Tarihin üstüne enerji santralleri kurulacak!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Kültür ve Turizm Bakanlığı, sesiz sedasız binlerce arkeolojik sit alanında enerji üretiminin önünü açtı…
 
Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlı Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu’nun aldığı kararla, I. ve II. derece arkeolojik sit alanlarında güneş enerjisi santralları kurulmasının önü açıldı. 18 Ocak’ta Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ilke kararına göre, bilimsel kazı planlanmayan arkeolojik sit alanlarında bağlı olduğu koruma bölge kurulunun görüşü alındıktan sonra ilgili müze müdürlüklerinin denetiminde enerji santrali kurulabilecek. Daha önce bu alanların kullanımına ilişkin geçerli olan 658 Sayılı İlke Kararında I. ve II. derece arkeolojik sit alanları bilimsel kazılar dışında aynen korunacak alanlar olarak belirlenirken her hangi bir yapılaşma izni de verilmiyordu.
 
Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu, 29 Aralık 2016 tarihinde gerçekleşen toplantısında tartışmalı bir karara imza attı. Koruma Yüksek Kurulu’nun aldığı 662 nolu ilke kararına göre, I. ve II. derece arkeolojik sit alanlarında güneş enerjisi santralleri (RES) kurulabilmesinin önü açıldı.
KAZI YAPILMAYAN ARKEOLOJİK SİTLERDE SANTRAL KURULABİLECEK
18 Ocak 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren ilke kararında gerekçe olarak ise yenilenebilir enerji kaynaklarının verimli kullanılması gösterilerek, “Güneş enerji santrallerinin höyük, tümülüs ve bakanlıkça düzenlenmiş ziyarete açık ören yerleri ile bilimsel kazı yapılan sitlerde kurulamayacağına, bunun dışındaki sit alanlarında ise Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın alanda bilimsel kazı planlanmadığına ilişkin görüşü alındıktan sonra koruma bölge kurulunun görüşüyle kurulabileceği” belirtildi.
‘ZARAR VERMEDEN’ YAPILAŞMA VE ENERJİ NAKİL HATLARINA İZİN ÇIKTI
Güneş enerji santrallerinin, yüzeyde taşınmaz kültür varlığı bulunmayan sitlerde kurulabileceği bilgisine yer verilen Koruma Yüksek Kurulu kararında, “İhtiyaç duyulan dolgu uygulamalarının, güneş enerji panellerinin yerleştirilmesinin, her türlü kablolama işleminin, enerji nakil hatlarının ve yapılacak diğer uygulamaların kültür varlıklarına (kültür katmanlarına) zarar vermeden yapılabileceğine, tesis sahiplerince güneş enerji santrallerinin bulunduğu alandaki kültür varlıklarının korunmasının sağlanmasına” karar verildiği belirtildi.
‘SANTRALIN ÖMRÜ DOLUNCA SİT ESKİ HALİNE GETİRİLECEK’ DENİLİYOR
Güneş enerji santrallerine ilişkin uygulamaların ilgili müze müdürlüğü denetiminde gerçekleştirileceği kaydedilen kararda, “Güneş enerji santrallerinin faaliyeti süresince ilgili müze müdürlüğünce altı aylık periyotlar ile alanın incelenmesine, aykırı uygulamanın bulunması veya arkeolojik alana zarar verilmesinin tespit edilmesi durumunda aykırı uygulamanın durdurulmasına ve konunun değerlendirilmek üzere ilgili koruma bölge kuruluna iletilmesine, Güneş enerji santrallerinin süresini tamamlaması sonrasında tesis sahiplerince ilgili müze müdürlüğü denetiminde kaldırılmasına ve alanın eski haline getirildiğine dair teknik raporun hazırlanarak ilgili koruma bölge kurulu müdürlüğüne iletilmesine, Güneş enerji santrali yapılan arkeolojik sitlerde yapılacak her türlü uygulama öncesi ilgili koruma bölge kurulundan izin alınmasına karar verildi” ifadelerine yer verildi.
KORUMA KURULLARINA AĞIR SORUMLULUK GELİYOR
Koruma Yüksek Kurulu ayrıca 1999 yılında alınan 658 sayılı ilke kararında yer verilen, kazı başkanlığı görüşlerinin geç iletilmesinden dolayı uygulamada sorunlara neden olduğu belirtilen 3. Maddeyi yeniden değerlendirerek, söz konusu maddenin ilgili bölümünü şu şekilde yeniden düzenledi: “Bu alanlarda, belediyesince veya valilikçe inşaat izni verilmeden önce, ilgili müze müdürlüğü uzmanları tarafından sondaj kazısı gerçekleştirilerek, sondaj sonuçlarına ilişkin raporun, kültür varlığının bulunması halinde varsa kazı başkanının görüşleriyle birlikte müze müdürlüğünce koruma kuruluna iletilip kurul kararı alındıktan sonra uygulamaya geçilebileceğine.”
 
ÖNCEKİ KARAR YAPILAŞMA İZNİ VERMİYORDU
1999’da alınan ilke kararında, I. ve II. derece arkeolojik sit alanları bilimsel kazıların dışında aynen korunması gereken alanlar olarak belirlenmişti. Ayrıca bu alanlarda yapılaşma ve inşaat faaliyetine izin verilmiyordu.
13947 TANE ARKEOLOJİK SİT ALANINA SAHİBİZ
Dünyanın en fazla ören yerine sahip coğrafyalarının başında gelen Türkiye’de toplam 13947 arkeolojik sit alanı bulunuyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı verilerine göre Anadolu’nun zengin kültür mirasını korumayı amaçlayan arkeolojik sit alanlarının 9.380’i birinci, 639’u ikinci, 1.427’si de 3. derece olarak belirlenmiş. 1530 karma dereceye sahip arkeolojik sit alanı bulunurken ayrıca 971 tane de derecelendirme çalışması devam eden korunan alan bulunuyor. Söz konusu sit alanlarının çok büyük bir bölümnünde ise arkeolojik kazı yapılmıyor.
 
EN ÇOK GÜNEŞ ALAN İLLER EN FAZLA SİT ALANINA SAHİP
Türkiye’nin en fazla güneş alan Antalya, Muğla, İzmir, Adana, Mersin ve Konya gibi kentlerinin aynı zamanda en fazla arkeolojik sit alanına sahip olması ise alınan kararın kültür mirasına yönelik nasıl bir tehdit içerdiğini de gözler önüne seriyor.
 
MUĞLA, KONYA VE ANTALYA ÖNDE
Türkiye’de arkeolojik sit alanı sayısı bakımından en fazla korunan Alana sahip kenti olan Muğla’da 799, Konya’da 773, Antalya’da 727, Şanlıurfa’da 621, İzmir’de 548, Ankara’da 506, Mersin’de 496, Eskişehir’de 487, Afyonkarahisar’da 377, Kayseri’de 378, Hatay’da 362, Adana’da 340, Diyarbakır’da 285, Amasya’da 235, Isparta’da ise 209 arkeolojik sit alanı bulunuyor.
 
ENERJİ BAKANLIĞI KAPASİTEYİ ARTIRMAYI HEDEFLİYOR
2016 verilerine göre Türkiye’de lisanslı ve lisanssız olarak 861 güneş enerjisi santralı bulunuyor. Ancak Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı mevcut olan 660,2 MW olan kurulu güç kapasitesini 2023’e kadar yaklaşık 5 kat artırarak 3 bin MW’a çıkarmayı hedefliyor.
KAMUOYUNUN TEMİZ ENERJİYE VERDİĞİ DESTEK CEZALANDIRILIYOR
Kamuoyunda yenilenebilir enerji kaynaklarının kullanımına yönelik ortaya çıkan olumlu destek ve beklentilerin, korunan alanları üretim üssü olarak seçilmesiyle hayal kırıklığına yol açması kaçınılmaz görünüyor.
Fotoğraflar: Yusuf Yavuz (Henüz arkeolojik kazı yapılmayan arkeolojik sit alanlarından bazı örnekler)
Önceki haberYaşamın başkanı olur mu?
Sonraki haberHaluk Şahin: Çok ciddi endişelerim var
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

19 − two =