Thames Tüneli…

Sir Isamberd Brunnel bir gün gemiyle seyahat ederken küçücük bir gemi kurduyla tanıştı. Küçücük  kurdun o kadar güzel bir kafası vardı ki… O güzel kafasıyla  tahtayı oymaya başladı. Kendine bir tünel açtı. Minicik bir kurt için tünel açmanın ne kadar uğraştırıcı bir iş olacağını tahmin edersiniz.


Minik canlı tünelin içinden geriye dönerken vücudundan bir sıvı salgıladı. O sıvı rahat hareket etmesine yaradı. Açtığı tünelin çatısını ve duvarlarını cilaladı. İşte o gün o seyahatinde Sir Isamberd Brunnel,  gelişmiş kafasıyla kendine tünel yapan kurttan esinlenerek ünlü Thames tünelini yapmaya karar verdi. O mükemmel eser, minicik bir kurttan esinlenerek yapıldı.


Ben sizlere bazı insanların gözleriyle düşündüğünü söylesem, kabul etmek istemeyebilirsiniz. Geçmişe baktığınızda gözleriyle düşünen insanları peş peşe görmenin şaşkınlığını yaşamadan tabi ki bana hak vermenizi bekleyemem. MONA Lisa tablosunu anlatırken hepimizin ağzından ayni sözcükler çıkar.


O güzel kadın. Elleri güzeli kaşları yok; gülen ve somurtan… Ama hiç birimiz tablonun arkasındaki manzaradan söz etmeyiz. Şartlı bakmaktan vazgeçer, kendi gözlerimizle bakmaya başlarsak çok başarılı olabiliriz. Bazen bütün dünyayı gezmek yerine küçücük bir kasabada yaşamak, bir ormanda ya da kırda gözümüzü beyin yapıp dolaşmak bize çok şey kazandırabilir.


Keşifler, buluşlar şartlanmış olarak bakmadığımız da gözlerimizle de yapılabilir.


YAZARIN DİĞER ÇALIŞMALARI İÇİN: www.filiztosyali.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.