Thatcher’ın ardında bıraktıkları

Günlerdir medyayı işgal eden haber elbetteki Margareth Thatcher in ölümü. “Kör ölür badem gözlü olur” misali Thatcher oldu kahraman oldu ve İngliz tarihin barış döneminin en önemli başbakanı olarak tarihe geçirdiler. Özellikle BBC4 de her haber saatinde Thatcher hayranlarının verdiği demeklerle dolup taşıyor. Hatta politic jjargona bütün izim ler gibi “Thahtcherizm” i de eklemek gerektiği tartışılıyor.

Bakalım nedir bu Thatcherizm: Ben 1984 yılında İngiltere’ye geldiğimde madencilerin mücadelsinin dişe diş sürdüğü ve İngliz milliyetçiliğinin doruk noktasına çıktığı yıllar idi. Falkland savaşı kazanılmış, daha sonra madenciler yenilmiş ve Thatcherin zalimce uygulamalarının önünde herhangi bir engel kalmamıştı. İşçi sınıfını ve yoksulları dahada yoksullaştırmak için uyguladığı ve “Thatcherizm” denen yasaları pervasızca uygulamaya sokmuştur.

Thatcherizm denen model aslında bize hiçte yabancı olmayan kapitalizmin vahşetinin ta kendisi idi. Yani sadece ve sadece bireysel refahın, bencilliğin ve topluda vurdum duymazlığın ön plana çıktığı bir dönem idi. Özelleştidiği devlet şirketleriyle toplumda herkesin milyoner olduğu imajını vererek, insanların daha çok yoksullaştığını gizlemiş en önemlisi toplum buna aldırış etmez hale gelmiştir. Tatcherin ekonomik modelinde tek bir şey vardı oda zenginleri daha çok zenginleştirmek, toplumun geri kalanın yoksulluğunun hiç bir önemi yoktu. Aslında bu idoloji “New Labour Pary” politicalarıyla devam etmiştir. Yani Tony Blair kendisi bizzat Thatcherite bir ailede büyümekle övünmüş ve Tatcher e olan hayranlığını her fırsatta dile getirmiştir elbette bu pokitika onun hükümet işleyişine de yön vermiştir.

Thatcherin ölümünü ilk duyduğumda; batırdığı Belgrano da ölen 323 askerlerin ailelerinin ve İngiltere de madenlerin kapatılmasıyla beraber yoksullaşan insanların ne düşündüğü oldu.Begrano batırıldığında Falkland kara sularından uzaklaşıyordu ve İngiliz kuvetterine hiçbir tehdit teşkil etmediği halde batırıldı. Belgranoyla beraber öldürülen askerlerin katili Thatcher dir. Bu olaydan dolayı uluslar arası mahkemede savaş suçlusu olarak yargılanması gerekirdi.

Madenciler ve onların aileleri üzerindeki etkisi hala kuşaklar sonra devam etmektedir. Yani madenlerin kapatılmasıyla beraber işsiz kalan madenci köy ve kasabaları hızla yoksullaşmış ve işsizlik ikinci savaştan sonra en yüksek düzeye çıkmıştır. Bu gün hala Thatcher in yoksullaştıdığı insanların torunları bile bu yoksulluklan kurtulamamışlardır.

Serbest pazar ve düşük tax uygulamalarının ön önemi olanı devlet şirketlerinin özelleştirilmesi idi. Devlete ait malları satarak zenginlerin servetine zenginlik katmıştır. Sıradan insanlara £100 hisse alma şartı koyarken, satılan hisselerin büyük bölümü büyük şirketler tarafından paylaşılmıştır. Devlete çalışan üst düzey bürokratları aldıkları hisse senetleriyle bir gecede milyoner olmuşlardır. Şirketlere koyduğu düşük vergi uygulamaları ile İngıterede çalışan şirketler çalıştırdıkları insanalrdan daha düşük oranda vergi öder olmuşlardır.

Küçük devlet politikası ile tasarancoluğu desteklemiş ve büyük oranda memurları ve işçileri işsiz bırakmıştır. Yine sanayi ye yatırım yapmayarak dışarıdan ucuz emek le üretilen malları almayı tercih ederek yine sadece kuçık bir azınlığın zenginleşmesini sağlamıştır.

Evet Margareth Tatcher küçük bir manavin kızı olarak kraldan çok kralcı kesilip kendi küçük burjuva geçmişinede ihanet etmiştir. Küçük manavların yerini büyük marketlerin alması için her hürlü kolaylığı sağlamıştır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

four × five =