Tarımdaki yangını söndürecek kanun teklifi mecliste!

YUSUF YAVUZ / AÇIK GAZETE – Tohum pazarının yüzde 70’i yabancı firmaların elinde bulunurken yerel tohumlarla üretimin teşvik edilmesi için kanun teklifi hazırlanarak Meclise sunuldu…

Yıllardır uygulanan hatalı tarım politikaları yüzünden dünyada söz sahibi olduğu bir çok üründe net ithalatçı konumuna düşen Türkiye’de tohum sektörünün de yüzde 70’inin yabancıların elinde olduğu ortaya çıktı. Hükümet, ithalat ve tanzim satış üniteleriyle tarımdaki yangını söndürmeye çalışarak geçici çözümler uygularken TBMM’ne sunulan yeni bir kanun teklifi, mevcuttaki tohumculuk kanununda köklü değişiklikler öneriyor. İyi Parti Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş’un hazırladığı ‘Tohum Kanununda Değişiklik Yapılmasına İlişkin Kanun Teklifi’, küresel tohum tekellerine mahkûm edilen üreticilerin yerel tohum kullanımı konusunda özendirecek düzenlemeler talep ediyor.

YEREL TOHUMLARIN GELECEĞİ İÇİN KANUN TEKLİFİ HAZIRLANDI

İyi Parti Konya Milletvekili Fahrettin Yokuş, Türk tarımının kanayan yaralarından biri olan tohumculuk konusunda yeni bir kanun teklifi hazırlayarak TBMM’ne sundu. Beş maddelik kanun teklifinde, atalık tohumların mevcut kanunun yarattığı piyasa şartlarından istisna tutulması, üretim, denetim ve sertifikasyon konusunda Türkiye Tohumcular Birliği’nin yetkilendirilmesinin önüne geçilmesi ve yerli tohumculuğun desteklenmesi gibi öneriler de yer alıyor.

‘TOHUM PİYASASI KÜRESEL FİRMALARIN KONTROLÜNE BIRAKILDI’

2006 yılında yürürlüğe giren ‘5553 sayılı Tohumculuk Kanunu’ ile tohum piyasasının küresel tohum tekelleri ile onların denetimindeki yerli temsilcilerin kontrollerine bırakıldığına dikkat çekilen kanun teklifinin gerekçe bölümünde şu ifadelere yer verildi: “Anadolu’nun zengin biyolojik çeşitliliğini yansıtan yerel ata tohumlarının satışı, sertifikalı olma şartı nedeniyle yasaklanmıştır. Kanun, tohum piyasasındaki denetim ve sertifikalandırma yetkisini Türkiye Tohumcular Birliği’ne vermiştir. Küresel endüstriyel yapının ‘modern, bilimsel üretim’ adına dayattığı bu sistemde hibrit tohumu özendirmesi ve teşvikiyle tohumculuk piyasası ticari firmaların kontrolü ve tahakkümü altına girmiştir.

YEREL TOHUMA YASAK GELDİ, ÜRETİCİLER YASAYA KARŞI TARIMI KORUDU

Ülkemizde uygulanan tarım politikaları sonucunda ekonomi sürdürülebilir olmaktan çıkmış, arzın talebi karşılayamaması, hibrit tohum dayatmasını getirmiştir. İthal tohumlar, ilaç ve gübreler neticesinde tarımsal girdilerin maliyeti artmıştır. Ürün yetiştirmek için her yıl sertifikalı tohum satın almak zorunda kalan üreticilerin bir kısmı bu çarkın dışına çıkabilmek için, Tohumculuk Kanunu ile üretim dışına itilen, besin değeri yüksek ve sağlıklı atalık tohumları yaşatabilmek adına başta Ege ve Akdeniz bölgeleri olmak üzere birçok kentte tohum takası etkinlikleri yapmaya başlamıştır. Böylece sertifikasız yerel tohumların ticari satışına yasaklama getiren, para ve hapis cezaları yaptırımı öngören tohumculuk kanununun mağdur ettiği üreticiler, binlerce yıllık tarım kültürünü yasaya karşı koruma çabası içine girmiştir.”

YERLİ ÜRETİM DIŞLANDI, PAZAR YÜZDE 70 YABANCILARIN ELİNE GEÇTİ

Yerel ve milli olan binlerce yıllık tarımsal üretim modelinin dışlanarak bunu yerine İsrail, Holanda, İspanya, Fransa, ABD ve Kanada gibi tarımsal teknolojide küresel ölçekte söz sahibi olan ülkelerin tekelindeki, bir kısmı da GDO’lu olan hibrit tohumların ikame edildiği vurgulanan kanun teklifinin gerekçesinde, Türkiye’deki tohumculuk pazarına ilişkin de şu bilgilere yer verildi: “Türkiye’deki tohumculuk pazarının 750 milyon dolarlık bir hacme ulaşmıştır. Bu pazarın 150 milyon doları sebze, 600 milyon doları tarla bitkileri tohumlarından oluşmaktadır. Ülkemizde kullanılan tohumların önemli bir kısmı yabancı menşeilidir. Örneğin mısırda yüzde 95, pamukta yüzde 80, soyada yüzde 80, sebzede yüzde 75, patateste yüzde 95, ayçiçeğinde yüzde 82, buğdayda yüzde 5 oranlarında yabancı menşeili tohum kullanılmaktadır. Netice itibariyle Türkiye’de tohumculuk pazarının yüzde 70’i yabancı firmalara aittir.

YEREL TOHUMLAR DESTEKSİZ BIRAKILDI

Bakanlar Kurulu’nun 2018 yılında yapılacak tarımsal destekler için aldığı karar, 1 Ocak 2018 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere 26 Şubat’ta Resmi Gazete’de yayınlarak yürürlüğe girmiştir. Çiftçi Kayıt Sistemine (ÇKS) kayıtlı yaklaşık 2 milyon 700 bin üretici sadece sertifikalı tohumlar tarımsal destekten yararlanabileceği şekilde kapsarken, yerel tohumlar ise destek kapsamı dışında tutulmuştur. Sertifikalı tohum kullanımının desteklenip, sertifikasız tohum kullanmayanların desteklenmemesi doğru bir karar değildir. Bu uygulamalar ve destekler ne yazık ki ülkemizi tarım konusunda dışa bağımlılıktan kurtarmayan ve üretimi teşvik etmekten uzaktır.

‘YEREL ÇEŞİTLER DOĞAL SERVETTİR, ÖZEL MÜLKİYETE KONU EDİLEMEZ’

Yerel tohumların bir ülkenin hazinesi niteliğinde olduğunun altı çizilen gerekçe bölümünde, biyoçeşitliliği koruma, geliştirme ve kayıt altına alma işininöncelikle kamunun sorumluluğunda olması gerektiği kaydedilerek şu ifadelere yer verildi: “Tek tip tohumların kullanımı, biyoçeşitliliğin azalması, tarımda hastalık ve zararlıların artması, tarım ilaçlarının daha çok kullanılması anlamına da gelebilmektedir. İklim değişikliğinin etkilerine ve kuraklığa dayanıklı yerel türlerin önemi yadsınamaz. Anayasamızın 168. Maddesine göre tabii servetler ve kaynaklar devletin hüküm ve tasarrufu altındadır. Yönetmelikte tanımlanan ‘yerel çeşit’ kavramı Anayasamızda 168. Maddede tanımlandığı biçimiyle tabii servet niteliğindedir. Tabii servetlerin özel mülkiyete konu edilmesi mümkün değildir.

HİBRİT TOHUM YERİNE ATALIK TOHUMLAR ÖZENDİRİLMELİ

Türkiye tarımda kendi kendine yetebilmek ve sağlıklı tohumlar üretebilmek adına, tohum hakkına saygı duymalı, korumalı ve sürdürülebilirliğini sağlamalıdır. Çiftçilerin ata tohum sistemlerini desteklemeli, köylü tohumlarının kullanımı ve tarımsal biyoçeşitliliği teşvik etmelidir. Türk tarımında firmalar, çiftçi ve köylüler hibrit tohum yerine ata tohumu üretimine ve kullanımına özendirilmelidir.”

 

Önceki haberYerel tohumun direnişi kooperatifle sürecek!
Sonraki haberSuriye’ye tonu 80 dolara patates satıp 240 dolardan geri aldık!
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.