir.
O gün Türkiye tarihi içinde bir ilk yaşanıyordu, ilk kadın başbakan görevinin başında “Demir Leydi” konumunda sözünün arkasında, kendisinden istenen bütün operasyonlara gözü kapalı “evet” diyen biriydi. Bir çakıl taşı vermemek için binlerce insanın hayatına da mal olsa program yerine getirilecekti. Çakıl taşı vermedik ama Avrupa Birliği ile özel bir anlaşma yaparak gümrük kapılarımızın bir bölümü serbest ticaret için yeniden düzenlenmişti. Gümrük Birliği ile ağır sanayi fabrikalarımız el değiştirileceği günlerin kapısını açılmıştı, bugün o farikaların kapısı dahi yoktur, yıkılmış duvarlar altında geçmişin hayali oralarda hala durmaktadır.
Bugün “demir leydi’ye” danışmanlık yapan, konuşma metnini yazanlar bugünde görevlerinin başındalar ve yine aynı konumda olmasalar da akıl vermeye ve “yandaş medya” içinde konumlarını korumaktalar, var olan hükümete karşı yapılacak eleştirilere karşı akıl vermeye devam ediyorlar.
Bugünde bir ilk yaşanıyor, cumhuriyet tarihinde en uzun süre iktidarda kalan bir başbakan vardır. İlklerin yaşandığı süreçte tarih tekerrür mü ediyor?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

five + two =