Öteki olmak: Engelliler

Zengin-Yoksul, Sağcı-Solcu, Dindar-Dinsiz, Alevi-Sunni,T ürk-Ermeni, Akıllı-Akılsız, Kadın-Erkek, Cimbomlu-Fenerli v.b.


Toplumları, neresinden ve hangi temelde ötelerseniz öteleyin, kendi içinde gerekli olan iletişim ve kaynaşma fırsatı kaçmış olur.Ötelenmiş her grup, çoğunluğun içinden kopuk durumda en çok zarar gören kesim olmaktan malesef kurtulamaz.Bunun en keskin örneğini “engelliler” oluşturur.


Türk toplumu içinde ziyadesiyle ötelenmeye maruz kalmış engellilerimizin durumlarını dikkate aldığımızda, ortaya çıkan resmin  “içler acısı” bir durum arz ettiğini  söylemek için sosyolog olmaya gerek yoktur. Türkiye’deki ötelenmiş engellilere,en başta saydığımız gruplandırmalar temelinde dahi sahip çıkılmadığı açıktır. Örneğin, Kürt engellilere, Solcu görme engellilere, işitme engelli memurlara, yada cimbomlu sakatlara, -ait olduklarını hissettikleri- kendi toplumlarından dahi en küçük destek yoktur.


Keşke en azından bu yolla sahip çıkılmış olsaydı. Bunu bile beceremediğimiz açıktır.
Türkiye’de çeşitli engel gruplarından yaklaşık 8.5 milyon insan grubunun sorunlarına cevap verecek gerekli mekanizmalar, halen oturtulmamıştır. Engellilerin sağlığı,eğitimi,refahı ve diğer sosyal gelişimini sağlayacak düzenlemeler eksiktir.


Bilimadamlarının da tespit ettiği temel sorun,engelliye yaklaşım biçimidir. Sakatlık, kimi zaman günahların kefareti, kimi zaman kader,kimi zaman da ibret göstergesi olarak algılanmaktadır. Bazen küçük bir hamle ile bir büyük engelli kitlenin mutlu olabileceği göz ardı edilmektedir.Engelliye, öteki olduğunu hissetiren bakışlardan sakınmak bile büyük bir adımdır.


Bir toplumun gelişmişliği,kendi içindeki farklılıkları özümsemesiyle ve eşit haklar temelinde değerlendirmesiyle anlaşılmaktadır. Türk engelli bireyler, temel hakları için avuç açan,sürekli birşeyler isteyen “ÖTEKİLER” olmaktan maalesef kurtulamamıştır. Bunun yanında, hizmet sağlaması gereken kurumlar ve makamlar ise konuya vicdani açıdan yaklaşmaktadır.


“Engellilerin hakları,İnsan Hakları temelindedir” diyebilen sağlıklı bir görüş ortaya konmamıştır.


Bir başka örnek vermek gerekirse , engelli bir gencimizin basketbol oynayabilmesi için, insan sevgisini kendine şiar edinmiş kişilerin oluşturduğu birkaç organizasyondan destek alması gerekmektedir. Maalesef kendi devletimizin, engelli sporuyla ilgili oturmuş bir sistematiği bile yoktur. Öte yandan geçim sıkıntısıyla intiharı düşünen engelli birey için de kalıcı bir çözüm üretilememiştir.


Tüm bu çözümsüzlüklerin sebebini kendimize has,engelliye yaklaşım tarzımıza bağlamak yanlış olmaz.Çözüm beklediğimiz makamları oluşturanların da kendi içimizden çıkan, yine kendi insanımız olduğu gerçeği ortadadır.


Engelli Türk genci,yanı başındaki gelişmiş ülkelerde yaşayan engellilerle,kendi durumunu ister istemez mukayese eder duruma düşürülmüştür.


Bizler için,gelişmiş ülkelerdeki durumu yakalamak çok zor değildir şüphesiz. Olmamalıdır da. Tek  sorunumuz kendi toplumumuzu oluşturan bireyleri ötelemektense,tüm farklılıklarıyla özümseyebilmektir.


Bu konuda pozitif ayrımcılık yapıp,engellilere öylesine sahip çıkalım ki, gelişmiş ülkede yaşayan engelliler, bizim ülkemize ve üzerinde yaşayanlara öykünsün.



 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

five × three =