TEKEL emekçilerinin gösterdiği

TEKEL emekçilerinin günlerden beri sürdürdüğü ve daha da tırmanacağa benzeyen haklı direnişleri ne basit bir emekçi hareketidir ne de sadece TEKEL emekçilerini ilgilendirmektedir. Bu direniş, tüm emekçileri, hatta tüm toplumun geleceğini çok yakından ilgilendiren bir harekettir, zira emperyalist cenderede olan sadece TEKEL emekçileri değil, tüm emekçiler ve halkımızdır. Bu hareket siyasîlere bir mesaj, toplum kesimlerine ise uyanış sinyalidir! Bu nedenle, tüm emekçi hareketlerine olduğu kadar, onlardan daha da güçlü olarak TEKEL emekçilerinin haklı direnişine büyük bir saygı duyuyorum ve eyleme sonuna dek destek veriyorum.

Bir defa, bu harekete “direniş” adı verilmesi çok önemli ve anlamlıdır. Zira, bu hareket, alışılagelmiş grevlerden farklı olarak, gerçekten bir direniş hareketidir. Küreselleşmenin ve girişilen haşin özelleştirmelerin kimin yararına kimin zararına olduğu emekçi kesim tarafından net olarak anlaşılmış olduğundan, emekçiler sermayeye ve küresel emperyalizme karşı direnişe geçmişlerdir. Başbakanın bu direnişi ideolojik olarak nitelemesi, bu bağlamda, doğrudur. Şöyle ki, emekçilerimiz dünya emperyalizmi ile birleşmiş olan içte burjuvazi ve sermayeye ve bu işbirliğinin çıkarı doğrultusunda siyaseti yönlendiren siyasal kadronun ideolojisine karşı direnmektedir. Yâni, başbakanın tavrı da emekçilerin tavri da ideolojiktir. Ne var ki, başbakanın ideolojik tavri sermaye ve emperyalizm yanlıdır, emekçilerinki ise emek ve halk yanlıdır.
AKP’nin mutlak meclis hakimiyetinin söz konusu olduğu, dünya emperyalizminin Türkiye’yi kuşattığı, içte sermayenin ve burjuvazinin başat olduğu ve emekçilerin bölünüp parçalandığı, çoğunun işsiz kaldığı, istihdam büroları gibi sömürücü örgütlerin yaşama geçirildiği ve bölgesel asgarî ücret gibi emeği köleleştiren sistemlerin yerleştirildiği, yâni emeğin tam olarak baskılandığı bir dönemde “Demokratik Anayasa” söyleminin komikliğini bu direniş ortaya koymuş oldu. Böyle bir ortamda, ekonomik hakların kültürel ve siyasal haklarla ikame edildiği sahte demokrasi anlayışının ne demek olduğunu bu direniş ortaya koymuş oldu. Etnik ve siyasal haklar temel ve birinci kuşak insan haklarıdır. Onun üzerinde çalışma, örgütlenme, toplu sözleşme ve grev hakları, bunların da üzerinde eğitim, sağlık vb. gibi insanca yaşamaya yönelik ekonomik hakların geri plana çekilmesi artık söz konusu olamayacaktır. Böylesi ekonomik haklara yer vermeyen bir anayasa 1982 Anayasası’nı dahî aratır. Zaten emperyalizmin ve AKP’nin istediği de budur.

Emekçi direnişi, kader birliği içindeki emekçileri bir araya getirirken, en anlamlı açılım zemini oluşturmaktadır. Zira, kader birliği ile birbirine kenetlenen emekçiler insanca yaşama hakları için sermayeye ve emperyalizme karşı sırt sırta mücadele vereceklerdir. Bu mücadele ile, emperyalizmin içini gıcıklayan Türk-Kürt ayrışmasına yol açabilecek anlamdaki demokrasi ve açılım projeleri ertelenecektir. Bu direniş ile farklı inançtaki emekçiler de ekenomik kader birliği ile birbirine bağlanırken, sermaye ile birleşmiş ve siyasete girmiş olan dincilik ve tarikat oyunlarının perdesi düşecektir. Bu direniş ile, örgütlenmenin önemi net bir şekilde anlaşılırken, örgüt-siyaset ilişkisi konusunda emekçiler ve halkımız çok net bir bilince sahip olacaklardır. Ve nihayet, bu direniş ile emekçiler ve halkımız siyasîlerin gerçek yüzünü görecek ve sadık hizmet alanlarının ne olduğunu anlayacaklardır.

Emekçilerin direnişi diyalektik anlamda bilinçlenme sonucudur. Bu bilinçlenme ile emekçiler sermayenin ve emperyalizmin manevralarını net bir şekilde algıladıklarından, emperyalizm ile sahte oy tabanı arasında sıkışmış olan siyasîlerin gerçek yüzünü sergilediği gibi, işini de güçleştirmiştir. Bu nedenledir ki, direnişe karşı siyasal tavır giderek sertleşecek ve demokratikleşmeyi dilinden düşürmeyen siyasal yapı tarafından en uygun noktasında kırılmaya çalışılacaktır.

Örgütlenmenin çok zayıf olduğu, taşeronlaştırmanın ve örgütsüzlüğün hemen tüm emekçileri kapsadığı bir ortamda önemli olan, hükümetin şiddet hareketleriyle bastırıkması değil, böyle bir direnişe kalkıştır. Bu direniş, toplumsal dcmokratikleşme ile emeğin hızla metalaştırılması kavramlarını karşı karşıya getirmiştir. Bu direniş,toplu ayrıştıracak açılım projeleri ile halkların kaynaşmasını karşı karşıya getirmiştir. Bu direniş, küreselleşme ile tüm yerküreye serpilen emperyalistlerin cilalı sosyolojik söylemlerinin gerçek yüzünü ortaya koymuştur. Bu bir başlangıçtır.

Sermayeye ve sözde açılımları demokrasi diye halka yutturanlara karşı girişilmiş TEKEL eylemini saygıyla selamlıyorum ve emperyalizm cenderesine itilen halkımızın artık uyanmasını ve siyaseten bilinçlenmesini diliyorum!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.