Tarımsal eğitimde yeni paradigma

10 Ocak 1846 yılında İstanbul-Ayamama Çiftliği’nde Ziraat Mekteb-i Aliyesi öğretimi başladığından bu yana tam 163 yıl geçti.  Her yıl dönümünde Ziraat Fakültelerimizde fakülte ve Ziraat Mühendisleri odaları ortaklaşa törenler düzenle, genelde konuya hâkim bir hocamız davet edilir ve konunun önemi işlenir, törenler, plaketler verilir.  Dünyada tarım önem kazanmasına karşın, her geçen gün ülkemizde tarım ve tarımsal eğitimin sorunları artmaktadır. Üniversite ortamı gibi her konun enine boyuna tartışılması, çözüm önerilerinin analitik boyuta işlenmesi artık kaçınılmaz niteliktedir. Ancak son yıllarda üniversitelerimizde gördüğümüz genel işleyiş, sorunları ve nedenlerini çok fazla eleştirel bir bakış açısı kritik edilmeden geçiştirilmesidir. Günümüz bilim ve teknoloji çağında nitelikli eğitim yapmak ulusların geleceğinde öncü olmanın birini nedenidir. Bu nedenle Tarım Haftası olarak kutlanmakta olduğumuz bu dönemde tarıma ve tarımsal yükseköğretimin sorunlarını ve çözüm önerilerini tartışmak ve sağlıklı çıkış yolları bulmak zorundayız. Aksi takdirde tarımda da ileride daha ciddi sorunlar yaşamak zorunda kalırız.


Sorun kâğıt üstünde fazla makale yapmak, proje üretmek değil, sorunda dayalı çözüm üretmek ve bilimsel bilgi üretmektir. Onun için yeni bir paradigma değişimine ihtiyaç duyulmaktadır.


Tarımsal Öğretimin 163 Yıldönümünde Tarım Eğitimi Yeniden Tartışmaya Açılmalıdır


Öğrenciliğimden bu yana sürekli tarım eğitiminin yetersizliği hocalarımız tarafından işlenmektedir. Son on yılda üç kez değişen tarım eğitimi son olarak yine Tarım-Orman ve Su Ürünleri Eğitim Konseyi tarafından yeniden değiştirildi. Tabii hemen belirtelim ki bunun mağdurları öncelikle öğrencilerimizidir. Şu anda son öğrenci affı ile gelen öğrenciler ile beraber üç farklı programdan mezun olmuş öğrenci bulunmaktadır. 10 Ocak 1846 yılında başlayan Ziraat eğitimi başlangıcından bu yana ülkemize çok değerli mühendisler kazandırmıştır. Saygın meslek yakın geçmişe kadar en çok işsizleri olan ve boş gezen ziraat mühendisleri dernekleri ile örnek gösterilirken son yıllarda tarımın yeniden ön saflara geçmesi ile tarım eğitimi ilgi görmeye başladı. Kaldı ki önümüzdeki dönemde AB sürecinde en çok konuşulacak konuların başında yine tarım ve tarım eğitimi gelecektir. Tarım eğitiminin yeniden önem kazanmaya başladığı bu dönemde çağına uygun, bilgi donanımının istenilen düzeyde sağlanması için tarım eğitimi yeniden tartışmaya açılmalı ve yaparak öğrenme veya probleme dayalı eğitim modeline geçmelidir.


Tarımsal Öğretim Üretim Tarzına Uygun Yapılmalıdır


Tarımın artık geleneksel yöntemler yerine endüstriyel ve ekolojik tarıma yönelmesi ile tarım eğitimi yeniden bir kez daha önem kazanmaktadır. Kısal kalkınma, hayvancılık, bitkisel üretim, tarımsal biyoteknoloji ve tarımsal bilişim teknolojileri, hastalık ve zararlılar, toprak su kaynaklarının korunması, beslenme ve gıda ürünlerinin değerlendirilmesinden toplum sağlığına kadar bir çok alanda temel bilimlerin uygulamalı alanını oluşturan tarım eğitiminin artık klasik eğitim sistemi ile yapılması çağın ihtiyaç duyduğu ziraat mühendisliğine cevap verememektedir. Tarım eğitiminin fakültelerin bulunduğu bölgenin coğrafi koşularına uygun olarak özerk üniversite eksine oturtularak yeniden düzenlenmesi gerekir.


Yaparak Öğrenme Sistemine Geçmeliyiz


Tarım gibi doğal laboratuarda konuların teorik olarak işlenmesi yerine yaparak öğrenme veya probleme dayalı öğrenme sistemine geçilmesi artık kaçınılmaz olmuştur. Günümüz üniversitelerinde probleme dayalı öğrenme sistemine geçilmesi ile geleceğin ziraat mühendislerinin yeteneklerini daha rahat sergilemesi ve sorunları daha rahat çözmesi sağlanabilir. Ağırlıklı olarak derslerin öğretim üyelerinin denetim ve gözetiminde yerinde yaparak, sorgulayarak ve eksilerini kütüphanede öğrenerek bilgiye erişmesi sağlanacak sisteme geçilmesi artık zorunluluk arz etmektedir.


Ziraat Eğitim Anabilim Dalı Açılmalı


Günümüzde tarımın yeniden önem kazanması ve tarım ürünlerinin çeşitlenmesi, kırsaldaki insanların yerinde tutulması, tarım ürünlerinin doğa ve insan yararına ekolojik değerleri kaybetmeden üretilmesi üretilen ürünlerin katma değerinin yükseltilmesi konularında günün koşullarına göre nasıl bir eğitim verilmesinin tartışılması ve buna uygun eğitimlerin verilmesi, öğretim üyelerinin sürekli kendilerini yenilemeleri için Tıp biliminde olduğu gibi Tarım biliminde de artık Ziraat Eğitim Anabilim Dalının açılması kaçınılmaz olmuştur. Bu konuda Prof. Dr. Osman Gökçe hocanın CBT dergisinin 1137 sayısında önerdiği Ziraat Yükseköğretimi ve Eğitimi Anabilim Dalı açılmalıdır.


Dört yıllık Eğitim Yetersiz, 3+2 Sitemine Geçilmelidir


Ayrıca tarım eğitimi alanın genişliği ve konuların farklılığı nedeniyle 4 yıllık eğitim yetersiz kalmaktadır. Genel bir tarım bilimi bilgisi eğitimi üzerine ilgi alanında derinlemesine eğitimin verilmesi için 4 yılın yetersizliği uzun zamandır gerek öğrenciler ve gerekse konuyu yakından izleyen öğretim üyeleri tarafından fark edilmektedir. Bu bağlamda T tipi bir eğitim ve öğretimin sağlanması modeline geçilmesi için en az 5 yıllık bir eğitme geçilmesi gerekir. Bir çok ülkede olduğu gibi 3+2 sitemine artık geçilmeli ve bunun iç dinamiği her fakültenin içinde bulunduğu ekolojik ve sosyal koşullara göre özerklik ekseninde ele alınmalıdır.


Ayrıca bilgi çağında bir taraftan ekolojik tarım (organik tarım) ürünlerine olan gereksinim artarken, diğer taraftan artan nüfus yoğunluğunu besleyebilmek için tarım teknolojileri ve Tarımsal Bilişim metotları da yaygın olarak öğretilmektedir. Günümüzde iletişim teknolojilere uygun olarak tarım biliminin bilişim teknolojileri alanında gerekli eğitim ve alt yapı olanakları çerçevesinde yeniden güçlendirilmelidir. Tarımda inovasyon ve bilişim teknolojileri en ileri düzeyde eğitimin bir parçası olarak geleceğin yaratıcı mühendisleri yetiştirilmelidir. Diğer genel bilgiler artık ziraat teknisyenlik okullarında öğretilmelidir.


Ziraat Mühendisine Değil Ziraat Teknisyenine İhtiyaç Duyulmaktadır


Son yıllarda tarımın ihtiyaç duyduğu elemanlar ziraat mühendisi değil Ziraat teknisyenleridir. Tarım Bakanlığına bağlı Ziraat Liseleri çoğunlukla kapatıldığı için sektörün ihtiyaç duyduğu ara elemanları bulmakta zorluk çekilmesine karşın halen belli disiplinlerde işsiz ziraat mühendisleri olmaktadır. Çoğu alanda da ziraat teknisyeninin yapacağı iş ziraat Mühendisine yaptırılmaktadır. Bu bağlamda yeni açılan üniversitelerde Ziraat Fakültesi açmak yerine, ülkenin en çok ihtiyacı olan ziraat teknikeri ve Ziraat meslek yüksek okullarının açılması daha yararlı olacaktır.


İkinci Öğretim Yerine Kaliteli Eğitim Verilmedir


Geçmişte ölçüsüzce açılan ziraat fakültelerinin çoğunda yeterli öğretim üyesi bulunmamasına karşın, maaşların yetersizliği başta olmak üzere ek ders kaygısı nedeniyle açılan ikinci öğretimde tarım mühendisliğinde kalitenin düşmesine neden olmuştur.


Tarım eğitimi bulunduğu bölgesel sorunlara yönelik araştırma yapmaya ve sorun çözmeye dayalı yapılmalıdır. Bertrand Russel’ın sözü örnek verilebilir: “Herhangi bir çiftçinin turpu gür çıkmadıysa, Wisconsin Üniversitesi yönetimi profesörü gönderir, inceleme yaptırır ve konu ile ilgili bilimsel izah alır.” ifadesindeki gibi fakültelerin bulunduğu bölgenin sorunlarını çözecek araştırma yanında bu sorunları aşabilecek bilgi birikimine uygun eğitim alabilmelidirler. Bu da ancak özerk üniversite ortamında fakültelerin tüzel kişiliklerinin sağlanması ile sağlanmaktır.


Öğretim Üyesi ve Yardımcılarının Maaşları ve Özlük Hakları İyileştirmelidir


Bütün bu nedenlerden dolayı yeni ziraat fakültelerinin açılmasının sonlandırılması gerekir. İkinci eğitimin tarım gibi doğaya bağımlı öğretim alanlarında sınırlandırılması gerekir. Tabii bütün bunların yapılması ve kaliteli bir eğitim için, bütün bilim disiplinlerin kapsayacak şekilde öğretim üye ve yardımcıları ile üniversite çalışanlarının özlük hakları ve maaşlarının iyileştirilmesi, çağına uygun insanca yaşanır koşullara getirilmesi gerekir.


Öğretim üyelerinin tamamına yakını bu durumdan şikâyetçi olması nedeniyle konuya bir an önce bir çözüm bulunmalı ve öğretim üyelerinin öğrencilerin gözünde ek ders için çalışıyor imajı silinmelidir.


Tarım Mühendisliği toplumun besin güvencesi ve sürekliğini sağlamak üzere eğitim alan kutsal bir meslektir. Son ekonomik krizde öğrendiğimiz ders, bir çok fabrika kapanabilir ancak gıda vazgeçilmezdir. Bu bağlamda uzun erimli olarak geleceğin projeksiyonu bugünden çizerek tarım eğitiminin niteliği ve kalitesi konusunu yeniden tartışmaya açmak, öğrenmeyi öğrenme yaklaşımı ile yaparak öğrenme modelini fakültelerin bulunduğu bölge koşullarına göre yeniden şekillenmelisini ve bundan taviz verilmemesini sağlamak zorundayız.


Ağırlıkla tarımdan geçinene bir toplum olmamız nedeniyle herkesin tarım haftasını kutlar, tüm tarım bilimcilerine tarımsal yaşama katkılarından dolayı teşekkürlerimi sunarım.


*Prof. Dr. Çukurova Üniversitesi, iortas@cu.edu.tr

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

one + eight =