Tayyip Erdoğan’ın zigguratları!

Yaşamın gerçek kutsallığını güçle sıfırlamak uğruna Anadolu coğrafyasında AKP eliyle yaratılan yıkımın yarattığı görüntü, yeni çağın zigguratlarını andırıyor…

Eski Mezopotamya’da Sümer ve Babil uygarlıklarında tanrılarla iletişim kurmak, onlara yakın olmak için inşa edilen zigguratlar, merdiven şeklinde basamaklı piramiti andıran görünümleriyle inanç tarihinin en ilginç yapıları arasında anılır.

Bugün Irak ve İran’da örnekleri görülebilen zigguratların yaklaşık 5 bin yıllık bir geçmişi olduğu belirtiliyor. İnsanlığın tarih boyunca yaptığı inanç yolculuğunun kilometre taşlarından biri olan zigguratlar, genellikle bir tepe üzerine inşa edilen yapılardı ve gökyüzüne ne kadar yakın olursa tanrılara ulaşmanın o kadar kolay olacağına inanılırdı. Zigguratlar’da yaşayan rahipler de bu buluşmaya aracılık eden ‘şanslı’ kişilerdi.

ANADOLU’NUN TAMAMI BÜYÜK BİR TAPINAKTI

Kadim inanışlar çerçevesinde bütünüyle bir açık hava tapınağı olan Anadolu coğrafyasında ise tanrılara ulaşmak, onlara yakın olmak için dağlar kullanılıyordu. Bir başka deyişle her dağının, her subaşının kutsal sayıldığı Anadolu coğrafyasının kendisi büyük bir tapınaktı. Toroslar ise bu büyük tapınağın kalbi…

Ne yazık ki insanlığın kolektif hafızasında binlerce yılda biriktirdiği kutsal değerler son elli yılda ‘kalkınma’ yalanıyla parçalandı, un ufak edildi. Son 10 yıldır da AKP’nin imzası bulunan yıkım projeleriyle birer birer yutuluyor! Üstelik devlet eliyle ve yasal olarak…

Bir zamanların açık hava tapınağı olan dağlar, yaylalar, nehirler ve ağaçlar; salt bir ekonomik kaynağa indirgenerek bağlamından koparılarak bilançoların, harçların, rakamların gündelik diline aktarılıyor.

Anadolu’nun 12 yıllık AKP iktidarı boyunca yaşadığı yıkımın faturasını yokedilen dünyanın en zengin coğrafyası öderken, bu yıkımdan beslenenlerin nelere sahip olduğunu günlerdir ortalığa saçılan ve hepinizin midesi bulanarak dinlediği tapelerden öğreniyoruz.

Rüşvet, yolsuzluk, hırsızlık, yağma…

Ve bunlara zemin hazırlayan filim insanları, hukukçular, bürokratlar. Bu büyük yağmanın suç ortakları!

İnsanlık 5 bin yıl önce tanrıyı yükseklerde arıyordu. Dağların zirvesinde, ağaçların koynunda, ormanın kalbinde…

ANADOLU COĞRAFYASINA DİKİLEN YENİ ZİGGURATLAR

Bugün kalkınma tanrısına tapınarak, coğrafyanın tüm kutsal değerlerini yıkıma uğratan zihniyetin yarattığı korkunç tablo, dağların zirvesinden, denizen koynuna kadar dikilen yeni zigguratlarla donattı Anadolu coğrafyasını. Bu yıkımdan en çok yine Toroslar nasibini aldı.

Antalya Saklıkent’te, Bakırlı Dağının 2 bin metreye yakın yüksekliklerinde göğe yükselen taş ocaklarının geride bıraktığı görüntü, coğrafyaya salt para olarak bakan yıkım ekibinin yeni zigguratı olarak 2 binli yılların belleğine kazınıyor…

Demre’nin Sülüklü kumsalında tüm canlı yaşamını hiçe sayarak yükselen beton mezarlığı otel inşaatı, turizm tanrılarına erişmek isteyen müridlerin yeni zigguratı olarak kumulun kalbine saplanıyor…

Kentten kıra, kıyılardan dağlara uzanan yıkımın ortaya koyduğu biçimin toplamda yarattığı görüntü yeni çağın yıkıcılarına biat eden kitlelerin ibadet mekanlarını andırıyor.
Ekonomik bir değer yaratmak için, yeryüzünü sonsuza kadar yaralamaya, hatta öldürmeye razı edilen müridler, ruhlarını yeni çağın zigguratlarında sağaltmaya çalıştıkça,
varlığını sağlayan bağlamından kopuyor. Koptukça daha çok yıkım talep eden, yıkım talep ettikçe daha çok kopan bir kısır döngü… İstihdam yarat, yıkıma razı et. İstihdam yarat, öldür! Yaşamı parçalayarak, her gün kurbanlar sunduğumuz yeni tanrımızın adı istihdam. Üzerinde yaşayan tüm canlara binlerce yıldır bereket taşıyan Anadolu coğrafyası, gerçekle tüm bağını koparmış olan istihdam tanrısına kurban ediliyor…

KUTSALI GÜÇLE SIFIRLAMAK

Babillilerin 5 bin yıl önce inşa ettiği zigguratlardan biri, Irak topraklarını işgal eden Amerikan ordusunun askerlerinin, tapınağın merdivenlerinde görünmeleriyle tarihsel bağlamından koparılıp hiçleştirilmeye çalışılmıştı. Kutsalı güçle sıfırlamak, gücü tanrılaştırmak gibi. Bu algıyı yaratarak kadim bir uygarlıktan intikam almak, kitleleri güçle terbiye ederek varoluşundan koparıp almak, hiçleştirmek.

Anadolu coğrafyasının kadim tapım alanları da benzeri bir işgalin altında. Tankların yerini dev iş makineleri, askerlerin yerini kendi yaşam alanları parçalanıp köleleştirilen insanlar almış.

Bu işgal ordusunun başkomutanı ise, evinizi başınıza yıkıp her gün ekranlardan üzerimize öfke kusan Başbakan Erdoğan’dır. 14 yaşındaki Berkin’in ekmeğini çalan o zigguratların rahipleri, o rahiplerin müridleridir! Rüşvet ve yolsuzluklarla beslenen yağmanın görüntüleri ortalığa saçıldıkça Anadolu’nun her noktasına dikilen zigguratlarının yıkılacağından korkuyorlar.

Irakta bulunan ur zigguratı

Saklıkent zigguratlarından biri

Antalya Demre’de koruma altındaki kumula inşa edilen zamane zigguratlarından biri

Amerikan askerleri Ur kentindeki zigguratta

Antalya Demre’de koruma altındaki kumula inşa edilen zamane zigguratlarından biri (1)

Önceki haberVenedik bağımsızlık için referanduma gidiyor
Sonraki haber‘Gaz maskeli polis Berkin’i hedef aldı’
Yusuf Yavuz
YUSUF YAVUZ (GAZETECİ-YAZAR) Isparta, Sütçüler'de doğdu. 1990’da edebiyatla ilgilenmeye başladı. Deneme ve inceleme tarzındaki ilk yazıları 1996 yılında 'Atatürkçü Ses' Dergisi’nde yayımlandı. Aynı yıl yerel ölçekte yayın yapan kanallarda 'Dönence' başlıklı radyo ve televizyon programları hazırlayıp sundu. 1999 yılında Antalya'da kurulan Müdafaa-i Hukuk Dergisi’nde yazmaya başladı. 2001’de Gazete Müdafaa-i Hukuk’ta Muhabir-Temsilci olarak görev aldı. Daha sonra adı 'Yeniden Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk' olan dergiyle bağını temsilci-yazar olarak sürdürdü. 2001-2007 yılları arasında Kaş Kitap Şenliğini organize ederek başta çocuklar ve gençler olmak üzere yöre insanının kültür, sanat ve edebiyat çevreleriyle buluşmasını sağladı. 2005 yılında Muğla ve Antalya arasındaki sahil bandında yaşanan yabancılara toprak satışına ilişkin yaptığı araştırmalar önemli etkiler yarattı. Deneme, inceleme, röportaj, düz yazı, haber ve yorumları; Cumhuriyet Akdeniz, Odatv, Yeni Harman, Edebiyat ve Eleştiri, Yolculuk, Evrensel, Atlas, Magma, Aydınlık, Birgün, Açık Gazete gibi dergi ve gazetelerde yayımlandı. Antalya merkezli VTV Televizyonunda, Pelin Gel Ağan'la birlikte 'İki Ağaç İçin' adıyla 16 bölümden oluşan bir program hazırlayıp ve sundu. Kanal V Televizyonunda, Biyomühendis Çağlar İnce ile birlikte, Yörük kültürünü ve tarihsel köklerini ele alan 'Islak Çarıklar' adlı belgesel haber programı hazırlayıp sundu. Araştırma yazılarından bazıları, 'Yer Bize Çimen Verdi' ve 'Darağacına Takılan Düşler' adıyla belgesel filmlere de konu olan Yavuz, şu sıralar 'Islak Çarıklar' adlı bir belgesel haber programı için çalışmalarını sürdürüyor. Ağırlıklı olarak arkeoloji, çevre, kentsel dönüşüm ve tarım konularını ele alan çalışmalar yapmayı yazılı ve görsel medyada sürdüren Yavuz, yıkım politikalarıyla tarımdan hayvancılığa, kültürden mimariye kırsal yaşamın dönüşümünü ele alan araştırma yazılarıyla tanınıyor. Ziraat Mühendisleri Odası Basın Ödülü, Çağdaş Gazeteciler Derneği Belgesel ödülü, Türkiye Ziraatçılar Derneği Tarım ödülü, Kubaba Derneği kültür hizmeti ödülü'nün yanı sıra Türkiye Ormancılar Derneği gibi çeşitli meslek odası, kurum ve kuruluşlar tarafından ödüle layık görülen Gazeteci Yusuf Yavuz, Likya'dan Teke yöresine uzanan coğrafyadaki su kültürüne ilişkin uluslararası bir sanat projesinin de danışmanlığını ve metin yazarlığını üstleniyor.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

four × two =

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.