Terör…

Üzerinde yaşadığımız gezegenin geçici misafirleri olan bizler, yani insanlar arasındaki gelir farklılığı makul düzeye getirilmediği sürece savaşların önü alınamayacak.
Hadi biraz daha hedef büyütelim, hem savaşların ve hem de terörün sona ermesi kolay sağlanamayacak.

“İnsanlar arasındaki gelir düzeyinin makul düzeye getirilmesi” eşitlik tanımını tam olarak anlatmasa  “kanaatkarlık” denen şeye inanıyorsak, insanoğlu bir yerde durmasını bilir ve “Bu bana yeter” diyebilir.
Yani tam eşitlik kavramında kimse diretmez.
İstisnalar hariç.

Sorunu daha net koyarsak dünyada önce açlığın ortadan kaldırılması lazım.
Afrika’da ve daha başka ülkelerde insanlar açlıktan, hastalıktan ölüyorlarsa bir anlamda yaşam hakları  yok sayılıyor demektir.
Önce zenginlerin fakir ülke halklarını açlıktan kurtarmaları gerekiyor ki, bu yoldaki çabalar ne yazık ki çok yavaş seyrediyor ve bu hatalı tutum nüfus planlaması yapılmadığından daha da derinleşiyor.

Hadi açlıktan ölmek değil ama açlık sınırının altında yaşamanın getirdiği sorunlar, gelir düzeyindeki uçurumlar, eğitimsizlik, özgürlüklerin önüne konan engeller, hepsi zincirin halkaları gibi yanyana gelince  terör denilen dünyanın en şirret ve acımasız olgusu belki istemeden veya belki de farkında olmadan besleniyor.
Yani terör batağına, önce açlar sayesinde fazlasıyla kirli toprak, yani çamur taşınıyor.

Dünyadaki İslami terörün aktörleri ortada.
Türkiye’deki bölgesel terörün aktörleri ve  PKK’nın durumu da gözler önünde.

Sorunumuz ve işleyeceğimiz konu Türkiye’deki terör ve bunun nasıl önlenebileceği.

Önce bizim işimiz PKK ile mi, yoksa bölgedeki etnik kimliğini savunan Kürtlerin sorunlarını çözmede mi?
Önce buna karar vermeliyiz.

Birbiri içine girmiş, ne yazık ki bunu ayırmasını bilemeyen yönetimler sayesınde, elma-armut toplamı yapıldığı çok aşikar olan bu sorunun üstesinden gelmek için her iki konuya da ayrı ayrı ama birbirlerini destekleyen çözümler üretilmesı gerekiyor.

Önce Kürtlerin yaşamsal sorunlarını ortadan kaldırmak…
Tabii bu sorunların çözümsüzlüğünden beslenen terör örgütüyle mücadeleyi de eş zamanlı  sürdürmek…

Çözümlemecek sorunlar belli.
Ekonomik, siyasi ve kültürel sorunlar.

Önce sivri olan ve tarafları gerek meseleleri bir kenara yazmak ve bunları sona bırakarak çözüm önerileri getirmek gerekiyor.
Son 20-25 yıldır yapılan en sivri sorunlarla, en makul sorunları aynı anda tartışmaya açmak hatası yapılıyor.

Tabii bu durumda tartışmaya dışardan müdahaleler fazlasıyla sorunu çıkmaza sokuyor. Ve içerdeki sorun, dış etkenler yüzünden çıkmaza giriyor.

Dışardan gelecek etkiler ve müdahalerin önünü kesmek için yapılacak tek şey, siyasi gücün önce en makul çözüm önerilerini tesbit etmek ve bunu TBMM çatısı altına taşımasıdır.

Çözülemeyen ama ısrarla ve yıllardır temcit pilavı gibi iki tarafın  önüne konan dikenli sorunların geleceğe bırakması….
Yani önce makulda tarafların anlaşması.
Ekonomik, siyasi ve kültürel sorunlar çözümlendikten sonrası kolay.

PKK’nın elinden en güçlü silahı alın, görün o zaman siz dağda yalnız kalmanın  acizliğini.

Yapın bunları, ne dağa gidiş sorununa kafa yormak gerekir, ne de
dağdan inmeleleri için « ne yapmalıyım » sorusuna yanıt aramak gerekir…
İnen iner, kalan kalır.
İşte o zaman bütün dağlar bizimdir.
Bütün dağlar herkesindir.
Teröristin asla…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.