Yıpranma payının basın kartı şartına bağlanmasına tepki

Türkiye Gazeteciler Sendikası İzmir Şube Başkanı Halil İbrahim Hüner yıpranma payının “basın kartı şartı”na bağlanmasına tepki gösterdi “Yıpranma hakkı İletişim Başkanlığının insafına bırakıldı” dedi.

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) İzmir Şube Başkanı Halil İbrahim Hüner ve DİSK’e bağlı Basın-İş Sendikası, kamuoyunda “yıpranma payı” olarak bilinen “gazetecilerin fiili hizmet zammı hakkı”nın “basın kartı şartı”na bağlanmasına tepki gösterdi.

Hüner, “Yıpranma hakkı Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığının insafına bırakıldı. Bu kararla ‘Basın kartı vermediklerimdensen gazeteci değilsin ve yıpranmıyorsun’ denildi. TBMM’de gazetecilere sahip çıkmayan vekiller, seçim bölgelerinde çoğu basın kartsız habercilerin yüzüne nasıl bakacak” diye sordu.

Basın İş Kanunu’ndaki pek çok maddenin iptal edildiğini, kalan tek hakkın fiili hizmet zammı olduğunu anımsatan Hüner, ‘’En ağır şartlarda çalışan gazeteciler, en az hakka sahip meslek grubu oldu. Sendika olarak, Meclise hem gazetecileri hem de matbaa çalışanlarının fiili hizmet zammından yararlanmasını talep ettik. TGS Genel Merkez yöneticileri, bütün siyasi partilerin en yetkili kişileriyle Mecliste görüşerek, basın sektöründe çalışanların tümünün yıpranmadan yararlanmasını istedik. Yasa teklifine katkı koyacak raporumuzu sunduk” hatırlatmasında bulundu.

“HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRADIK”
Hüner, 2008 yılında matbaacılardan alınan yıpranma hakkının yeni düzenlemeyle geri verilmesini umutla beklediklerini ancak hayal kırıklığına uğradıklarını dile getirerek, şu bilgiyi verdi:

“Haberin hazırlık sürecinde gazeteciler, baskı sürecinde de matbaacılar yıpranıyor. Gazetecilere çalışma koşullarının yıpratıcılığı nedeniyle erken emeklilik sağlayan, 1977 yılında tanınan fiili hizmet zammı hakkı (yıpranma payı) 2008’de iptal edildi, 2013 yılında yeniden getirildi. 2013 yılında getirilen düzenlemeyi de haksızlığa neden olduğu gerekçesiyle açılan davada Anayasa Mahkemesi iptal etti. Anayasa Mahkemesi, TBMM’ye yeni yasal düzenleme için 9 ay süre tanıdı. Gelişme üzerine en ivedi çözüm olarak 506 sayılı yasa dönemindeki düzenlemeye geri dönülmesini talep ettik.”

BASIN KARTI OLAN-OLMAYAN AYRIMI
Halil İbrahim Hüner, TBMM’de kabul edilen yeni kanunun basın sektöründe çalışan ancak işverenleri tarafından Basın İş Kanunu kapsamında gösterilmeyen gazetecilerin, “basın kartı sahibi olan” ve “basın kartı sahibi olamayan gazeteci” ayrımını yeniden getirdiğini söyledi.

Anayasa Mahkemesinin de daha önce bu nedenle kararı bozduğunu hatırlatan Hüner, sözlerini şöyle sürdürdü:

“TBMM’de AK Parti ve MHP’nin çoğunluk oylarıyla kabul edilen kanun, Anayasa’nın bozduğu hükümleri içeriyor. Gazetecilere, ilk kez ve sürekli basın kartı verme yetkisi, eskiden Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğüne bağlı, çoğunluğunu gazeteci meslek örgütlerinden oluşan komisyondaydı.”

“BU ‘KİMİN GAZETECİ OLACAĞINA BEN KARAR VERİRİM’ FİKRİ”
“Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına dönüşümde bu yapı bozuldu. Basın kartını artık meslek örgütlerinin bulunmadığı komisyon veriyor. Basın İş Kanununa bağlı gazetecilik yapan bine yakın basın emekçisi, şu anda basın kartı alamıyor. Bazılarının da basın kartları yenilenmiyor. Gerekçe de sunulmuyor. Yeni yasaya göre bunlar da yıpranmadan yararlanamayacak. AK Parti, bu yeni kanunla bir kez daha ‘Ben kimin gazeteci olduğuna karar veririm, ona göre düzenleme yaparım. Karşımdaysanız, basın kartı da alamazsınız, kanunlardan da yararlanamazsınız’ diyor. TBMM Genel Kurulunda kabul edilen kanunun, ana muhalefet partisi tarafından ikinci kez Anayasa Mahkemesine götürülmesi bekliyoruz. Bu kararla ‘Basın kartın yoksa gazeteci değilsin, yıpranmıyorsun’ denildi. Milletvekilleri, TBMM’de gazetecilere sahip çıkmadı. Türkiye’nin çeşitli illerinde, ilçelerinde internet sitesi, TV, radyo ve gazeteler aracılığıyla 365 gün halka seslerini duyuran milletvekilleri, Mecliste kabul ettikleri yeni kanunla tüm basın çalışanlarına değil sadece uygun görüp basın kartı verdiklerine sahip çıktıklarını gösterdi.”

KARTIN YOKSA YIPRANAMAZSIN!

DİSK’e bağlı Basın-İş de bir açıklama yayınlayarak “AKP karar verdi: Kartın yoksa yıpranamazsın” dedi.

Gazeteciliğin zor iş olduğunu, sadece hapse girmek, onlarca yıl hapis cezası ile yargılanmak, mahkeme kapılarında gününü geçirmek, gözaltına alınmak gibi ‘olağan işler’ dışında da zorlukları olduğunu aktaran Basın-İş “Günlük çalışma saatiniz belirsizdir, Kovid-19 nedeniyle herkes evine kapanırken onlar yine haber için riskli alanlara girmek zorundadır ve her an virüs ile tanışabilirler. Bayramlarda çalışırlar, televizyonlarda radyasyona maruz kalırlar. Sizin gazete sayfalarında ya da ekranda görmeye tahammül edemediğiniz görüntüler onların yaşamının bir parçasıdır. Günü gelir bir politikacının ağzından çıkacak iki kelime için yağmur, soğuk demeden bekler günü gelir enkazın altından çıkartılacakları beklerler. Elbette sadece haberci için değil bu sözler, teknik ekibinden idari ekibine kadar herkes bu yıpratıcı işten nasibini alır” dedi.

Basın-İş açıklamasına şöyle devam etti:

“Polisi, hakimi yaptığı işe değil cebindeki karta bakar gazeteci olup olmadığına karar vermek için. Mahkeme ‘Devletin verdiği kart olmadığına göre gazeteci değilsin’ der çıkar işin içinden. Tüm bu adeta ömür törpüsü denebilecek rutin karşısında eğer işverenini ‘Basın İş Kanunu’na tabi çalışmaya ikna edebilirse ‘yıpranma hakkı’ elde eder. Ancak AKP o hakkı da bir çırpıda silip atıverdi. Devletin verdiği kartın yoksa yıpranamazsın!

Birçok kez söyledik, devlet tarafından verilen kart gazetecilik ehliyeti değildir. Gazetecilik yapmak için basın kartı gerekmediği gibi kart yokken de bu meslek yeterince yıpratıcıdır.

Doğru olan yıpranma hakkının sadece habercilere değil, tüm basın ve matbaa çalışanlarına tanınmasıdır. Hatta bu mesleğin bu denli yıpratıcı olmaktan çıkartılmasıdır. Bunu o yasal değişiklik için el kaldıranların da çok iyi bildiğinden şüphemiz yok. Tarihe bir kez daha not düşüyoruz. Emekçiler, günü gelince kalkan o parmakların hesabını soracaktır.”

ANAYASA MAHKEMESİNİN İPTAL KARARI

İstanbul 22. İş Mahkemesi tarafından görülen bir davada, mahkeme, gazetecilerin fiili hizmet zammını düzenleyen 5510 sayılı Kanunun 40. Maddesinin 16. bendinin iptali talebiyle 9 Nisan 2019 tarihinde Anayasaya Mahkemesine başvurmuştu.

Dava sonunda Anayasa Mahkemesi, basın ve gazetecilik mesleğinde çalışanlara ‘yıpranma payı’ getiren düzenlemeyi, Anayasa’nın 13 ve 60’ıncı maddelerine aykırı olduğu gerekçesiyle 14 Şubat 2020 tarihinde iptal etmişti.

Mahkeme basın kartı verilecek kişilerin nitelikleri ve basın kartının verilmesine ilişkin şartlar yönünden herhangi bir kanuni düzenleme bulunmadığını, konunun yönetmelikle düzenlendiğini, bu haktan sadece basın kartı sahibi kişilerin yararlanabileceği öngörülerek sosyal güvenlik hakkına bir sınırlama getirildiğine dikkat çekmişti.

Mahkeme yasal düzenleme için 14 Kasım 2020 tarihine kadar süre tanımıştı. (EVRENSEL MEDYA SERVİSİ)

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.