Tezkere hayırlı olsun…

Tezkere hayırlı olsun…

0
PAYLAŞ

‘KABUL EDİLEN TEZKERE’ KAPİTALİST TÜRKİYE VE YANDAŞLARINA HAYIRLI OLSUN!?…

Son on yılda dünyada her şey değişti… Bu değişimin dinamiklerini hepimiz el yordamıyla anlamaya çalışıyoruz… Somut, gözle görülür, tanımlanabilir, anlaşılabilir  olgular yok karşımızda… Neyin ne olduğu, sürecin nasıl işlediği ve nereye doğru yol aldığımız henüz belirsiz …

Bilinen bir şey var artık, hiçbir değişim, gelişim ya da oluşum sınırlara hapsedilemiyor. Her hangi bir ülke veya bölgede çıkan  her şey anında dünyaya yayılabiliyor…

Savaşlar, terör, işsizlik, yoksulluk nasıl globalleşebiliyorsa, çağımızın hastalıkları da aynı şekilde global ölçekte gerçekleşiyor… En basiti kuş gribi, daha nereden çıktığı anlaşılamadan tüm dünyaya yayıldığı bilinen bir gerçek…

Ve en kötüsü, dünyamızın istendiğinde, anında her tarafının cehenneme dönüştürülecek   şekilde hızla saldırıya maruz bırakılabilecek olması…

Çağımızda her şey hız gerçekten… Yayılma hızı, rekabet hızı, saldırı hızı, üretim hızı, pazarlama hızı, algılama hızı, yanıtlama hızı vs… Bu yüzden geleceğin havayollarında olduğu, iş adamlarının artık anlaşmalarını gökyüzünde, uçaklarda yaptığı kaçınılmaz bir gerçek…

Günümüzün süper gücü Amerika’nın bile tehditlerin hızı karşısında, her an her yerden ve hiç beklenmedik kılıklarla ortaya çıkması karşısında yapabileceği bir şey yok… Çünkü geleneksel anlamda alışageldiğimiz silah ya da bomba tehdidi değil burada söz  konusu olan;  teknolojinin ve genetik bilimin bugün geldiği düzeyle artık dünyadaki her şey her an canlı yaşamını toptan tehlikeye sokabilecek potansiyel bir tehlikeye dönüşebilme riskini taşıyor… Yediğimiz yiyecekler, içtiğimiz su,  soluduğumuz hava… Virüsler, mutasyona uğramış canlılar, bakteriler ve bunların  hayatımıza soktuğu hastalıklar, kirlilik, ölüm…

Böyle bir dünyada insanların tehdit algılaması da değişiyor doğal olarak… Burnumuzun dibinde düşman arama dönemi kapandı artık, komşularımızın da en az bizim kadar aynı tehditler altında olduğunu biliyoruz. Bir anlamda tüm dünyaya şöyle bir anlayış yerleşti:  ‘küresel tehditlere karşı küresel savunma gerekli’ bu bir gerçek…

Ama burada, insani değerlerden ve dünya barışından yana tavır koyan bizlerin, başka bir tehlikeye karşı  çok dikkatli olmamız gerekiyor; küresel tehdit söylemi ile yapılan eylemlerin hangisinin gerçekten küresel tehdide karşı düzenleniyor olduğuna, hangisinin emperyalizmin çıkarına ve onun istediği dünya düzeninin inşasına yaradığına, bu amaçla tasarlanıp hayata geçirilmek istendiğine, buna çok dikkat etmemiz gerekiyor…

Eğriyle doğrunun iyice birbirine karıştığı bir dünyada yaşıyoruz çünkü…

Evet bu ayrımın çok iyi yapılması gerekiyor… Çünkü Amerika, arzu ettiği yeni dünya düzenini inşa etmek için sık sık küresel tehdit söylemini kullanıyor ve bir çok ülkeyi bu şekilde yandaşı olarak tutabiliyor… Bu arada Amerikan çıkarlarına aykırı her türlü tehdidin sanki dünyaya ve insanlığa yöneltilmiş bir tehdit olarak algılanmasını sağlamaktaki başarısı da ortada Amerika’nın… Bunu başarmak için bütün dünya medyası ve iletişim araçlarının kontrolünde olduğu da ayrı bir irdeleme konusu tabii ki…

Bu arada şu da bir gerçek ki, Amerika’nın yanında tutum alan ülkelerin iktidarlarının bir çoğu, halklarına rağmen  siyasi oluşumlarının çıkarlarını emperyalizmin çıkarları ile bir görüyorlar ve bu yüzden her koşulda yeni dünya düzeninin inşasında Amerika’ya desteklerini sürdürüyorlar…

Türkiye de işte bu ülkelerden birisi ve mecliste son onaylanan ‘Lübna’na asker gönderme tezkeresi’ de bunun güzel bir  örneği…

Sayın başbakan diyor ki, ‘bütün dünya orada, Avrupa orada, Birleşmiş Milletler orada, bütün taraflar ittifak içinde, Türkiye’nin bu durumda  Lübnan’a asker göndermiyorum demesi çelişki olur’

Başbakan kendince çok haklıdır. Haklıdır çünkü, Türkiye bugüne kadar attığı her adımda Batı yanlısı bir tutum izlemiş midir? İzlemiştir; ABD ve Birleşmiş Milletlerle aynı yönde hareket etmiş midir? Etmiştir, AB’ye girebilmek için her türlü eziyete katlanmış mıdır? Katlanmıştır; Öyleyse şimdi Batının, yani kapitalizmin çıkarları Lübnan’a Türk askerinin gönderilmesini gerektiriyorsa, tercihini Batıdan yana yapmış bir Türkiye için bu talebe evet demekten  daha doğal ne olabilir ki!?…

Bu yüzden başbakan kendi çizgisinde tutarlı ve haklıdır.

Peki tezkereye kaşı çıkan bunca insan, bunca sivil toplum örgütü, sendikalar, siyasi oluşum ve partiler bunlar haksız mıdır!?…

Sorun da burada ya, onlar tüm insanlık adına haklıdırlar… Savunulan insani değerler adına haklıdırlar… Acıları dindirilemeyen anneler adına haklıdırlar… Savaştan nefret eden barışı arzulayan yürekler adına haklıdırlar… Anti-emperyalist  direniş adına haklıdırlar; Evet kesinlikle haklıdırlar ama haklı olmaları istediklerinin olmasını sağlamıyor ne yazık ki…

Çünkü bu ülke onların istemediği, onlardan yana olamayan güçlerin elinde… Bu ülke emperyalizmin yandaşlarının iktidarının söktüğü bir ülke…

Sen başbakanını seçmişsin, o başbakan da tavrını Batı kapitalizmden, emperyalizmden yana koymuş ve şimdi de ‘Lübnan’a asker göndermemek ihanettir, çelişkidir’ diyor, haklı, hem de çok haklı…

Peki bu başbakanı iktidardan indirmeye gücümüz var mı… Kendi istediğimiz gibi insanca değerlere sahip, emeğin hakkını, yoksulun hakkını, hukuku, adaleti savunacak bir anlayışı bu ülkede iktidar kılmaya  gücümüz var mı?…

Yok mu?…

O zaman demokrasi oyununu oynayıp durmayalım… Bu ülkede demokrasi falan  yok, kendimizi kandırmayalım… 

Tezkere günü Ankara’da toplanan, meclis önünde protestolar yapan sivil toplum örgütleri, siyasi partiler, dernekler, sendikalar bunun farkında değiller mi peki, tabii ki farkındalar… Ama her şeye rağmen tepkilerini gösterdiler ve çok haklılar. Çünkü ‘kulak verseniz de vermeseniz de biz varız’ demeleri  anti-emperyalist mücadele için çok anlamlıydı ve onlar bunu yaptılar…

Meydanı onlara bırakmamak her koşulda önemliydi, bunu başardılar…

Ve bu kalabalıkların yarınlar için umudu şüphesiz anti-emperyalist cephenin ‘bugün sadece biz de varız’ demekle yetindiği gücünün yarın iktidarı yerinden oynatabilecek kadar büyümesi ve ‘biz halkız dediğinde, iktidarda olmasa bile taleplerine kulakların tıkanmadığı, kamu vicdanının hiçe sayılmadığı bir Türkiye’de yaşamak, bu kalabalıkların istediği bu şüphesiz…

‘Kabul edilen tezkere’ Kapitalist Türkiye ve yandaşlarına hayırlı olsun!?…

________________

İÜ. Yrd Doç.

BİR CEVAP BIRAK