Tarihte zorun rolü

Hemen başlangıçta söyleyeyim, yumurta savaşları nedeniyle geldim bu başlığa. Bir yandan yumurtanın ‘’şiddeti’’ üzerinden mevcut düzenin şiddetini meşrulaştırmaya çalışanların düştüğü durum, diğer yandan basınımızın yumurtanın şiddetine ayırdığı yer ve zaman ile, polis şiddeti nedeniyle çocuğunu düşürmüş bir genç kıza ayıramadığı yer ve zaman neden oldu bu başlığa. Zorla hesaplaşmak neden bu kadar zor ?
Bizim kuşağımız tarihte zorun rolü üzerine ve bu rolü olumlayan hatta bunun toplumların gelişmesi için zorunlu olduğunu öneren kitaplar okuyarak bugünlere geldi. 18 – 20 yaşımızda önümüzde bütün bir insanlık tarihinin zora dayalı gelişiminin en felsefi ve sofistike çalışmaları varken, hele de bunu Darwin’in o büyüleyici Türlerin Kökeni ile Engels’in, Ailenin, Özel Mülkiyetin ve Devletin Kökeni ve Doğanın Diyalektiği gibi hala sarsılamayan yapıtları ile öğrenmiş iken ve günlük yaşamımızda dört bir yanımız bir şiddet sarmalı ile sarmalanmış bir halde iken, zoru sorgulamamız gerçekten zordu. (Bu anlamda 12 Eylül rejiminin işlediği ilk cinayetin İlhan Erdost cinayeti olması bir tesadüf değildir. )
Zor konusu, hem çok çetrefilli hem de bir köşe yazısı çerçevesinde içinden çıkılası değil. Bu konuda söyleyebileceğim şeylerin hep sınırlı olacağının bilincinde olsam da , her vesileyle kafamda evirip çevirmeden edemediğim konulardan biriydi bu. Konuyla ilgili çok şey söyleyemeyişimin nedeni ise malum, konunun belki de bir ömür gerektirecek ciddiyette bir çaba ve formasyon gerektiriyor olması.
Yine de, yakın geçmişimizde sol hareketlerin tarihte zorun rolüne yaptıkları güzellemelere bakacak olursak, sap ve samanın da sık sık birbirine karışmış olduğunu görmemiz mümkün. Şöyle ki, Marksizmde zorun rolü açıklanırken (meşrulaştırılırken) üç şeye başvuruluyordu, tarih, doğa ve sınıf mücadelesi. Daha sonra zora yapılan güzellemeye (Marksizmin bir devamı olarak, Leninizmi kabul edenlerce ) ulusal kurtuluş mücadeleleri de dahil edildi. Hele ülkemizde, 17 Ekim Devriminin hemen ardından gelen Jakobenist kadro hareketinin (sonradan Kemalizm olarak adlandırılan hareketin) başarısı ve bu hareketi Bolşeviklerin de, maddi ve manevi olarak desteklemiş olmaları ve bu hareketin geçen yıllar içinde resmi ideolojiye dönüşen , kurucu ideolojisi (ki buna ideoloji denirse) nedeniyle solumuzun, zora güzelleme yapması hiç de zor olmadı.
Bu konuda sadece Türkiye solu değil, sağı ve elbette hakim ideoloji de son derece günahkar. Burada kastım, sadece MHP ve geçmişi değil, aynı zamanda kurucu-resmi ideoloji ,dolayısıyla Devlet. Sadece bu mu, bütün bu düzenin dış destekçileri de (başta ABD olmak üzere tüm batı dünyası ) buna dahil. Yani o pek övünülesi Batı Demokrasileri nin temelinde de hala zor yatmaktadır ve bu zor kendi halkına karşı olmaktan ziyade küreselleşmiş zordur artık. Bkz. Irak ve Afganistan. Bu işgaller zor kullanarak politika yapmak değilse nedir ? Sonuç olarak solun hala haklı olduğu çok temel bir şey var ve buna göre var olan bütün düzenler varlıklarını zora dayanarak ve zorla sürdürürler. Ve her ne kadar bütün dünyanın gözünün içine baka baka hala pervazsızca demokrasiden ve politikada şiddet kullanmanın yanlışlığından bahsedebiliyorlar olsalar da, karşı oldukları şiddet, sadece kendilerine karşı kullanılan şiddettir. Kendi orantısız güçlerini görmezden gelmemizi isterler. ( Bir yerlerden tanıdık gelmiyor mu bu ?)
Ülkemiz özelinde ise bu dünyanın ( Batı dünyası )samimiyetsizliğine en yeni örnek, Erbakan’dan çıkan belge oldu. Meğer 28 Şubatı’da Erbakan hükümetinden kurtulmak için askerlere bunlar tavsiye etmiş. Yarın başlayacak Balyoz ve ardından gelen irili ufaklı bir sürü darbe plan ve çalışmasının cesaretini nereden aldıkları da açığa çıkmış oluyor bu şekilde. Görünen o ki, bu planları yapanlar hep o güvendikleri ve destek aldıkları müttefikleri tarafından satılmışlar bu kez.
Olanın bitenin özeti kısaca bu.
Ey buraya kadar dişini sıkabilen sevgili okuyucu !!!
Balyoz, yumurta, Erbakan, Marksizm, Jacobenizm, Kapitalizm, Bolşevikler vb. bütün bu karmaşanın nedeni benim kafa karışıklığım değil, inan. Beni bu karmaşanın içine itenler utansın!
Her şeye rağmen bütün bu karmaşanın kıssasından bir hisse çıkarmam gerekirse ; benim naçizane varabildiğim nokta şu olabiliyor ancak.
Bütün bu tarihsel olarak temellendirilmiş , sofistike zor teorisinin en önemli açmazı şu. Kapitalizm tüm adaletsizliğine rağmen toplumların ‘’ doğal ‘’ ( her ne demekse bu) gelişimi ile Kapitalizm oldu. Kimse oturup önce kitabını yazmadı Kapitalizmin. Sosyalizmin ve sosyalistlerin en büyük sorunu da burada bence. Önce kitap yazıldı ve hayat bir türlü yazılan kitaba uydurulamadı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.