Test soruları

Birinci soru: İstanbul’da insanların gece yarısından sonra kulakları yaftalı köpeklerin yani müseccel sokak köpeklerinin hep bir ağızdan havlamalarıyla uyandığı semt hangisidir

Yanıtlar: A.Şişli, B.Rami, C.Eminönü, D.Bakırköy.

İkinci soru: İstanbul’da insanların gece yarısından sonra yani sabaha karşı köpek havlamalarının ardından uykuya dalar gibi olurken kargaların hep bir ağızdan bağırtılarıyla uykudan döndükleri semt hangisidir?

Yanıtlar: A.Üsküdar, B.Kadıköy, C.Eyüp, D.Bakırköy.

Üçüncü soru: İstanbul’da insanların sabahın ilk ışıklarıyla birlikte karga sesleri sustuktan sonra uykuya yeniden dalar gibi olurken martı çığlıklarıyla yataklarından fırladıkları semt hangisidir?

Yanıtlar: A.Beykoz, B.Bostancı, C.Sarıyer, D.Bakırköy.

Dördüncü soru: İstanbul’da belediye başkanının ağaç ya da direk aralarına ya da boydanboya sokaklara pankart asarak yurttaşlarının önemli günlerini kutlamadan edemediği semt hangisidir?

Yanıtlar: A.Eyüp, B.Florya, C.Şaşkınbakkal, D.Bakırköy.

Soruların herbirinde D şıkkını işaretlediyseniz başarılısınız.

Saat iki buçukla üç arasında kimden ya da nereden işaret alıyorlarsa sokak köpekleri başlıyorlar karşılıklı havlamaya ya da havlaşmaya. Havlıyorlar mı havlaşıyorlar mı, onu kestiremiyorum. Yani birine ya da bir şeye mi havlıyorlar ya da birbirlerine mi? Yüzlerce köpek sesini dikkatle dinleseniz de bu konuda bir karara varmanız olası değil. Belki her iki durum da geçerlidir yani hem birine ya da birilerine hem birbirlerine havlıyorlardır. İnsan haklarının iyi kötü, doğru yanlış yürürlükte olduğu bir ortamda hayvan haklarının da yürürlükte olması doğaldır. Özellikle bir ülkede sokak köpekleri dünyanın hiçbir yerinde görülmemiş bir biçimde resmi kimliklerini belli eden kulak küpeleriyle göğüslerini gere gere dolaşıyorlarsa, bu arada gelene geçene kimlik sorar gibi davranıyorlarsa, bunun için hoşt ya da geh kuçu kuçu sözüne hiç aldırmadan insanların eteklerini ya da paçalarını küstahça kokluyorlarsa, zaman zaman yaşlıları, kadınları, çocukları taciz edip korkutuyorlarsa bundan doğal ne olabilir? Geceleri genellikle bilinmeyen nedenlerle Özgürlük Alanı diye adlandırılmış olan o garip boşluğun orasında burasında kümelenip birden celallenerek insanların üzerine saldırmaları bence hayvan hakları açısından büyük bir yanlış anlama olmaktan çok büyük bir ilerlemenin belirtisidir.

Beni de zaman zaman kovalamış olan bu hayvanların durumu sanırım rüşvet ya da daha başka afetler yüzünden kele döndürülmüş olan şu güzelim topraklara yabandan gelenler için çok özel hatta gözyaşartıcı bir görünüm ortaya koyar. Yabancılar bu toplumun sokak köpekleri karşısındaki aşırı duyarlılığına ve ölçüsüz hoşgörüsüne tanık olduklarında çok duygulanıyorlardır derim ben. Bir kere bu köpekler kulakları yaftalı olduğuna göre bizi kuduz tehlikesiyle yüzyüze getirmeyecek köpeklerdir. Eh, bu dört ayaklı yaratıklar İstanbul gibi bir kentte insanlara ve birbirlerine cici cici davranmaları gerektiğini azçok öğrenmişlerdir. Havlamaları ve insan kovalamaları türlerinin bir özelliğidir. Bu arada yürekleri ödev duygusuyla dolu olan bu hayvanların bekçilik gibi zor bir görevi yerine getirdiklerini, kimilerini kovalarken kimilerinin de haklarını koruduklarını biliyoruz. Yaşasın kulakları yaftalı sokak köpekleri, yaşasın hayvan hakları!

Kargalara ve martılara gelince, onların durumunu köpeklerinki kadar iyimser görebilmemiz olası değil. Köpekler toplumsallaşmış diyemesek de toplumla bütünleşmiş olduklarından ve üst düzey hayvan kimliği taşıdıklarından bize çok daha yakınlar, oysa öbürleri salt içgüdüleriyle yaşayan ve ne ülke ne belediye tanıyan, bu arada tescil edilemeyecek kadar çok sayıda oldukları gibi gerektiğinde sicil küpesi takılacak kulakları da olmayan yaratıklardır. Onların özellikle çöpü açık ve bereketli semtlere uğramakta direnmeleri akıllarının değil tümüyle içgüdülerinin bir sonucudur. Belediyenin doğal olarak karga avlamak gibi bir yükümlülüğü de olamayacağından onlarla ilgili söylenebilecek çok şey olmadığını sanıyorum.

Martılara gelince, onlar beyazdan kül rengine dönmüş tüyleriyle tam bir yoksunluk tablosu çiziyorlar. Kirlenmiş denizde karnını doyuramayıp çöp bidonlarına saldıran bu hayvanlar hayvan hakları açısından da ciddiye alınmayan varlıklardır. Tepeden tırnağa kirlenmiş bir ortamın acılarını bizlerle birlikte çekmeye mahkum martılar belki de zamanla denizi unutup, bu arada uçmayı da unutup tavuklar gibi eşelene eşelene sokaklarda dolaşacaklar. Ama öngörülü belediye başkanımız belki bir gün onlara acır da bir Martı Günü belirler ve pankartlar asarak hepimizin martı günümüzü kutlar. Neden olmasın?

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.