Tehdit, korku, panik

KKTC ve Güney Kıbrıs’ta kendi ülkeleri aleyhine çalışmalar yapmak amacıyla ABD yetkilileri ile sözleşmeler imzalayıp paralar alan “yerli ajanlar” ya da “işbirlikçiler” listesinin yakın zamanda açıklanması gündemdeymiş. Bu konuda yazdığımız bazı yazılar nedeniyle çok sayıda teşekkür ve tebrik aldık. Ancak, aldığımız tepkiler yalnızca bunlarla sınırlı değil elbette.

Bir başka ülkeye para karşılığı projeler ve çalışmalar yapan, bilgiler veren, daha başka ne yaptıkları bilinmeyen bu güçlerin her yerde adamları olduğunu biliyoruz. Geçmiş Hükümet döneminde çok daha etkin konumda olsalar da bugün de hükümet üzerinde azımsanmayacak etkileri var. Hala çalışmalarına devam ediyorlar.

Hükümetin ve bu kişilerin muhatap olduğu kurumların bu konularda sessiz kalmasını anlayabilmiş değilim. Bir başka ülkede olsa çoktan soruşturmalar açılıp bu yerli “ajancıklar” konusunda işlemler yapılmaya başlanırdı. Ancak, Hükümet ve yetkililer olayı seyretmekle yetiniyor.

İşin diğer boyutu, bu güçlerin bizleri kendileriyle karıştırması ve bizleri satın alarak ya da tehdit ederek susturmaya çalışmaları. Avuçlarını yalayacaklarını bilmedikleri için bu konuda bazı girişimler içine girdikleri, bir yerlerden düğmeye basılıp tehditler gönderdiklerini siz değerli okuyucularımız ile paylaşmalıyız.

Düşünsenize, bir ülkede ülkesi aleyhine çalışamlar yapanlar konusunda yazılar yazıyorsunuz, hükümet ve ilgililer seyrediyor, bir kısım medya organı gözünü ve kulağını kapamayı tercih ediyor ve bunlardan cesaretlenen işbirlikçiler de sizi tehdit eder noktaya geliyorlar. Zamanı gelince bu tehditlerin kaynaklarını ve kimlerin nerelerden düğmeye bastığını açıklayacağım. Önce bu isimlerin yayınlanıp ülkede gerçek bir deprem olmasını beklemekte yarar var.

Bu bilgileri biz ortaya çıkarmış değiliz. Amerikalıların kendi belgelerinde “1331” kişiyle sözleşme imzalanıp para karşılığı bazı işler için kullanıldıkları yazıyormuş. Bunun belgesi de Amerikan belgeleri. Daha başka neler yapıldığı, ülke gizli sırlarının kimler tarafından kimlere açıklandığı konusunda bilgiler önümüzdeki günlerde yayınlanacak diye düşünüyorum. Ancak şimdiden, bu konuda yazanları tehdit edecekler ki bizler susunca korku imparatorluğu yaratılsın ve kimse konuşmasın, gerçekler de örtbas edilsin. Yok öyle yağma ! Ülken aleyhine çalışıp işbirlikçilik yaptıysan, bunun bedelini de ödeyeceksin kardeşim. Birilerini devreye sokup korunmaya çalışanları uyarıyorum : Çırpındıkça batarsınız.

Tehditle, şantajla, gözdağı vermeye çalışmakla bir yere varılamaz. Olsa olsa daha da rezil olurlar.

***

Hafta başında bir televizyon programı yapımcısı dostumdan sabahın erken saatinde bir telefon aldım. Hayırlı Olsun, Başbakan Baş Danışmanı olmuyormuşsun, dedi. Benim yanıtım ise biraz kinayeli oldu:

“Sevgili Dostum, seçimler öncesi ve sonrasında UBP’ye küfretmedim ki beni UBP hükümetine danışman yapsınlar”

Arkadaşım kahkahayı bastı. Gerçekten de UBP hükümetinin danışman kadrolarındaki teslimiyetçi kadroları gördükçe içimiz sızlamıyor değil. Ne yazık ki, sonunda kaybedecek olan ülke ve UBP olacak. Buna üzülmemek elde değil.

Olayın rengi öğlene doğru anlaşıldı. Bir gazetede, “Birol Kaya” isimli bir kişinin Bşbakan Danışmanı olacağına ilişkin bir kulis bilgisi yazılmış. Benim ismimi bilen, ancak soy ismimi hatırlamayan dostum da hemen olayı benim üstüme yıkmış. Olay anlaşılınca hepimiz rahatladık. Bu yazıda, UBP Hükümetien de uyarı görevimizi yapmış olduk. Anlayana sivri sinek saz…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.