Testosteren desteği alan işkadınları…

Geçtiğimiz yüzyılı herkes bir yönünden ele alıp öyle adlandırdı. Kimine göre 20.yüzyıl savaşlar ve şiddet çağı, kimine göreyse sosyalizmle kapitalizmin savaşıydı, bazıları ona icatlar çağı derken birçokları da yaygın-pop kültür yüzyılı diye ad verdi.

Bazılarına göre, insana ait bir gerçeklik olarak, geçtiğimiz ¨muazzam asrı¨ kadınların çağı diye adlandırmak yerinde görünüyordu. Yerküremizde hâlen kadınların baskı, şiddet, cinsel taciz altında yaşadıkları gerçeği bütün ağırlığıyla apaçık ortadayken, yine de söylenebilir ki, feminizm ve kadınlığın insan türü içindeki yükselişi, öne geçişi epi topu geçtiğimiz yüzyılın eseridir.

Bunu, geçenlerde Golden Globe Ödülü almakla başlayıp Hollywood’un en büyük ödülü Oscar’a koştuğu şimdiden apaçık belli olan Meryl Streep’in muhteşem oyunculuk becerisiyle canlanırdığı İngiltere’nin eski demir leydisi, başbakanlardan Margaret Thatcher’ın yaşamını konu almış The Iron Lady filmi üzerine yazılı magazin yorumlarından değil, ama ciddiyeti tartışılmaz ABD’nin The New York Times, Washington Post, Kanada’nın Globe&Mail, The National Post gazetelerinde görmek olanaklı bulunuyor.

Filmin sert karakterli başbakan kahramanı Thatcher üzerine şu sıralarda açılmadık konu kalmadı. Onun seks yaşamına kadar gizli saklı kalmış birçok ayrıntı didik didik edilmeye başlandı. Thatcher üzerinde kalem oynatanlar böyle yapmakla kendilerini bir anda kadın hakları, feminizm gibi ucu açık bucağı görünmeyen konuların içinde buldu. Bu yöndeki yorum ve değerlendirmelerle karşılaşınca, Kanada’nın ABD’ye kıyasla daha fazla feminizm dalgası içinde kaldığını anlamak kaçınılmaz oluyor. Nitekim Kanada’nın 10 eyaletinin dördünde seçilmiş Vali olan bayanların yanı sıra yasama organlarında kadın üye oranının yüzde 30’a çıkmış olması bir gösterge olarak ele alınıyor. Belki tek başına düşünülürse, siyasi güce sahip kadın politikacıların böyle ağırlıklı olarak bulunması yanıltıcı olabilir diye Kanada’da kadınların öteki alanlarda yükselişini, yönetimi ele geçirişlerini örneklerle anlatanlara rast geliniyor.

Verilen örneklere şaşırıp baka kalan erkeklerin artık eskisi gibi pek babalanmaya kalkışması hele hele maçoluk göstermesi bundan böyle beklenemez; öyle anlaşılıyor.
Zira IBM, HP, Canadian Petrolium gibi dev şirketlerin başına CEO atanmaları bir yana irili ufaklı hemen her iş alanında yüksek ökçeli ayakkabı sesleri ofislerde tak tak duyuluyor.

Bunca kadının, üstelik ekonomik bunalım yaşayan Amerikan-Kanada kapitalizminde işini hazır kaybetmişken evde oturmaya başlamış binlerce erkeğin arasından sıyrılıp çıkmasında, yüzyıllardır geriye itilmiş erkeğe ait sosyal hırsın kadındaki yoksunluğuna işaret edenler de çıkmakta gecikmedi.

Çoğu erkek yorumcular tarafından ele alınan bu yöndeki savlara bakılırsa, mesleğinde hırs yapıp gözü dönen bu kadınların, Manchurian Candidate filminin ünlü karakteri Bayan Eleanor gibi göze alıp da yapmayacağı şey yoktur. Bu hırsı sayıyla açıklayanlar da çıkıyor: Geçtiğimiz on yıl içinde Kanada’nın yönetici iş kadınlarındaki artışı yüzde 11’den 16’ya çıkmış, böylece kariyer merdivenlerinde yükselen kadınlara ithaf edilmiş birçok iddia da ortalığı doldurmuştur.

CEO derecesine çıkıp daha evvelden oralarda oturan erkekleri ¨Haydi bakalım, siz ufak ufak eve gidin, ortalığı toplayın¨ derekesine indiren kadınların, güyâ, kimselere belli etmeksizin, doktor desteği altında kendilerine fazladan erkeklik hormonu olan Testosteren aşılattıkları savı dahi ortalıkta dolaşmaktadır. Kadınlık hormon yapısını bozan bu ekstradan erkek hormonuyla erkeksi güç kazanan kadınların kendilerinde aslında doğuştan olmayan, ama meslekte gereken hırs, rakibine karşı öfke, yükselirken acımasızlık gibi mağara döneminden erkeklere kalmış özelliklere hasret oldukları için testosterene razı oldukları söyleniyor.

Bu dedikodulara kulak kabartıp, zaman zaman tanık olduğumu da söyleyebilirim. Yılbaşının hemen ertesinde, Edmonton kentinde iş dünyasına yönelik bir yeni yıl kokteyli vardı, akşam saatlerinde olunca katılması hoş oluyor.

Birkaç kişiyle ayak üstü tanışıp eğer kartını vermemişse az sonra adını dahi unutarak ortalıkta dolaşırken üç beş kişi arasında bulunan bir iş hanımıyla karşılaştım. Gruba yanaşıp önce biraz kulak kabartmak böyle durumlarda yeterli oluyor, üçüncü dakikasında kendinizi oradaki lakırdının içinde buluyorsunuz. Konuştukları şey yine ucu açık, o konuydu: Kadın hakları! Ben dahil beş altı erkeğin arasında olup hararetle feminizmi savunan bayan az sonra oradan sıtkını sıyırıp sağa sola dağılan hemcinslerim yüzünden ben tek başıma kalınca lafını bana yöneltti. ¨Benim erkekten ne farkım var, niye bu işleri yapmayayım ki¨ diye ısrarla sormaktaydı. Yanıt vermeden evvel dikkatlice baştan aşağı, tepeden tırnağa baktım. Siyah bir takım elbise içindeydi, erkek pantolonu giymiş, hem de kemer takmıştı. Ceketinin sol üst cebine boynundaki fuların eşi olan bir mendil iliştirmişti. Kravatı olsa tam olurdu, ama onun yerine fular kullanmaktaydı. Kısa saç kesimi benim iki numaralı tıraşımdan azıcık uzundu. Minik küpeler takmışsa ne çıkar, bunları artık erkekler de taktığından pek arada fark kalmamış bulunuyordu. Kısa ökçeli ayakkabıları pek vitrin işi değildi; daha ziyade iş toplantılarına giden bayanların giydiği cinsten… Omuzuna asılı çantasında küçük bilgisayarı görünüyor, birkaç dosya orada ciddi işler için yüzü asık duruyordu.

Aramızdaki tek fark sakal tıraşı olmaklığımız kalmıştı, ancak dedikodusu edilen testosteren almaya devam ederlerse yakında sakalları da çıkar mı, çıkardı…
¨Söyler misiniz, benim erkek meslektaşımdan farkım ne¨ diye soran iş hanımına, ¨Vallahi doğru diyorsunuz, ben hiçbir fark göremiyorum¨ diye yanıt verip ben de oradan sıvışmaya çalıştım.

Böyle demekle yalan söylemiş de olmayacaktım, zira gerçekten arada bir fark kalmamıştı.

Onu, hırsından boyun damarları morarmış bir biçimde bastırılmış öfkesiyle bırakıp oradan uzaklaşırken daha mülayim bir başkasını görmeye çalıştım ama heyhat, iş dünyasına ait kokteyllerde Bridget Jones’lara rast gelmek artık bundan sonra zor görünüyordu.

__________________________
* Yazarımızın bu yazısı Cumhuriyet’te de yayınlandı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.